O tüylerin isteneni de var!

O tüylerin isteneni de var!
O tüylerin isteneni de var!

Başarılı oyuncu kameraların önüne kadar geldi, eteklerini tutup hafifçe yukarı çekti ve... Yakında çok konuşulan film ?Precious?da izleyeceğimiz Mo?Nique, bilinçli tavrının göstergesi olan bu kıl-tüy hadisesinde en büyük desteği kocası Sidney Hicks?den alıyor. Julia Roberts (sağda üstte) Saveta Jovanovic(sağda altta)

Geçen hafta Altın Küre Ödül Töreni'nde kırmızı halıda salınan şık kadınlar arasında altın renkli tuvaletinin eteğini zarifçe kaldıran bir tanesi, hadiseyi bilmeyen cümle âlemi şoke etti. Saçı, makyajı, manikürü, pedikürü tam ama bacakları bir erkek kadar kıllı olan oyuncu Mo'Nique mevzuyu yine gündeme taşıdı: Her tüy 'istenmeyen' tüy müdür?
Haber: ELİF TÜRKÖLMEZ - elifturkolmez@gmail.com / Arşivi

Geçen yaz, ‘istenmeyen tüyler’le hiçbir alıp veremediği olmayan bir milletten birkaç kadınla uzanmışız kumsala... Onların gözleri benim bacaklarda, benimkiler onların... Onlar bana neredeyse acıyan gözlerle, bense merak, hayranlık ve itiraf edeyim biraz da ‘tiksinti’ dolu gözlerle bakıyorum. Biri dayanamayıp soruyor: “Türkiye’de bütün kadınlar böyle mi?” “Nasıl?” diyorum. “İşte senin gibi” diyor, “Tüylerini alıyor mu?” Eyvah! Tüm bir ulusun kılları adına söz almak zor. Ama üç aşağı beş yukarı biliriz işte Türk kadınlarının bacak kıllarını tabii ki aldığını. Hele yaz aylarında şortlar, kısa etekler çıkarılınca çekmecelerden, bu işin rutine bindiğini. Ağdası, epilasyonu, lazeri; her neyse ama alınır işte. “Evet” diyorum, “Türkiye’de böyle.”
Kocaman açıyor gözlerini, ağda görse kaşıklayacak, epilasyon acısı nedir bilmeyen şanslı kadın. “İşiniz zor” diyor. Sonra soruyor, “Peki ama niye?”
İşte bu ağdaya ‘Fransız’ arkadaşın sorduğu, cevabı hem çok kısa hem de çok uzun soruyu geçen hafta milyonlarca kadın sordu kendine: Neden bacaklarımızdaki tüyleri alıyoruz?
ABD’li stand-up’çı ve oyuncu Mo’Nique (Monique Imes), 67. Altın Küre Ödül Töreni öncesi kırmızı halı geçişinde kıllı bacaklarını ifşa edince, bazıları tiksindi, iğrendi. Kimi ‘Herkes istediğini yapmakta özgür, bacak kıllarını alıp almaması büyütülecek bir mesele değil’ dedi, kimi de Mo’Nique’in cesaretine hayran kalıp ‘Biz de isteriz’ diye iç geçirdi. Ama herkes forumlarda, haber yorumlarında o soruyu sordu: Sahi, niye almak zorundayız ki bu kılları?
Kıl eşittir cinsel güç
Sorunun cevabı antropoloji, sosyoloji, psikoloji gibi bilimlerin konusu olsa gerek. Kıl, tüy mevzusu deyip geçmeyin; hakikaten çok derin, çok uzun, tarihsel bir mesele. Kültürden kültüre, çağdan çağa, bölgeden bölgeye değişiyor kılın değeri. Aslında genel inanç, özellikle cinsel bölgede çıkan kılların kişiye cinsel güç verdiği yönünde. Onları kökünden kurutmak çok makbul değil bu yüzden. Kıl, tüy oluşumunun testosteronla ilgisi de olduğundan, kıl eşittir cinsel performans inanışı da yaygın. Kadında da erkekte de durum böyle...
Bilim her ne kadar, ‘kıl’ın her sağlıklı insan vücudunun belirli bölgelerinde, ergenlikle beraber filizlenmeye başlamasının son derece ‘normal’ ve hatta istenen bir durum olduğunu söylese de, kozmetik sektörünün gazlaması ve hijyen kaygısıyla, o tüyler oluveriyor size ‘istenmeyen’. Gel de şimdi, genel kabulün istenmeyen ilan ettiğini iste, bağrına bas, uzat, gerine gerine göster. Olacak iş mi?
Cesareti, patavatsızlığı ve ağzının bozukluğuyla ünlü Mo’Nique’in yaptığı iş, aslında pek çok kadının içinden geçen, bazen yapmak istediği şeydi. Hiç değilse bazı günler. En azından canın isteyip istememesine bağlı olarak esnekleştirilebilmesi, epilasyon yapmak istemeyen bir kadının da bacakları kıldan görünmeyen bir erkeğin rahatlığıyla şortlu bacaklarını uzatabilmesi gerekmez miydi?
Yapan yapıyordu. Fransa’da, İngiltere’de, İspanya’da, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti ve Sırbistan’da ‘naturist’ kadınlar ve ayrıca politik bilinç falan zorlamayıp sadece ‘rahat’ olan kadınlar pekâlâ bacaklarına jilet, ağda, epilasyon aleti, artık her neyse yerel yöntem, değdirmeden mutlu mesut yaşıyordu.

