'Onlara anlatma, göster'

'Onlara anlatma, göster'
'Onlara anlatma, göster'
Erlend Øye and Eirik Glambek Bøe'dan kurulu Norveçli ekip Kings of Convenience, bugün bir kez daha İstanbul'da. Bu sefer Soundgarden için sahne alacak ekipten Eirik Glambek Bøe'ya bağlandık.
Haber: ERMAN ATA UNCU - erman.uncu@radikal.com.tr / Arşivi

Kings of Convenience’la tanışmamız 2001 tarihli ‘Quiet is the New Loud’la. İkili, rock’ından dansına neredeyse herkesin ‘cayır cayır’ bağırdığı bir dönemde söz konusu albümlerinin ismiyle müsemma yumuşak, akıcı balad’larıyla bize müziğin başka türlüsünün mümkün olduğunu göstermekle kalmadı, 12 senedir de bu çizgiden sapmadı.
İlk albümünüzün ismi ‘Quiet is the New Loud’ (Sessizlik Yeni Gürültüdür) bir motto muydu?
Eğer böyle büyük bir etki bırakmak isterseniz, işin içine çok daha fazla ses koymanın, daha yüksek boyutta prodüksiyonlar yapmanın işe yaramadığı zamanlar da oluyor. Biz de müziğin gitgide böyle bir kıvama geldiği noktada biraz geriye gitmeyi, duyguları daha doğrudan ifade edildiği bir şeylerin peşine düştük.
Yetişme çağınızda neler dinlerdiniz? Size yeni Simon & Garfunkel dendiği de oldu. Dinlediğiniz bir grup muydu o da?
Hayır hiçbir zaman Simon & Garfunkel dinlemedim açıkçası. Birçok türde müzik dinledim. Hiphop, dans müziği, sonra da elektronika, indie dinlediğim dönemler oldu. Birçok evreden geçtim. Küçüklüğümden beri müziğe karşı çok büyük bir tutkum vardı. Pek çalma konusunda o kadar tutkulu değildim açıkçası. Gitar çalmaya da 15 yaşımda biraz geç bir yaşta başladım.
İkili olarak akustik müzik yaparken, ikinizin de ayrı ayrı solo projelerinizde dans müziği işin içine giriyor. Bu ikisi arasındaki dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?
Müzik yaparken akustiğin sunduğu birçok olanak var bence. Gitarı çalarken ortaya çıkartabileceğiniz birçok ritim var. Bana göre hiçbir şey birbirini dışlamıyor. Gitarımı çalarken de, farklı enstrümanlarla da ne yapabileceğimi araştırıyorum, merak ediyorum. Hayalim de davul veya perküsyon sesi olmadan gitarla da dans edilebilecek bir şeyler çalabilmek.
Şarkı yazım sürecinden bahsedebilir miyiz biraz? Söz ve bestede bir görev dağılımı var mı?
Hayır öyle bir görev dağılımı yok. İkimiz de söz yazıp beste yapıyoruz. Bazı şarkılar onun tarafından, bazıları benim tarafından yazılıyor.
Şarkı sözlerinizde büyüme/yaşlanma sancıları, ideal ruh eşini bulma hezeyanları gibi temalar da ağırlıklı olanlardan. Şimdi sayabileceğiniz ilham kaynakları var mı?
Şarkı yazarken zihnimi açık tutarım ve Ernest Hemingway’ın şu lafını aklımda tutarım: “Onlara anlatma, göster”. Benim için çok belirleyici bir cümledir bu. Özellikle akademik hayatımı hesaba kattığımda… (Bøe, ilk albüm sonrası psikoloji bölümünü bitirmek için Bergen’de kaldı) Çünkü şarkı sözü yazmak, gayet alışkın olduğum akademik makale yazmaktan çok daha farklı. Ve bir şeyleri anlatmaktansa gösterme düsturu da bu farkı aşarken çok yardımcı oluyor.
Kings of Convenience nasıl bir araya geldi?
Arkadaşlığımız, gitarı ilk elimize aldığımızda başladı. O da 15 yaşındaydı, ben de. Bu arkadaşlık da daha çok müzik etrafında şekillenmişti. Tabii ki o dönem bu birlikteliğin bizi nereye götüreceği konusunda herhangi bir fikir sahibi değildik. Sadece ikimiz de akustik müzik tutkunuyduk ve müziğin farklı alanlarına da ayrı bir ilgi besliyorduk. Başka türlerdeki müziklerden aldıklarımızı da kendi müziğimize katıyorduk.
Grubun ismi, Kings of Convenience nereden geliyor?
Başladığımızdan beri sözlerimizin farklı anlamlara açık olması, herkesin değişik yorumlayabileceği bir eksende olması, amaçlarımızdan biriydi. O yüzden Kings of Convenience de ucu açık bir tanımlama. Ben de hayranlarımız için onu öyle ucu açık bırakmayı tercih ediyorum. İstedikleri gibi yorumlamaları için…
Kings of Convenience sürekli üreten bir ikili değil. Sık sık farklı işler yapıp sonra tekrar geri dönüyorsunuz… Ne zaman durup ne zaman tekrar başlayacağımıza hep beraber karar veriyoruz. Kings of Convenience her zaman hayatımızın bir parçası ve ikimizin de en çok üstüne kafa yorduğu proje. Aralarda ikimiz de farklı projelerde çalışıp farklı yerleri keşfediyoruz ki bu da beraber çalışmak için çok sağlıklı bir yöntem. Birbirimize sınırlar koymuyoruz. İkimiz de Kings of Convenience’a hâlâ bir macera gibi bakıyoruz. Dünyayı dolaşıp birçok insana ulaşıyoruz ve bu yüzden de kendimizi çok şanslı olduğumuzu düşünüyoruz.
Kişisel arşivinizden hangi albüm, dinleyicileriniz için en şaşırtıcısı olurdu?
İlk aldığım plak Break Machine’inkiydi. Geçenlerde plak koleksiyonuma bakarken yeniden aklıma geldi. Dönemin ilk break dance albümüydü.
Siz de yapar mıydınız break dance?
Evet, sekiz yaşındayken.
Soundgarden, bugün 13.30’da Parkorman’da.

