Olimpiyat Oyunları'na kadın gözü

Olimpiyat Oyunları'na kadın gözü
Olimpiyat Oyunları'na kadın gözü

Kasapoğlu, aynı zamanda milli sporcu.

2010 Kanada Kış Olimpiyat Oyunları tam gaz sürerken, resmi web sitesi için çalışan altı fotoğrafçıdan biri olan Mine Kasapoğlu'na bağlandık. Olimpiyat Köyü'nden girip bir kadın olarak spor fotoğrafçılığı meselesine uzandık
Haber: EYLEM URAL / Arşivi

Mine Kasapoğlu, İstanbul dışında, Viyana, Paris, Boston, Atina gibi dünyanın farklı şehirlerinde çalışan bir profesyonel fotoğrafçı. Ama asıl gönül verdiği alan spor fotoğrafçılığı. 2002’den beri hiçbir Olimpiyat’ı kaçırmıyor. Bu alana ilgi duymasında eski Basketbol Federasyonu ve Türkiye Olimpiyat Komitesi Başkanı olan dedesi Turgut Atakol’un da payı var. Fakat bu işe sonradan kafayı takan kendisi...
Öyle bir kafayı takmak ki, Kasapoğlu, bu yıl Vancouver’da düzenlenen Kış Olimpiyat Oyunları’nda, www.olympic.org web sitesi için fotoğraf çeken altı resmi fotoğrafçıdan biri oldu. 28 Şubat’a kadar sürecek müsabakalar tam gaz giderken ve fotoğrafçımız ağzının suları akarak çalışırken Vancouver’a bağlandık.

Bu, bir fotoğrafçı olarak hayatınızın en büyük işi mi?
Öyle diyebilirim, evet. Olimpiyat’tan daha büyük ne olabilir ki?
Daha önce Türkiye’den resmi www.olympic.org web sitesi için fotoğraf çeken biri olmuş muydu?
Hayır, olmamış. İlk defa bu işi yapma gururu bana nasip oldu. Ben de elimden gelen en güzel fotoğrafları çekmeye çalışarak, Olimpiyat’ta ülkemizi elimden geldiği kadar iyi temsil etmeye çalışıyorum.

Bu resmi fotoğrafçılar nasıl seçiliyor?
2002’den beri her Olimpiyat Oyunları’na gitmek ve fotoğraf çekmek benim kişisel projem. Tabii bu zaman içinde beni tanımaya da başladılar Olimpiyat fotoğrafçıları arasında. Vancouver 2010 Kış Olimpiyat Oyunları için de, resmi web sitesi için çalışacak altı fotoğrafçıdan biri seçildim. 

Olimpiyat Oyunları’nı, genel olarak spor müsabakalarını fotoğraflamanın sizin açınızdan çekici yanı ne bu kadar?
Olimpiyat birçok açıdan çok önemli. Birincisi kişisel anlamda. Onun dışında bir sporcunun disiplin ve kararlılık sonucu vücudunu ve zihnini, olabilecek en üst noktaya çıkarabilmesi ve bütün dünyaya insan vücudunun neler yapabileceğini göstermesi adına önemli... Bir de tabii ulusal anlamda bütün dünya ülkelerinin bir araya gelip barış ve fairplay içinde yarışabilmeleri bence çok önemli bir olay. Bu tarihi oyunları fotoğraflamak benim için büyük bir zevk. 

Daha önce hangi Olimpiyat Oyunları’nı takip etmiştiniz?
Bu beşinci Olimpiyat’ım. Salt Lake 2002, Atina 2004, Torino 2006, Pekin 2008 ve şimdi de Vancouver 2010...

Spor fotoğrafçılığının zor yanları neler? Nasıl bir kabiliyet, nasıl bir göz gerekir?
Bir kere ekipman çok ağır. Uzun mesafeler gidiyorsunuz ve çok şey taşımak gerekiyor. Gerçekten çok yorucu. Ama tabii sporcuların bu noktalara gelebilmek için verdiği emekle karşılaştırılamaz bile. O yüzden bu yaptıklarımızın hepsine değiyor. Onları en iyi şekilde görüntülemek bizim işimiz. Bu işi iyi yapabilmek için de çekim anında iyi fotoğrafı yakalamayı her şeyden çok istemeniz lazım.

Vancouver şimdiye kadar nasıl gidiyor? Nasıl kareler çıktı?
Şu ana kadar çok güzel geçti benim için. Çektiğim kareler beni memnun ediyor ama daha çok lazım tam anlamıyla tatmin olmam için.

Hayatını kaybeden Gürcü sporcu galiba açılışın coşkusunu da, genel havasını da etkiledi... Siz hadiseyi nasıl yaşadınız? Haberi nerede, nasıl aldınız?
Kesinlikle, çok üzücü bir olaydı. Açılış coşkusunu kimse doğru dürüst yaşayamadı. Olimpiyat rüyasını takip ederek buraya gelmiş; son antrenman gününün, son inişinde hem de son virajda yoldan çıkıp oracıkta hayatını kaybetti. Diyecek kelime az böyle bir olaya... Ben basın merkezindeydim o sırada ve bir sürü televizyon ekranında aynı anda kazayı gösteriyorlardı. Seyretmez olaydım keşke...

Daha devam ediyor ama sizin için şimdiye dek en unutulmaz an hangisi oldu?
Türk takımını ziyaret edip grup fotoğraflarını çekmeye, Whistler’daki Olimpiyat Köyü’ne gittim. Benim basın kartım olduğu için sadece belirli bir yere kadar gidebiliyorum, sporcuların kaldığı, yemek yediği yerlere giremiyorum. Kapıdan bizim ekibi aradım. Beş dakika sonra bütün kafile çıkıp beni karşıladı, üstelik ertesi gün iki sporcunun yarışı olmasına rağmen. Çok güzeldi hepsini birlikte görmek. Bir de Amerikalı Seth Wescott’ın ikinci kere snowboardcross’ta altın madalya aldığı yarışa gitmiştim; gerçekten inanılmazdı. Son anda Kanadalı snowboard’cuyu çok teknik bir hamleyle geçip beklenmeyen bir şampiyonluk kazandı.

Başka kadın fotoğrafçı var mı? Genelde galiba kadın spor fotoğrafçısı az oluyor. Siz nasıl baş ediyorsunuz bu erkek dünyayla?
Spor fotoğrafçıları arasında kadın gerçekten çok az, yüzde 2 belki. Ama bence kadın olmanın avantajı, dezavantajından çok. Mesela benim boyum kısa olduğu için insanların önüne geçsem bile rahatsız olmuyorlar. Bir de o itiş kakış içinde diğer fotoğrafçılar kadınlara biraz daha nazik davranıyor. 

Siz kendiniz de sporcu musunuz?
Evet, ben de snowboard sporcusuyum. Türkiye şampiyonluğum var; milli sporcuyum. Benim dalım snowboardcross. Yani motocross düşünün; dönüşlü, atlamalı, bombeli bir pist ama snowboard için... Dört snowboard’cu aynı anda başlıyor, ilk iki, bir üst tura çıkıyor. Çok zevkli ve de sürprizli bir spor.


    ETİKETLER:

    Basketbol