Ölünce bu sergide yaşamak ister misiniz?

Ölünce bu sergide yaşamak ister misiniz?
Ölünce bu sergide yaşamak ister misiniz?
Alman araştırmacı ve anatomi uzmanı Dr. Gunther von Hagens'in gittiği her yerde tartışma çıkaran ünlü sergisi 'Body Worlds' nihayet İstanbul'a da geldi. Ziyaretçilere zor soruyu sorduk: Bu sergideki bir bedende ölümsüzleşmek ilginizi çeker mi?
Haber: AYŞEGÜL OĞUZ / Arşivi

 

FORUM
  • Siz bedeninizi böylesi bir sergiye bağışlamak ister misiniz?
  • 999 karakter
  • İsminiz
  • e-mail
  • gönder

Dünyaca ünlü ‘Body Worlds Orijinal Vücut Dünyası Sergisi-Yaşam Döngüsü’, İstanbul Antrepo 3’te açıldı. Gerçek insan ve hayvan bedenlerinin özel bir kimyasal sistemle dondurulmuş olarak karşımıza çıktığı sergi yıllardır dünyanın pek çok ülkesini dolaştı, her durağında çok tartışıldı, konuşuldu. İnsan vücudunun zarif formunu keşfedip stres altında ve hastalık zamanında nasıl kırılgan olduğunu, sağlıklıyken de nasıl müthiş bir güce ulaştığını gösteren sergi, ziyaretçilerin bedenin iç alanlarını ve dış oluşumunu keşfetmesini sağlıyor. Alman araştırmacı ve anatomi uzmanı Dr. Gunther von Hagens’in ‘plastinasyon’ yöntemi ile ‘çürümez’ hale getirdiği 200’den fazla beden parçasının sergilendiği ‘Body Worlds’de kas, damar ve organlar, yaşayan vücudun içinde olduğu gibi, bozulmamış. 17 Aralık’a kadar açık olan sergiyi ziyaret edenlere sorduk: Sergiyi gezerken ne hissettiniz? Bedeniniz böyle ölümsüzleşsin ister misiniz?

İsmail Acar (Ressam, 39)
‘Mizah anlayışı fazla geldi’

Çok abartılacak bir sergi değil ama çok insanın da görmesi gerekiyor. İnsanların bedenlerini bağışlamasının ötesinde bu gördüklerimizin hepsi şu anda Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün kadavralarında mevcut. Biz üniversitede de bu çalışmaları yapıyorduk. Bunu bir şovla sergiliyorlar. Aslında şov kısmını beğenmedim. Ressam, basketbolcu gibi insanlar oluşu, kattıkları o mizah anlayışı bana fazla geldi. Ama herkesin kendi bedenine yolculuk yaptığı bir sergi. Enteresan. İnsanın kendisiyle, evrendeki konumuyla yüzleştiği anları yaratıyor. Ne itici, ne de dinsel tepki verilecek bir şey. Az da olsa Rönesans etkisi yaratıyor, burada biraz plastikleşme hali var. Ben bağışlamayı asla düşünmem. Buradaki ana ilke, insan bedeninin sergilenmesinin ötesinde tanımlanması. Biz hep bedenin görünen kısmına ya da iyilik-kötülük kısmına baktık. Burada gerçekten derinin altındaki kısım var. Ben derimin altındaki kısımla kimsenin ilgilenmesini istemiyorum. 

Bulut Çırpan (Öğrenci, 12)
‘Sergiye Fethiye’den geldik’

Biz bu sergi için Fethiye’den geldik. Bu kadar etkileyici olacağını tahmin etmemiştim. İnsanların vücutlarının kas, damar sistemlerini görmek müthişti. Bilime hizmet etmek için, insanların bedenlerini tanıması için kendi bedenimi bağışlardım kesinlikle. 

Funda Çırpan (Resim öğretmeni, 35)
‘Bağışlamak başka bir boyut’
Bulut doktor olmak istiyor. Sergiden sonra fikri değişir mi bilmiyorum ama uzun süre hafızalarımızda kalacak bir sergi. Tabii ben bir yandan da resim bilgimle bakıyorum. İnsanların mesleki deformasyonlarına göre bedenlerinin değişimini de görüyorsunuz. Ama bir basketbolcunun o kas yapısını ve sağlıklı bedenini görmek inanılmazdı. Bağışlamayı düşünür müyüm bilmiyorum. O başka bir boyut. 

