Ömürden Sezgin yazdı: Tropikal bölgelere yolculuk

Uzakdoğu macerasının 4. ayına girmiş bulunuyorum. İki arkadaşımla birlikte Tayvan'ın tropikal bölgelerine doğru yolculuğa hazırlanıyoruz
Haber: ÖMÜRDEN SEZGİN / Arşivi

FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN

 

Uzakdoğu macerasının 4. ayına girmiş bulunuyorum. Sizleri bir yazıyla daha rahatsız ediyorum , önceden de dediğim gibi elimden geldiğince video, fotoğraf ve yazılarla buradaki izlenimlerimi paylaşmaya çalışıyorum. Umarım keyifle okuyorsunuzdur. Türkiye’de bulunduğum zamanlarda haftasonlarını bulunduğum şehrin dışında gezmeye alışkın bir insan olarak, 3 ayı bu adanın başkentinde geçirdikten sonra yavaş yavaş dışarılara açılmaya başladım. Bu yazıda özellikle adanın güneyinde, tropikal bölgesine yaptığım geziden, Çinceden ve genel izlenimlerimin yanında Tayvan'daki dünyanın en yüksek binalarından olan Taipei101’den bahsetmek istiyorum.


Öncelikle, Çince'den bahsedeyim. 3 aylık süre zarfında, dil öğrenmeyi ve bu zamana kadar hayatını öğrendiği dilleri pratik edebilecek bir ortam arayan bir insan olarak, Çince konusunda biraz zorlandığımı söyleyebilirim. 4 ayrı tonu olan bu dilde, konuşurken aynı şekilde söylenen fakat tonundan dolayı farklı anlama gelen kelimeler olmasından ötürü, insanlara kendimi anlatmakta bayağı bir zorluk yaşıyorum. Yazım konusuna hiç girmek istemiyorum, açıkcası Çince karakterlere mantıklı bir çözüm bulamamaktan ötürü, yazmaya çalışsam da akılda tutmak gerçekten zor. Ama şunu söyleyeyim, Cem Yılmaz’ın bir reklamında tabelada yazan , “oyuncak fabrikası “ yazısını anlayınca biraz moral buldum .Reklamdan söz açılmışken, son bölümünde yaşlı adamın söylediklerini ,burada yaşayan Tayvanlı arkadaşlar bile anlamadı. Belki Cem Yılmaz maskeyi takıp yaşlı adam kılığına girince kendince bir şeyler uydurmuş olabilir. Neyse tonlar konusu bayağı bir karışık, kendimi anlatmak adına söylediğim kelimeleri elimle tonları göstererek anlatmaya başladım. Bunun yanında Almanca, İngilizce ve Fransızcadan farklı olarak , bu dilde şehirler , bildiğimiz yabancı markalar bile farklı. Size “May Danlı “ , Aydida” , “Bolin” Boli “ , “Başıkılı” ,“Fusı” dediklerinde bir şey anlamayabilirsiniz ama demek istenen sırasıyla “Mc Donalds , Adidas , Berlin , Paris, Pepsi Cola, ve Volkswagen” dır. Garip geliyor değil mi , alışma konusunda sıkıntı yaşamamın başlıca nedenlerinden biri bu. Bu arada bu insanlar latin alfabesini hiç ama hiç anlamıyolar. Bu konuda hiç bir bilgisi olmayan bir insan , en basitinden “ English “ yazılı bir kağıt gösterdiğinizde okuyamıyor. Ayni sıkıntı, bizim icin Cince karakterleri okumada gecerli tabiki

Şimdi dünyanın orada bulunduğum dönemde en yüksek binası olan görkemli yapıda yaşadıklarıma geçeyim.  

Adobe Flash Player YükleAdobe Flash Player Yükle

 

 

Önceden yaptığım fuar gezileri sırasında kazandığım eşantiyon bileti ancak 1 ay sonra kullanma fırsatı buldum. Hızlı bir şekilde, hava kötü olsa da, bir Cumartesi günü 101 katlı ve 508 metre yüksekliğindeki bu koca binaya çıkmaya karar verdik. Önce alt katlarda bulunan çarşıdan geçip, 5. kata çıkmak gerekiyor. Orda gerekli işlemleri yaptıktan sonra, aynı zamanda Dünyanın en hızlı asansörlerine sahip bu binanın en üst katına çıkma fırsatını yakalıyorsunuz. İster inanın ister inanmayın, 30 saniyede yaklaşık 400 metre yüksekliğe çıktık.

