'Okumuş insan halkın yanındadır'

'Okumuş insan halkın yanındadır'
'Okumuş insan halkın yanındadır'
Öğrenci kollektifleri, üç yıldır 6 ilde, 15 mahallede 1500 çocuğa tiyatrodan heykele, matematikten İngilizce'ye her konuda destek oluyor
Haber: UMAY AKTAŞ SALMAN / Arşivi


İSTANBUL - Üç yıldır, İstanbul, Ankara , İzmir , Bursa, Kocaeli ve Eskişehir'in yoksul mahallelerinde hummalı bir çalışma var. Üniversite öğrencileri, her yaz mahalledeki çocuklara tiyatrodan matematiğe, heykelden İngilizce'ye pek çok konuda ders veriyor. Öğrenci Kollektifleri 'Okumuş insan halkın yanındadır' diyerek yola çıktı. Oyun alanlarının bile olmadığı mahallelerde oturan, kalabalık sınıflarda eğitim almaya çalışan çocuklara yeni kapılar aralandı. Matematik eskisi gibi zor değil, sınıfın bir köşesinde sesiz oturan çocuklar artık tiyatro oyunu sergileyebilecek kadar girişken. İmkanlar kısıtlı, çaba ve hedefler büyük. Öğrenci kollektifleri üç yılda 15 mahallede yaklaşık 1500 çocuğa ulaştı.

Öğrenci Kollektifleri'nin hayata geçirdiği yaz okullarına Halkevleri de destek veriyor. Üniversiteliler yaz okullarının ilanlarını üniversitelere asıp, gönüllü öğretmen ararken, halkevleri de mahallelerde okulun duyurusunu yapıyor. Dersler, halkevlerinde gerçekleştiriliyor.
İstanbul'daki yaz okullarının adresi, Ümraniye, Esenyurt ve Okmeydanı.

Çaba fiziksel engeleri yeniyor

Okmeydanı'nda halkevinin önü hareketli çocuklar koşturuyor, üniversite öğrencileri derse başlamak için son hazırlıklarını tamamlıyor. Onların yaz okulunda binicilik, yüzme, basketbol gibi dersler yok. Geniş alanlarda, spor sahalarında da çalışamıyorlar. Halkevi fiziksel olarak yetersiz ama her şey çocuklar için. İki küçük sınıf yeri gelince tiyatro sınıfı yeri gelince de sıralar kaldırılıp yere serilen bir perdeyle ana sınıfı oluyor. Çocuklar halleriden çok memnun. Babası işçi olan ve yedi kardeşi olan 6. sınıf öğrencisi Selime Tunç, üç yıldır yaz okullundaki her etkinliğe katılıyor. 61 kişilik bir sınıfta eğitim alan Selime yaz okulunda çok eğlendiğini anlatarak "Okulda fazla eğlenemiyoruz. Çok kalabalık ders dinleyemiyoruz. Gezilerin hepsi parayla, gezilere de katılamıyoruz. Burada gezmek bedeva. Çok güzel burası" diye konuşuyor. 10 kardeşi olan Dilek Sivri de yaz okulunun müdavimlerinden. Dilek "İstediğimiz her şeyi yapabiliyoruz. Öğretmenlerimiz bizimle sohbet ediyor. Okulda öğretmenlerimizle konuşamıyoruz" şeklinde konuşuyor. 3. sınıf öğrencisi Sevda Uğurlu "Bu sene ilk kez geldim, çok güzel. Burada çok iyi çocuklar var. Her şeyi paylaşıyorlar" diyor. Fatma'da ilk kez bu yıl geliyor yazokuluna. İki yıl önce Batman'dan ağabeylerinin çocuklarına bakmak için gelmiş İstanbul'a. 10 kardeşi var. Tüm aile artık İstanbul'da. 4. sınıf öğrencisi Fatma şöyle konuşuyor: "Komşumuzun kızı buraya geldikten sonra çok çalışkan oldu. Ben de o yüzden geldim. Okulda İngilizceyi öğrenemiyoruz, burada öğrenmek istiyorum."

İmece usulü yaz okulu
Dersler bitiyor, öğle arası oluyor. Üniversiteliler yemeğe oturmuşken, genç bir kadın bir elinde iki çocuğu diğerinde bir poşet kapıdan giriyor. Kızını ve oğlunu öğleden sonraki ana sınıfı eğitimine getirmiş. Elindeki poşeti kaldırırak gençlere sesleniyor: "Size kek getirdim". Yaz okulu imece usulü devam ediyor. Üniversiteliler kimi zaman kendi harçlıklarından kimi zamanda esnaftan, sivil toplum kuruluşlarından topladıkları paralarla çocukların dersleri için gerekli olan malzemeleri temin ediyor. Üniversite öğrencilerinin yemekleri ise çoğunlukla mahaleliden ve yaz okuluna katılan çocukların ailelerinden.

Hayalleri yazokulunu Türkiye geneline yaymak
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi Ali Çoşkun, yaz okullarında eğitim sistemine alternatif olacak şekilde ders işlediklerini anlatıyor: "Dersleri oyunlarla aktif hale getiriyoruz. Öğrenciler derslerde aktif oluyor. Örneğin hikaye okuyoruz. Hikayenin sonunu öğrencilerin kendilerinin tamamlamasını istiyoruz. Eğitim bir hak ama Türkiye'de hak olmaktan çıkmış durumda. Bu çocukların haklarını almasını sağlıyoruz." İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyetı 3. sınıf öğrencibi Uğur Gümüşkaya, "Üniversite okuyoruz. Bunun bize getirdiği bir sorumluluk var. Bilgimizi sadece kendi kariyerimiz için kullanamayız" diyor. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi Eren Can, yoksul mahallelerde çocukların okulöncesi eğitim alamadığını belirterek onlara kısa süre olsada bu eğitimi verdiklerini ve ailelere önemini anlattıklarını söylüyor.

İmkanlar kısıtlı hayaller büyük
Halkevinden Rüya Kurtuluş daha birçok projelerinin olduğunu ama olanakları olmadığı için hayata geçiremediklerini anlatıyor: "Yaz tatilinde okullar boş, bi eğitimleri daha rahat okullarda yapmak istedik ama olmadı. Geçen sene ritim grubu vardı. Bir okulun müzik aletlerini almıştık. Bu sene onlara da lazımmış alamadık. Bu yüzden ritim grubu kuramadık. Spor salonu tahsis edilse spor da yaptırabiliriz çocuklara. Bizi en çok zorlayan maddiyat.Örneğin bu yılki gezi Çatalca'daki Nesin Vakfı'na kara kara yol masraflarını nasıl karşılayacağımızı düşünüyoruz."

Yine de üç yılda üniversiteliler yoksul mahallelerde büyük işler başardı. 15 mahallede yaklaşık 1500 çocuğa ulaştı. 2008 yılında Okmeydanı'nda sağlık ocağı isteyen mahalleliye, Türk Tabipler Birliği'nin desteğiyle sağlık taraması yapıldı. Gültepe'deki çocuk parkı boyandı, Oyuncak ve Arkeoloji Müzeleri'ne geziler düzenlendi, film gösterimleri yapıldı. Rehberlik öğretmenlerinin katkılarıyla ailelerin çocuklarıyla nasıl ilişki kurmaları geretiğine dair eğitimler yapıldı. Ümraniye'de çocuk parkı olmayan mahalleye park yapılması için çabalar devam ediyor. Eskişehir'de satranç öğretilen çocuklardan biri il genelindeki turnuvada derece yaptı... İletişim için: www.kollektifler.net. 0212 235 08 82