Okay Temiz: Özbeğen dünyadan haberdar bir insandı

Okay Temiz: Özbeğen dünyadan haberdar bir insandı
Okay Temiz: Özbeğen dünyadan haberdar bir insandı

Özbeğen Orkestrası 1966 (soldan sağa): Aydemir Mete (bas), Okay Temiz (bateri), Esin Engin (solist), Mustafa Özkent (e. gitar), Emin Aydın (saksafon)

1965-1966'da 'Özbeğen Orkestrası'nın davulcusu olan ünlü müzisyen Okay Temiz, Ferdi Özbeğen'i Radikal.com.tr'ye anlattı.

İSTANBUL - 12 yıldır mücadele ettiği hastalık nedeniyle aramızdan ayrılan Ferdi Özbeğen her ne kadar ‘taverna müziği’ denilen tarzla tanınsa da Türkiye ’de ‘orkestra müziği’nin de öncülerinden olan bir sanatçıydı. Uzun yıllar İstanbul Çınar Otel’de orkestrası ile müzik yapan Özbeğen’in bu süreçte yolunun kesiştiği müzisyenler arasında Esin Engin ve Okay Temiz gibi sonradan müziğin farklı türlerinde büyük ün yapan isimler de var.
O isimlerden biri olan ve 1965-66’da, Ferdi Özbeğen Orkestrası’nın davulculuğunu yapan dünyaca ünlü müzisyen Okay Temiz, Özbeğen’i anlatırken müziğin dışındaki geniş ilgi alanlarına da atıfta bulunuyor: O Tüm dünyayı bilirdi…

 



“CAZ DA ÇALDI ARABESK DE…”

Okay Temiz, Radikal.com.tr’ye Özbeğen’in ardından şunları söyledi, “Ferdi’yi çok eskiden, 1965’ten beri tanırım. Bir seneden fazla beraber çalıştık Çınar Oteli’nde. Çok güzel günlerimiz oldu, haftanın altı günü hep beraberdik. Aile gibiydik. Grubumuz, Türkiye’de dans müziği yapan grupların en iyilerindendi. Hem Fransızca hem de İngilizce söylerdi. Tabii o zamanlar Türkiye’de üç dört tane orkestra vardı, biri de Ferdi’nin çalışmasıydı. Kendisi dans müziği kültürünü Türkiye’ye taşıyanlardandı. O zamanlar Ferdi’nin repertuvarı ve tarzı çok değişikti, caz müziği de çalardı. Fakat sonra arabeske döndü. Tabii Türkiye çalkalandı o değişimle birlikte. O müzik aldı götürdü onu. En son beş sene önce Bodrum’da görüşmüştük, bir de telefonlaşmıştık. Bu sabah vefat ettiğini öğrendim. Hayat dolu, neşeli, çok kültürlü birisiydi. Bazı insanlar vardır, yalnız müzik bilir. Ferdi öyle birisi değildi, tüm dünyayı bilir ve her konudan haberdardı. Çevrede, dünyada neler oluyor farkındaydı…”

 



SES DERGİSİ’NİN 1966’DAKİ ‘ÖZBEĞEN ORKESTRASI’ TANITIMI
Zıpkın gibi bir topluluk: Ferdi Özbeğen Orkestrası
Bugün sizlere yaz mevsimini büyük bir eğlence havası içinde geçiren genç müzik topluluklarından Ferdi Özbeğen Orkestrası'nı tanıtacağız.

Özbeğen Topluluğu şu altı arkadaştan kuruludur:

Esin Engin (solist) 1945 doğumlu olan Esin çok küçük yaşta müziğe başlamış, merakını Amerika'da ilerletmek imkanını bulmuş bir sanatçı, ideali senfoni orkestrası şefliği olan Engin, Türkiye'den Erol Büyükburç, dışarıdan ise Tony Bennet hayranı.

Emin Aydın, topluluğun saksafoncusu... 1941 Zonguldak doğumlu. Müziğe İsveç'te başlayan Aydın'ın takdir ettiği müzisyenler Başar Tamer ve Frank Sinatra.

Mustafa Özkent, orkestranın aranjmanlarını yapan elektro gitar... Özkent müziği, tahsilini yaptığı arkeolojiye tercih eden bir eleman. Gaziantep doğumlu olan Mustafa, Özdemir Erdoğan ve Julie London'u severek dinliyor.

Grupta kontrbası, dünyaca meşhur «Gazino di Liban»da iki yıl başarıyla çalışmış ve bu arada dünyanın sayılı vedetleriyle arkadaş olmuş olan Aydemir Mete çalıyor. Evli ve iki çocuk babası olan Mete, dışarıdan Sammy Davis Jr.'ı içeriden ise Süavi Akkanat'ı beğeniyor.

1939 doğumlu olup, Türkiye'nin sayılı caz hastalarından olan Okay Temiz, orkestranın bateristi... Beğendiği şarkıcı Ayla Dikmen olan Okay, müziğe 1955'te konservatuvarda başlamış.

Hayatta her ne işte olursa olsun o işin en iyisini yapmayı gaye edindiği için yukarıdaki elemanları orkestrasına aldığını söyleyen Ferdi Özbeğen, hariciyeci olmak isterken tesadüfler neticesi kendisini müzikte bulmuş. Devamlı gülen yüzü ve efendi halleriyle hemen sempati kazanan bir genç, Ferdi...

Swingin tam olmasına gayret eden, her tarz müziğin tam karakterini vermeye çalışan ve plak taklitçiliğinin tamamen aleyhinde olan Ferdi Özbeğen, orkestralarımızda bir tembellik olduğu kanısında, icracı kadar yaratıcı müzisyene ihtiyaç duyulan piyasayı ikiye ayırıyor. Yaşlı neslin müziğini icra edenler ve yeni tip müziği yapmaya çalışanlar. Bunların arasında da yeni ile eskiyi bir arada götürebilenlerin parmakla sayılabilecek derecede az olduğunu söylüyor. (Ses Dergisi - 23 Temmuz 1966)