 

 

Adobe Flash Player YükleAdobe Flash Player Yükle

 

Yukardan başkenti seyretmek gerçekten çok keyifliydi , sanki uçaktan bir şehri seyredercesine bu anın keyfini en iyi şekilde çıkardık. Ancak, binanın ortasında koca, 600 tonluk, depreme karşı yapılmış küre şeklindeki kütleyi görünce tedirgin olmadık diyemem. Gerçekten tam bir mühendislik harikası. Neden bizim böyle bir kulemiz, veya şöyle diyeyim Dubaililer dışında, neden İstanbul veya Ankara adına böyle yüksek bir binamız yok diye içimden geçirmedim değil. Gittikçe gelişen bu bölge sanırım daha da yükseklerine yakın zamanda sahip olacak.

 

Adobe Flash Player YükleAdobe Flash Player Yükle

 

 

Şimdi, başkent Taipei dışında, güney bölgeye yaptığım geziden, orda gördüklerime geçeyim. Öncelikle gezi için, burada öğrenci olan ve Çince öğrenen iki Rus arkadaşı yanıma katıp, 1 haftalık tatilimizde güneye gitmek için yola çıktık. Önceki tecrübelerim nedeniyle, saygı duyulan bir gezgin olmam, bu insanları ikna etmemde faydalı oldu. Bunun yanında Hospitality Club (HC) vasıtasıyla, kalacak yeri de bedavaya getirmem cabası? Taipei'den ilk olarak Taichung denen, orta Tayvan’da bulunan şehre doğru yola çıktık. Bu noktada ulaşım araçlarından bahsetmek istiyorum. Önceki yazılarımda, her koltukta televizyonu olan Singapur havayollarından bahsetmiştim, aynısı otobüslerde de mevcut. Yakında bize gelir mi bilmem ama sanırım otobüs yolcuğu açısından rahatlığın son noktası. Bir de, düğmeye basarak yatan koltuklar, hatta varış noktasına gelindiğinde şoförün otomatik olarak koltukları kaldırıp uyuyanları uyandırması da ilginç noktalardan biri. Başta, şaşırarak, neden koltuğum kalkıyor diye tedirgin oldum ancak otobüsteki herkesin uyandığını görünce rahatladım.

Taichung şehrini gezdikten sonra, burdan bizdeki dolmuşlara benzer bir araçla adanın ortasındaki doğa harikası Güneş Ay Gölü'ne gittik. Yolu bulmamız bayağı bir zor oldu. Tabi, bu noktalarda Çinceyi kullanma kabiliyetimi en iyi şekilde konuşturmaya çalıştım. Geçen yazıdan bu yana o kadar gelişmiş ki, bizi oraya götürmek isteyen, turist olduğumuzu gören taksi şoförleriyle yarım saate yakın pazarlık yaptım. Adam bir fiyat söylüyor, ben tam yarısını diyorum. Sinirlenmeden, yavaş yavaş indirmektense, direk nabız yokluyorum. Binmeyecek olsak da, hem pratik yapmak için hem de nasıl davrandıklarını görmek için iyi bir taktik

Orta Tayvan’dan sonra , amacımız Yengeç dönencesini geçip tropikal bölgeye geçmekti. Kaoshiung, Tayvan'da, başkent Taipei’den sonra ikinci büyük şehir. Öncelikle HC vasıtasıyla irtibata geçtiğim Kanadalı arkadaşla buluştuk. Bizi buradaki en büyük gece pazarına götürdü. En favori yerlerinden olan, Pakistanlı bir satıcının tezgahından kızarmış tavuk aldık. Herhalde burada yediğim en lezzetli yemekti, bizim dönerler hariç. O sırada, ben doğal olarak satıcıyla muhabbete girince, nereli olduğumu sordu. Türküm dememle , yanındaki , Pakistanlıya benzer adamla ingilizce konuşmaya başladı. Başta şaşırsam da olayı anlamıştım. O Pakistanlıya benzer adam elinde ekmek içinde eti hapur hupur götüren adam bana dönüp “Vay kardeşim hoşgeldin” demez mi!... Bu konuda kendimi uzman olarak görmeme rağmen, bazen bizim coğrafyadan gelen insanları ayırt etmek çok da kolay olmuyormuş demek ki. Hemen benle, burdaki çoğu Türk gibi , ticari konulardan muhabbeti açtı. Kendisi dondurma satıcısıymış burda. Önceden de dediğim gibi, döner olsun, dondurma olsun, Türk yiyecekleri burda çok rağbet görüyor. Geceyi Kanadalı arkadaşın evinde geçirdikten sonra , Kaoshiung'da tüm öğleden sonrayı tapınakları gezmeye ayırdık.

