Öğreteceği çok şey vardı

Öğreteceği çok şey vardı
Öğreteceği çok şey vardı
Türkiye'nin önde gelen hukukçularından birisi ve sanat koleksiyoneri Barbaros Çağa dürüstlük ve çalışkanlığı düstur edinmişti.
Haber: Oğuz Erten / Arşivi

Bir yazarın en zor yazılarından biri belki de bu olsa gerek. Çok sevdiği bir yakınının ardından bir şeyler yazmak… Ülkemizin yetiştirmiş olduğu müthiş beyinlerden, değerli hukukçu ve sanat koleksiyoneri Barbaros Çağa’yı dün itibariyle kaybetmiş bulunuyoruz.
Barbaros Çağa, yaptığımız sohbetlerde gençlik yıllarından bugüne dürüstlük ve çalışkanlığı kendisine düstur edindiğini ve başarıyı yakalamanın en önemli yollarının başında bu iki özelliğin geldiğini üzerine basa basa söylerdi.
1916 yılında kurulmuş olan Çağa&Çağa Avukatlık Bürosu’nun üçüncü kuşak yöneticisi olan Barbaros Çağa, babadan değil dedelerinden bu yana hukukçu olan bir ailenin üyesidir. Hukuk alanında önemli başarılara sahip, Türkiye ’nin uluslararası platformdaki temsilcisi olan değerli hukukçumuz, aynı zamanda geleceğin hukukçularını da destekleyerek özendirici olma idealini ortaya koyarak 2002 yılından bu yana her yıl düzenlenen ‘Çağa Hukuk Ödülleri’nin de başlatıcısı olmuştur. Ülkemizin önemli kurumlarının hukuk danışmanlığının yanı sıra 1970’li yılların ortalarından bu yana sevgili eşi Sema Çağa ile birlikte gerçekleştirdiği özel sanat koleksiyonu ile de sanat çevrelerince yakından tanınan ve sevilen bir isimdi. 

Çok erkendi

2002 yılında Türkiye’nin ilk çağdaş sanat alanlarından biri olan Proje4L’de ‘Günyüzü’ ismini verdikleri koleksiyon sergileri ile otuz yıla yakın zamanda bir araya getirdikleri yapıtlarını ilk defa kamuoyu ile paylaşan Barbaros Çağa, bu sergi için “Resimlerimiz zaman içinde bağımsızlık kazandılar, kendi davranış ve geleceklerinin sahibi olmaya başladılar. Eşimle birlikte resimlerimizin artık içinde bulundukları ortamın dışına da çıkmak istediklerini algıladığımız gün sergileme olgusu oluştu ve bizim buna boyun eğmekten başka bir yolumuz olamazdı. Kendileri istediler bakalım bunu istemiş olmaktan memnun kalacaklar mı?” gibi yaşayan bir varlık olarak gördüğü sanat yapıtlarını, tıpkı eşi Sema Çağa gibi hayatının bir parçası haline getirmişti. Sanat yapıtının tek bir sahibi olmadığını bilir ve onları belli bir süre koruma görevi ile kendisinin onurlandırılmış olduğunu her fırsatta vurgulardı.
Bir dost, yakın bir akraba gibi gördüğümüz değerli büyüğümüz Barbaros Çağa’yı çok özleyeceğiz. Bize öğrettikleri ve nasihatleri hep aklımızın bir köşesinde yer alacak ama henüz çok erkendi ve kendisinden öğreneceğimiz çok şey vardı.