Ona her gün kalabalık

Ona her gün kalabalık
Ona her gün kalabalık

Namaz kılınırken kediler özgürce dolanıyor.

Ramazan ve özel günlerde 'dini' mekânlardaki kalabalık artıyor. Ancak bir yer var ki orası hep kalabalık. Eyüp Sultan'da, sahurdayız...
Haber: BURAK KURU - burak.kuru@radikal.com.tr / Arşivi

24 saatini ‘evrene karışırcasına’ yaşayan İstanbul ’un hareketli hali herkesin malumu. Ama Beyoğlu, Kadıköy ya da ne bileyim Boğaz hattı gibi eğlenme/gezme odaklı hareketlilikten gayrısı da yaşanıyor bu şehirde.
Mesela türbe ziyaretleri nedeniyle özellikle sabah ezanına yakın vakitlerde çok yerde “Ne bu kalabalık” diyeceğiniz manzaralar görmeniz olası. Özellikle ramazan ayı ve kandillerde. İlk akla gelen yer ise ‘ona her gün kalabalık’ denebilecek Eyüp Sultan. Sahur atmosferini gözlemlemek için ‘oradaydım’... 

‘San Sebastian’a komşu 

Saat 03.00 sularında, sahura 1 saat kala ‘çarşı’ya intikal ettiğimde olağan bir ‘Beyoğlu Cumartesisi’ kalabalığına karışmış hissettim. Sahur telaşı da işin içine girince dert Beyoğlu’yla kısmen örtüşüyor: “Nerede ne yiyelim?”
Etraftan kulağımıza çalınan “Kahvaltılık yiyeceğiz, ne yapacağız ki başka” ya da “Kanka etli ekmek yiyecen mi?”den fazlası var burada. Zira Eyüp, İstanbul’un ‘San Sebastian’ı Fatih’in komşusu ve gece gece insanı yoldan çıkaracak pek çok lezzeti haiz bir coğrafya: Güveç, pide, etli ekmek, döner... Fiyat da verelim: İftar mönüleri 40-50 lira, sahur için de yarısı.
Caminin etrafında konuşlanmış çarşıda ağırlıklı olarak hac malzemeleri ve hediyelik eşyalar var. Ne mesela: Acemiler için Kuran, iri yazılı Kuran, tespihler, çeşit çeşit gülsuyu, akıllı seccade (üzerinde pusula var, kıbleyi bulmak için), ayetli buzdolabı magnetleri, ilahi kasetleri, namaz elbiseleri ve benzerleri... En sıra dışı olan ise işlemeli havlular: ‘Canım eşime’, ‘canım kocama’, ‘canım eltime’, ‘canım öğretmenime’ gibi türlü türlü yazılarla donatılmış örnekler var. Fiyatlar makul denebilir.
Dükkânlardan tek bir istisna dışında, ilahiler ve dünyaca ünlü hafızların Kuran kayıtları yükseliyor. İstisna şu: Gençten birisinin kapısında durduğu dükkânın içerisinden Sıla’nın bir şarkısı yükseliyordu. Eyüp Sultan’a insanların geliş sebebini de düşününce “Yanlış yere mi geldik” dedirten cinstendi: “Herkes geçiyor aynı yollardan, tanıdığımız yok yukarılardan...” 

Hürgeneraller: Kediler! 

Avludayız. Belediye , klasik ‘Belediye Mimarisi’ örneklerinden birisini sergileyip avluya çadır kurmak yerine neredeyse ‘kubbe’ denemesine girişmiş. Tiyatro dekoru gibi görünüyor haliyle. Neyse ki portatif. Sökülecek.
Sahurun ardından sabah namazı kılınıyor. Burada da camiler ve özellikle Eyüp Sultan’ın dokunulmazları ortaya çıkıyor: Kediler! Namaz kılanların arasında özgürce dolanıp etrafı kolaçan ediyorlar. 

‘Öteki Y’nin mizahı mı? 

Eyüp Sultan’a insanlar çeşitli isteklerinin kabul olması için dua etmek amacıyla geliyorlar. Türbe şu sıralar tadilatta. Etrafı panolarla çevrili durumda. Eyüp Sultan’a gelen kişileri sınıflandırmak elbette mümkün değil ama panolardaki isteklere bakınca ‘Öteki Y kuşağı’ olabilir mi sorusu aklınıza düşüyor. Kimi yerde istek kimi yerde de ‘mizah’ var çünkü. Öncelikle çoğu istek iyi bir eş ve sağlık odaklı. Bir diğer temenni de sevdikleri için ‘Hidayet’. İsim ifşa etmeden birkaç örnek vereyim. “Allah’ım bana iyi bir üniversite nasip et” diyen öğrenci de var, altına “Bana da” diye not düşen de. Kimisi dertli, tüm ailesini ve hastalıklarını yazmış, şifa diliyor. Umarım bulur.
Bir başkası “Eşime ve babama hidayet eyle” derken başkası “Eyüp Sultan candır” şeklinde araya girmiş. “Rabbim hakkımda hayırlısı” var. Bir de Oğuz Atay göndermeli olanı: “İçimdekileri sen bilirsin. Amin.” Üniversite sınavı öncesi dileklerinin genelini oluşturduğu duvarda bir tanesi ise gülümsetiyor: “Yazar olmayı dileyim!” Anlaşılmamak için Almanca yazan birisi de gözlerden kaçmıyor!
Namazın ardından önce 10 dakikadan uzun süren bir dua ediliyor. Kaydını internet sitemizden izleyebilirsiniz. Sonrasında da türbe ziyaretiyle Kadir gecesiyle son bulacak gün başlıyor.

Eyyüb el Ensari kimdir?

İslam Peygamberi Hazreti Muhammed’in, Hicret’i esnasında evine misafir olduğu ilk sahabi (7 ay mihmandarlık yapmış). İstanbul kuşatmasında şehit olmuş ve vasiyetine uyularak bu topraklara defnedilmiştir. Fatih Sultan Mehmet döneminde Akşemseddin’in bulduğu kabrin olduğu yere Eyüp Sultan Camii inşa edilmiştir.