Erdoğan Karayiğit (Öğrenci, 13)
‘Gömülmek daha iyi’

Ben bağışlamam bedenimi. Buraya bırakmak yerine mezara gömülmek daha iyi. İnsanlar gelip bakıyor ama senin kim olduğunu bilmiyor ve yeteri kadar değer vermiyorlar. Kafatasındaki kan damarlarından etkilendim. Kaslar ve zürafanın bedeni de çok etkileyiciydi. 

Mehmet Ayhan Böçe (Öğretmen, 50)
‘Bir çınar ağacı dikseler yeter!’
Sigara içiyorum, sigara içen birinin vücudundaki etkileri yakından gördük. Kanserle ilgili bölüm de mükemmeldi. Bu sergiyi hazırlayan, bu çabayı gösterenlere çok büyük saygı duydum. Kasların ve kemiklerin ilişkisi muazzamdı; zaten insan bedeninde etken olan iki şey var: Kas ve kemik dokusu. Kas ve kemik yoksa, hele hele kas yoksa kemiğin de bir anlamı yok. O kas dokularının ana çatıyı nasıl ayakta tuttuğunu, o bağlantıları gözümle görmem çok etkiledi. Bedenimi bağışlamayı düşünüyorum. Ben bağışladıktan sonra, mezar yerine bir çınar ağacı dikseler yeter! 

Uğur Akkaya (Serbest meslek, 33)
‘Vizesiz bütün dünyayı binlerce yıl dolaşacağım!’

Sergiyi ilk defa Almanya’da gördüm. Görmeden önce duyduklarım kafamda tereddütler oluşturmuştu, fakat gördüğünüzde etik anlamda aklınıza gelen bütün sorular çürüyor. Zürafayla karşılaşmak beni hayrete düşürdü; kalbi çok büyük, bir insanın kafası kadar adeta... Gunther von Hagens’in bedenini bağışlayıp bağışlamayacağını da çok merak ediyorum. Organ bağışıyla bu çalışmaya bedeninizi bağışlamak arasında fark olduğunu düşünmüyorum. Düşünsenize, sergi için bedenimi bağışlarsam vizesiz bütün dünyayı, belki de binlerce yıl dolaşacağım! 

Gürkay Sevinç (Öğrenci, 13)
‘İnsanların hayatını kurtarırdım’

Bağışlamazdım. Onun yerine zaten yapmayı düşündüğüm organ bağışını yaparım. Çünkü insanların hayatını kurtaracaksın o zaman. Atın gözlerinden çok etkilendim. İnsanın kulak, dudak ve kaşlarının beyaz olması da ilginç. 

Öznur Mayruk (Öğretmen, 48)
‘Daha çok yazılar ilgimi çekti’

İnsan vücudunu böyle görmek inanılmaz. Aslında daha çok ilgimi çeken yazılar oldu. Yaşamın matematiği başlıklı bir yazı vardı mesela ilginç. Alzheimer hastalarının duygu değişimine dair sunulan bilgiler de... Benim için öbür dünyanın bir önemi yok. Bilime hizmet edeceksem neden olmasın! Bağışlarım yani. 

Gül Kaynak (Detoks uzmanı, 37)
‘Danışanlarım görsün isterim’

Sağlığıyla alakalı herkesin ziyaret etmesi gereken bir sergi. Özellikle iç organların nasıl hastalandığıyla ilgili çok etkileyici şeyler var. Sigara içen, yağlı yiyen insanların bedenlerini görmek, kanserin nasıl oluştuğunu izlemek önemli. Bedenimi bağışlamayı düşünürüm. Başka bir ruh olarak zaten hayat bulacağız ama bedenler ölüyor. Detoks uzmanıyım, insanlara her gün nasıl beslenmeleri gerektiğini anlatıyorum. Özellikle kalın bağırsaklara nasıl yüklendiğimizi o kadar çok anlatıyorum ki. Bu sergiyi tüm danışanlarımın görmesini çok isterim. İnsanlar kendini aynada seyrediyor ama iç organlarını görmesi çok etkileyici. Babam kimya öğretmeni, onu da Babalar Günü’nde getireceğim. 