Naturistler almıyor
Sırbistan demişken, ‘kıllı bacak’ meselesinde akla ilk gelen isimlerden biri de tabii ki Sırp müzisyen Saveta Jovanovic. ‘Tüm zamanların en kötü 25 albüm kapağı’ diye aratınca, bir başka kötü zevkle karşımıza çıkan Jovanovic’in bacak kılları, Mo’Nique gibi ‘jilet işi’ değil. Onunkiler, daha çok denizden çıkmış naturist kadınların bacaklarından yol yol su akmasına da imkân veren, yumuşak tüy kıvamında. Belli ki hiç ellenmemiş, tıraş bıçağı da ne ola ki, ağda acısı nasıldır diye merak edilmemiş.
Saveta Jovanovic ilginç bir kadın. Böyle, yenge gibi. Uyumsuz etek-gömlekler ya da zevksiz elbiseler giyip geleneksel Sırp ezgileri söylüyor. 70’lerde ses getiren albümler yapmış. Daha çok, oraların Selda Bağcan’ı gibi. Ama politik bağlantı yok arada. Sanırım bacak tüyü bağlantısı da yoktur.
Yani, Jovanovic’inki politik bir duruş değil pek. Tamam, genel olana ters düşüyor ama hakikaten Balkanlar bölgesinde varmış böyle bir âdet. Kadınlar ve erkekler kıl-tüy mevzularını çok da takmazmış. Çek Cumhuriyeti’nde de sarı sarı koltuk altı ve bacak tüylerini rüzgâra karşı havalandıran çok güzel kadınlar olduğu anlatılır.
Bir de ‘Saveta Yenge’nin, bacak kıllarına gelene kadar dert edilecek o kadar çok mevzusu var ki... ‘Tüm zamanların en kötü 25 albüm kapağı’ arasında gösterilen ‘Laznoje, lazno, sve sto, je tv oje’ albümünün altına yazılan yorumlardan birinde olduğu gibi “Saç kesimi o kadar kötü ki, insan bacağındaki kılları sonradan görüyor.”
Mo’Nique’in duruşuysa daha politik, bilinçli. ‘Amaaan, yetti be her gün her gün!’ kıvamında. ‘Naturist’ ya da vakitsiz olduğundan değil. Ellerde manikür, ayaklarda pedikür tam. Saç, makyaj da yerinde. Kendisinin de dediği gibi amaç, kadınlara ‘canınız istemiyorsa tıraşlamayın’ mesajı vermek.
Zaten forumlarda ve haber yorumlarında, kadınların çoğu Mo’Nique’e destek çıkıyor. Artık daha çok kadının, etek tıraşı olmadan sokağa çıkabileceğine inanılıyor.

Julia Roberts’ı unutma!
Mo’Nique çok cesur, sert ve ilginç bir kadın. CV’sinde oyunculuktan bir önceki işi ‘telefonda seks operatörlüğü’ mesela. Daha önce Barbara Walters’ın ‘The View’ adlı televizyon şovuna epilasyonsuz çıkmışlığı da var. Orada, Walters’a, “Ben şimdi ABD’de her sabah bacaklarımı tıraş edeceğim diye kesikler içinde kalan kadınlar adına konuşmak istiyorum” diyerek bacaklarını kameralara doğru uzatmış ve ‘kız kardeşlerine’, ‘Bunu yapmak zorunda değilsiniz’ mesajı vermiş. İşe de yaramış. Amerika’da artık daha çok etek tıraşsız gezen kadın varmış.
Mo’Nique’e destek verenler olduğu gibi, sert çıkanlar da var. Bacaklarına flaşların patladığı gecenin sabahında, “Bütün zenciler böyle pis işte” diye yorumlar girilince haber sitelerine, bu kez de siyah ABD’liler ayaklandı. “Asıl pis siz beyazlarsınız. Julia Roberts, koltuk altı kıllarıyla görüntülenince biz size böyle yaptık mı?” diye hesap sordular haklı olarak. Julia Roberts da ‘Pretty Woman’ zamanı, bir ödül töreninde koltuk altı kıllarıyla görüntülenmiş ve o zamanlar epey konuşulmuştu. Gerçi sonra Britney Spears, Beyonce ve Sandra Bullock da aynı şekilde takıldı magazincilerin objektifine. Pek de umurlarında olmadı, doğal olan buydu...
Bir de bacak kılını ‘cinsel fantezi’ nesnesi yapanlar var ki onların durumu ayrıca klinik vaka. Sadece tüy okşamayı sevenlerden fırça gibi sertleşmişlerini öpmeyi dünyanın en büyük zevki sayanlara, açık renklileri tercih edenlerden gür ve koyu renk isteyenlere kadar bambaşka bir âlem. Mo’Nique meselesinde de kendisini en çok destekleyen kişinin bizzat eşi Sidney Hicks olduğunu söyleyelim.
İşin bir de dini inanç kısmı var. Katolikler mesela, vücut kıllarını kesmiyor. İslamiyet’teyse vücut kıllarını düzenli şekilde kesmek sünnet. Hadis şöyle diyor: “10 şey fıtrattandır: Bıyığın kesilmesi, sakalın uzatılması, diş fırçalama, burna su çekmek, ağza su çekmek, tırnakları kesmek, parmak mafsallarını yıkama, koltuk altı ve etek tıraşı olmak, su ile temizlenmek.”
Özetle, alanın da almayanın da var bir bildiği ama kesin olan, bu mesele daha çok tıraş kaldırır.