 

Adobe Flash Player YükleAdobe Flash Player Yükle

 

 

 

Bu arada Kanadalı arkadaşım bana dönüp, “Tarkan”ı bilir misin dedi. Bu, yurtdışına gittiğimde en çok karşılaştığım sorulardan birisidir sanırım. Kendisi, Tayvan’da göbek dansı hocalığı yapıyormuş. Tabi bir 'uzman' olarak biz de birkaç figür öğretmeden geçemedik... Ev çok küçük olunca geceyi evin kedisiyle geçirdim. Ev sahibinin "Merak etme ısırmaz" demesi bana yetmişti, ama kendisini gece yarısı üzerimde yorganımı pençelerken görünce hayatımın en korku dolu anlarından birini yaşadım... ...

 

Adobe Flash Player YükleAdobe Flash Player Yükle

 

Tropikal bölgeden ayrılıp trenle, Doğu Tayvan bölgesine, biraz daha adanın dağlarının arasındaki doğal güzelliklerini görebileceğimiz bölgeye geçtik. Avrupa ülkelerinde olduğu gibi burda da çok yaygın ve rahat olan tren ulaşımını kullanıp 5 saat içinde, adanın doğusundaki Hualiene şehrine ulaştık. Planımız, burda da önceden ayarladığım Hospitalityclub üyesi bir Fransızın yanında kalmaktı. Hakkında hiçbir bilgim olmayan bu arkadaşı arayıp, adresini sorduk. İşte bu noktada en çok karşılaşılan sorunlardan biri de taksiye atladığınızda yer tarif etmek. Şoför, kelimeleri söylediğinizde 3-4 kere “Hı ,hı “ diyerek anlamadığını belirtiyor, adama “hao” (Çince tamam) dedirtinceye kadar sözlükte gördüğünüz kelimeyi elinizle tonlarını göstererek söylemeye çalışıyorsunuz. Neyse, biz o işi de başarıp , Fransız arkadaşla buluştuk. Diğer HC üyeleri gibi bir eve gideceğimizi beklerken gördüğümüz manzara bizi çok şaşırttı. Arkadaşın bizi götürdüğü koca binadan girer girmez, bir tarafta Papa'nın resimlerinin bir tarafta haçların asılı olduğu duvarları görünce garipsemedim değil. Tam da Papa'nın Türkiyeyi ziyaret ettiği gün, geldiğimiz bu mekan Fransız katoliklerinin pansiyonuymuş. Para vereceğimizi öğrenince bir şok daha yaşadık. Ama mekan yine de diğer yerlerden daha ucuzdu. Türk parası 5 liraya, doktoriyer (bu kelimeyi tam anlayamadım) denen, duvarlarında haç asılı, yatak yerine yerlerde çokca yastık, minder ve yorganın olduğu mekanda iki gece geçirdik. 


Adobe Flash Player YükleHualien bölgesine gelme de asıl nedenimiz , Taroko denilen milli parkı gezmekti. Burayı gezmek o kadar da kolay değil , motosiklet en iyi yol. Başta problem olmaz diyerek arkadaşlara onay vermiş olsam da, iş ciddiye binince , korkup vazgeçmeye çalıştım ama nafile. İki tane motosiklet kiralayıp yola koyulduk. Dağlarda adeta slolom yaparak, bulutların arasından zirvelere ulaştık. Çoğunluğunu yerli aborjinlerin oluşturduğu köyleri ziyaret edip, dağların arasındaki ilginç tünellerde mola verdik. 5 saatin sonunda, motosiklette uzman oluverdim. O kadar zevkli ki, geri verirken aklım onda kaldı. Ha bu arada, toplam 60 km yol için aldığımız gazın fiyatı 6 liraydı. İnanılacak gibi değil, değil mi? 

 

Adobe Flash Player YükleAdobe Flash Player Yükle

 

 

Sabahleyin de, Hualien sahilinden Pasifik Okyanusu'na bakıp, hem deniz hem de biraz 'memleket havası' alıp, başkente geri döndük. Bu gezi, kıta Çini gezme açısından iyi bir prova oldu... Ama once para konusunu ayarlamak gerekiyor, belki sponsor olmak isteyen cikar! 
Bu arada, övünmek gibi olmasın ama nereye gidersem gideyim, herkes beni Tom Cruise'a benzetiyor. Açıkcası ben bile kendimde bu benzerliği bulamazken bu tarz övgüler almam hoşuma gitmedi değil. Bu arada Tom Cruise’ın , her ünlünün olduğu gibi Çince bir ismi de var: Tamu Kılusı? www.sirtcantalilar.com