İpek Türkili (Reklamcı, 30)
‘Embriyondan çok etkilendim’

Bir arkadaşım bu sergiyi Londra’da görmüştü, ondan duymuştum. Burada anatomi dersinde gibi hissediyor insan kendisini. Anatomiyi merak ediyorum, iyi ki gelmişim. Kesinlikle bağışlarım bedenimi. Zaten organ bağışı yapmayı düşünüyordum. Embriyon kısmında çok etkilendim açıkçası. 

Aysu Saatçi (Ev kadını, 50)
‘Buradakiler ölümsüzlüğü bulmuş’

Muhteşem bir sergi, umduğumdan çok daha üstün. Çok emek verilerek hazırlanmış, belli. Bizler çocuklara insan bedenini resimlerle öğretiyoruz fakat gösteremiyoruz, çok yazık. Şurada bir böbrek var herhalde, şu kırmızı olan; çok etkilendim, böbreğin muhteşem bir damar ve kanal sistemi olduğunu bilmiyordum. Bir sünger doku gibi... Bedenimi bu çalışma için bağışlamayı düşünebilirim aslında. Nasıl sergileneceğime onlar karar versin, nasıl faydalı olacaksam öyle sergilensin. Ama bir mezar taşım da olsun. Çocuklarım gelsin, ansın beni isterim. Tabii bu da insanları ölümsüzleştiriyor. Firavunları düşünüyordum, onların bütün amaçları ölümsüz kalmaktı ve başardılar. Bu sergiye bedeninizi bağışlarsanız, siz de yüzlerce yıl yaşayacaksınız ve insanlar sizi hayranlıkla, hayretle izleyecekler. Süper! Buradaki herkes ölümsüzlüğü bulmuş! 

Figen Özüm (Öğretmen, 33)
‘En büyük sanatçının sanatındaki sonucu görüyoruz’

Her şeyden önce yaratılışın sırrını merak ettiğim için geldim. Müthiş bir hayranlık içeindeyim şu anda Teoriyi biliyoruz ama bunu görmek muhteşem. O kadar karmaşık, kompleks bir yapı var ki, en büyük sanatçının sanatındaki sonucu görüyoruz şu anda. Gunter von Hagens ne kadar zamanını verdi bu işe, nasıl çalışmalar yaptı bilmiyorum ama yaşadığımız zamanda birçok insana mesaj verecek bir sergi. Böyle bir bağışlama fikri olduğunu ilk defa duyuyorum ama ben bağışlamam. Biraz ürkütücü. Faydayı sanattan önce sağlık için düşünüyorum. Canı ve sağlığı birincil olarak düşünürüm her zaman. 

Osman Özsoy (Organizatör, 36)
‘Vücudun çürümesine, ruhun devamına inanıyorum’

İnsanın kendi vücudunu görmesi ilginç. Ama sergi hakkında birtakım yanlış bilgiler dolaşıyormuş, burada sergilenen bedenlerin çalıntı olduğuyla ilgili... Tamamının bağış olduğunu öğrenince rahatladım. Bağışlamayı düşünmem, o his kötü bence. Organ bağışı mantıklı geliyor da, bu değil. İnsanın doğal seyrine aykırı bence. Öldükten sonra vücudun çürümesine, ruhun da devamına inanıyorum. Biraz tuhaf insanın bedenini bağışlaması. Cenini izlemek, onunla karşılaşmak çok ilginçti. İnsanın kendi vücudundan bu kadar ürpermesi de benim için ilginç bir tecrübeydi. 

Necmiye Köse (Heykeltıraş, 37)
‘Akşama kadar çıkmayabilirim’

Gördüğüm en muhteşem sergi. Buradan akşama kadar çıkmayabilirim. Gunther von Hagens’le tanışmak istiyorum. Kurgu o kadar güzel ki, burada insanların anatomisini izliyoruz ama estetik yönü daha da kuvvetli. Bu sergide yok ama hamile bir kadını da sergiliyor diğer sergilerinde, onu da görmeyi çok isterim. Kesinlikle bağışlarım bedenimi. Üstüne de para veririm gerekirse... Çok cezbedici; biz okulda okurken yeteri kadar kadavra izleyemiyoruz. Fotoğraf çekemediğim için çok üzülüyorum. 

