Önemli olan senin hikâyen

Önemli olan senin hikâyen
Önemli olan senin hikâyen

FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN

'Bizde başarısızlık, hayallerini gerçekleştirememek, jenerasyonlar boyunca kabul edilmiş toplumsal bir koda dönüşmüş' diyen Sertab Erener'le 'Hayat Beklemez' projesinden ötesini konuştuk
Haber: ELİF TÜRKÖLMEZ - elifturkolmez@gmail.com / Arşivi

Sakin ve sinirlerine hâkim insanlar olun’ mesaj kaygılı şarkısının klibinde Sezen Aksu, Uzay Heparı, Neslihan Yargıcı gibi isimleri sürreal kılıklarda izleyeli tam 15 yıl olmuş. O arada 11 albüm çıkarmış, onlarca klip çekmiş. Arada bir de Eurovision muzafferliği var, ‘Törki tu points’lere alışkın Türk halkına ilaç gibi gelen. Şu sıralar Demir Demirkan’la kurduğu Painted On Water adlı grubuyla Amerika’da albüm hazırlığında olan Sertab Erener son 15 yılını, ‘iç huzuru’, ‘denge’, ‘dünya barışı’, ‘sevgi’ gibi vagonlardan mürekkep bir trenin kondüktörü gibi geçirmiş. ‘Hastalık’, pişkin bir biletsiz yolcu olup, her vagonda karşısına çıksa da, onu da sükunetle karşılamayı bilmiş. Yeşil çay çeşitleri, kişisel gelişim kitapları, beden ve zihin egzersizleri gibi konularda diskuru epey geniş olan Erener’le ‘hayatı bekletmediği anlar’ı konuştuk.  

Proje, ‘Hayallerinizi gerçekleştirmek için beklemeyin’ diyor. Toplumsal mesaj vermek gibi bir kaygınız oldu mu?
Bizim toplumumuzda maalesef kadınlar da erkekler de kendini gerçekleştiremiyor. Türkiye’nin böyle bir çıkmazı var. Yenik olmak enteresan bir şekilde toplumsal bir bilgiye dönüşmüş. Başarısızlık, hayallerini gerçekleştirememek jenerasyonlar boyunca kabul edilmiş toplumsal bir koda dönüşmüş. Bu yenik başlama meselesi hayal kurmayı da engelliyor. Güçlü hissetmediğin noktada birey olamazsın. Bence Türk aile yapısının da etkisi var. Anneler çocuklarını bağımsız yetiştirmiyor. Geleneksel tutucu aile yapımız çocuğun birey olarak gelişmesini, kendini gerçekleştirmesini engelliyor. Kadınlar tabii erkeklerden daha kötü durumda. Toplumsal cinsiyet baskısı kadınların kendi hikâyelerini anlatmasına engel oluyor. Proje ‘Senin hikâyen ne? Önemli olan senin hikâyen’ diyor. Projede kadının kendi hayat öyküsünü, hayata karşı sağlam duruşunu gösteren öykü örneklerinin kullanılması çok güzel. 

Siz, hayatı bekletmediğinize inanıyor musunuz?
Hayatı bekletmemek benim yaşam biçimim aslında. Şuna inanıyorum, sen nasıl bir hayat kuruyorsan, nasıl bir algı şeklin varsa dünya da ona göre şekilleniyor. ‘Hayat beklemez’ diyen bir projenin bana gelmesi bir tesadüf değil. Hem benim yaşam biçimim etkili oldu, hem de Elidor’un yaptığı araştırmalarda genç kadınlar hayatı bekletmeyen ikon olarak beni seçmiş. Çok zor anlarımda konsere de çıktım, hasta oldum ama çalışmalarımı aksatmadım. Anın değerli olduğu fikri benim hayat felsefem. Ömür denilen şeyi insanın aydınlanması için geçirdiği bir süreç olarak görüyorum. Seçimler, verdiğim kararlar, anlar çok önemli. O anları doğru okumak, onu doğru okumak için kendini bilmek benim hep düşündüğüm ve ilgilendiğim konular. Şarkı söylemek çok güzel bir şey ama bu dünyaya sadece şarkı söylemeye gelmedim. Kendimi anlamaya geldim. Herkesin de öyle olduğunu düşünüyorum, herkes kendi hikâyesini arıyor aslında. Özellikle kadınların kendi hikâyesini anlatmasını çok önemsiyorum, çünkü bunun tersi yönünde bir baskı var genel olarak. Toplumda, medyanın kullandığı dilde, sokakta...

Nelerden besleniyorsunuz? Yoga, kitaplar... Var mı böyle özel şeyler?
Bunun bir başlangıcı olmalı. Yani kendinizi besleyen damarları bulmanız gerekiyor. Ağabeyim (Serdar Erener) şunu der hep, hayatta herkesin acı eşiği farklı ama ancak çok sıkıştığı zaman soru sormaya başlıyor. Verili koşullarla da yaşayabilirsin ama soru sormak, bir kapıyı aralamak çok önemli. O kapıyı aralayınca mutluluğu, başarıyı, aşkı buluyorsun ve o algı açıldı mı kapanmıyor zaten. Kitaplar okuyorum, meditasyon, yoga yapıyorum ama bunlar o bütünün bir parçası. Tayland’a taşındık bir dönem, vücudu ve ruhu disipline eden yöntemleri araştırdım. Ama işin en güzeli benim bütün bu yolculuğu Demir’le (Demirkan) yapmam. Benimle bu kadar aynı titreşen başka bir insan bulabileceğimi düşünmüyorum. 