SOUNDGARDEN’DA KİMLER VAR?

Ana Sahne: 14.30’da raggea grubu Sattas ile açılacak ana sahne, 16.00’da BaBa Zula, 17.30’da İlhan Erşahin’s İstanbul Sessions ve 19.15’te Molotov Jukebox ile ısınacak. Sahnenin en merakla beklenen isimlerinden Norveçli indie folk ikilisi Kings of Convenience 20.30’da, bir diğer isim DeVotchKa ise 22.15’te sahnede olacak.
Red Bull Sahnesİ: 14.00’te Ahu, 15.00’te Tufan Demir, 16.15’te Dalt Wisney & Kiraz, 17.30’da Gado Gado ve 18.45’te DA POET’in kabinde olacağı sahne, 20.00’de Kabus Kerim ve 22.00’de Beardyman ile ateşlenecek.
Partİ Sahnesİ: 14.00’te Cowboys & Aliens ile açılacak Parti Sahnesi, 15.15’te Kulakkurdu Ohrwurm, 16.30’da EL G, 17.30’da Mehmet Tez, 18.45’te Radyo Eksen Session, 21.45’te Ahmet Musluoğlu ile devam edecek. Kapanış ise 22.45’te Oldies But Goldies ile.
Shake & Roll Sahnesİ: 14.00’te DJ Barthez, 16.00’da Tobumusikizm, 18.30’da İstanbul Lindy Hoppers’ın kabinde olacağı sahnenin son ismi ise 21.45’te kabine geçecek Style-İst olacak.