Mustafa Zengi (Emekli, 47)
‘Yabancısı değilim’

Zürafanın önünde yakaladınız beni! Daha önce belgesel kanallarının birinde, dünyada böyle sergiler yapıldığını, bedenlerin bu hale gelme aşamalarını anlatan bir film izlemiştim. Yabancısı değilim yani, İstanbul’a gelince de koşarak geldim. Eşim fen bilgisi öğretmeni, beni önden keşfe gönderdi. Öldükten sonra böyle bir amaçtan ziyade organlarımı bağışlamayı düşünüyorum. İnsanın damar sistemi ve o muhteşem yapı beni çok etkiledi. 21. yüzyıldayız, insanoğlu buluşlar yapıyor, makineler üretiyor ama insan bedeninin muhteşem yapısını hâlâ çözemediler... 

Engin Topay (Kimya mühendisi, 56)
‘Fotoğraf ya da filme benzemiyor’

Çok etkileyici; adalelerin, vücuttaki yağları ve deriyi çıkardıktan sonra vücudun olduğu şekliyle gösterilmesi çok çarpıcı. Gördüğümüz fotoğraf ya da filmlere hiç benzemiyor. Hiçbir doktorun bir kadavrayı bu çıplaklık ve derinin çıkmış haliyle görme olanağı yok. Kısmi olarak öğrenim ve meslek hayatında görebilirler ama kas, kemik ve sinir sisteminin bu çarpıcı görüntüsü, bunun da kimyasal bir işlevle muhafaza edilmesi inanılmaz. Sinir sisteminin tamamıyla gösterildiği, bütün organların üç boyuta ayrıldığı gösteri serginin zirvesi. Sergi için değil de organlarımı bağışlayacağım. 

Şimal Aydoğdu (Öğrenci, 20)
‘Denge ve fizik kuralları çok heyecanlı’

Elimdeki anatomi sözlüğünden de belli olduğu üzere tıp öğrencisiyim. İnsan böyle bir iş yapmaya karar verdiği anda uykusu kaçar. Şu anda kan damar arterlerinin gösterildiği noktadayız; çok büyük bir emek var burada. İnceleyemiyorum bile, o kadar hayran kaldım. Bir de bu yıl anatomi dersi gördük, dolayısıyla yıl boyunca kadavralarla haşır neşir olma fırsatım oldu. Ata binen adamdan çok etkilendim. Evet anatomi biliyorum ama o denge ve fizik kurallarıyla karşılaşmak da çok heyecanlı. Organlarımı bağışlayacağım da kadavramı bağışlamam. 

Nazan Özbayrak (Emekli öğretim görevlisi, 63)
‘Embriyonun da kaderinde varmış’

Gazetede serginin fotoğrafını görmüştüm, edenimi iyi tanımak için de geldim hemen. Çok enteresan, gerçek bu işte, vücudumuz bu! Damarlar geçiyor, her şey yerli yerinde. O kadar güzel incelemişler ki her organı... Hele o embriyon bölümü çok enteresan. Olağanüstü; nokta halinden itibaren görüyorsunuz. Sergi için bağışlamak çok uzak bir fikir. Bana böyle bir teklif geleceğini düşünemiyorum. Aslında olabilir, neden olmasın! Toprağın altında çürümektense... Embriyo için öyle düşündüm bir an, onun kaderinde de burada sergilenmek varmış. Doğmadan ölümsüzleşiyorsun! 

Serhan Ceyhan (Mimar, 48)
‘Çürüyeceğine bağışlarım gitsin!’

Şimdi embriyon bölümünden çıktık, çok etkilendim. Bilimsel bir sergi bu, öğretici kısmıyla sanattan başka bir hale dönüşüveriyor. Sergilenme biçimi de çok güzel. Oğlumla geldim. Anatomi dersi gibi olacak bugün. Cesedim çürüyeceğine bağışlarım gitsin. Çok akıllıca. Organlarımı bağışlamıştım. Ama bu şekliyle cesedim daha çok işe yarayacak gibi.