Kampanyanın klibinin öyküsü hakkında neler söylersiniz?
Herkesin hayalini kurduğu bir şey vardır. Patrona rest çekmek, sıkıldığın sevgilini terk etmek gibi. O hapishaneden çıkmak ister insan. Bunlar bir süre sonra o kadar farkına varmadığın bir hapishane yaratır ki, boğulursun orada. Toplumsal veriler de öyle. İnsanla büyür, evlenir, çocuk doğurur... O kadar çok verili koşul var ki, aslında hayatının direksiyonunda oturan sen değilsin. Halbuki küçük kaçışlar bile iyi geliyor. Benim Bodrum’da yaşamam öyle büyütülecek bir mesele değil ama herkese ilginç geliyor. İnsanlar bildik yolların dışına çıkmaktan o kadar korkuyor ki, sıkılsalar da o hayatı yaşıyor. Klip de bunu anlatıyor. Bulunduğu ortamdan çok sıkılıp, kaçan bir erkek ve bir kadının hikâyesi... Murad Küçük’le ilk kez çalıştım ben bu klip sayesinde. Ekip de klip de iyiydi. Işık mesela çok önemlidir. Ben 15 yıllık sanat yaşamımda ilk kez bir klibimde kendimi beğendim. Işık bilen çok az insan var Türkiye’de. Okan Bayülgen’in Beyaz’ın şovuna katılsan orada bile ışık kötüdür, konserlerde ışık kötüdür, bu klipte her şey çok iyiydi. 

Kampanyanın diğer ikonları hakkında neler söyleyeceksiniz?
Marilyn Monroe zaten bir efsane. Çok güzel ve zekâsıyla insanları aptal eden bir kadın. Herkes aptal sarışın dese de aslında öyle değildi. Çok zeki bir kadındı bence. Böyle bir kampanya için de doğru isim. Çünkü o da zor şartlarda da olsa kendi hikâyesini yaşayabilmiş bir kadın. Madonna da öyle, çok başarılı. Yıllardır tarzıyla, müziğiyle hep bir numara olmuş bir kadın. Shakira da günümüz pop müziğinin başarılı bir ismi. 

Türküleri caz formunda yeniden yorumladığınız bir albüm üzerinde çalışıyordunuz, ne zaman çıkacak albüm?
24 Şubat’ta Amerika’da piyasada olacak. Maceraya Amerika’da devam edeceğim, bu hep yapmak istediğim bir projeydi ve sonunda gerçekleşti. İçinde olmaktan zevk aldığım bir müzik türü bu. Pop müzik kendimi geliştirebileceğim bir alan değil. Bu albümdeki şarkılar jazz fusion formatında. Kendimi tanımlayabileceğim bir müzik türü bu. Güzel tarafı Demir’le kurduğumuz bir grubun ilk projesi olması. Painted On Water isminde bir grup kurduk Demir’le. İnşallah dünyayı gezeceğiz. Ben buna olmuş gözüyle bakıyorum, sadece dünya zamanıyla görmemiz gerekiyor. Dave Wecl gibi dünyaca ünlü müzisyenlerle çalıştık, Los Angeles’ta, inanılmaz güzel bir stüdyoda kaydettik şarkıları. Aralık ayında da burada bir albüm çıkaracağım. Ekim ayında bir DVD çıkacak. 15 yıllık sanatçılık hayatımda neler yaptığımı gösteren bir DVD. ‘İncelikler Yüzünden’in klibinde kullandığımız çocukluk görüntülerimizden stüdyo çalışmalarına, konserlere her şey var bu DVD’de. Ben çok sevdim, çok içime sindi.

Hayat bekler mi?
‘Hayat Beklemez’, Elidor’un ilk global reklam kampanyası. Marilyn Monroe, Madonna ve Shakira gibi isimlerin yanı sıra Türkiye’de kampanya ikonu olarak, farklı tarzı ve uluslararası başarılarıyla gündemde olan Sertab Erener seçildi.
Kampanyanın şarkısı Sezen Aksu’dan, klibi de Murad Küçük’ten gelmiş. ‘Bir tane daha yok şu andan/Her an yegânedir, tektir/Tut yakala saçlarından/ Kaçırma vakit nakittir’ diyen şarkı, ‘Hayat Beklemez’ felsefesini özetliyor aslında. www.lifecantwait .
com.tr adresine girip kendi hikâyelerini anlatan kadınları izleyebilir, isterseniz siz de kendi hikâyenizi milyonlarla paylaşabilirsiniz. Hikâyeler, ‘Hangi ayakkabıyı giyeceğime karar veremiyorum’ ya da ‘Saçımı nasıl kestirsem’in ötesinde olduğu için ayrıca takdire şayan.