Onların Süreyya Ayhan'ı

Dünya sekizincisi milli atlet Süreyya Ayhan, bir süredir, özellikle de Hürriyet'ten Ayşe Arman'a verdiği...
Haber: ORAY EĞİN / Arşivi

Dünya sekizincisi milli atlet Süreyya Ayhan, bir süredir, özellikle de Hürriyet'ten Ayşe Arman'a verdiği söyleşiden beri tartışılan bir 'konu.' Sakız gibi uzayan, araya devletin ve her şeyi bilen köşe yazarlarının da girdiği bir özel hayat deşifresi adeta Ayhan'ınki. Mesele antrenörü Yücel Kop'la birlikteliği. Bu ilişki için milli atlet "13 yaşımdan beri o benim her şeyim" diyor,
"Antrenörüm, babam, sevgilim..."
Bireysel sporlarda sık rastlanan bir durum bu. Nitekim atletizmi en iyi bilen kişilerden Cüneyt Koryürek'in dediğine göre, "Hocayla öğrenci arasındaki olay birçok üniversitede dolu. Liselerde dahi var ama Süreyya Ayhan bu kadar başarılı olmasaydı, böyle bir şey yaptığından kimsenin haberi olmayacaktı."
Üstelik sadece Türkiye topraklarına özgü bir durum da değil bu. İşte yerkürenin en
hızlı kadını Marion Jones'un başarıya
ulaşma öyküsü...
İlk madalya, ilk sorun
Yakın zamana kadar Jones'la ilgili Amerikan basınında da 'özel hayat ve spor' tartışması çıkmıştı. Beş olimpiyat madalyasının sahibi, kendine ait bir ayakkabı modeli bulunan, Amerikan başkanının akşam yemeği arkadaşı, AT&T, Tag Heuer ve Nike gibi firmaların reklam modeli, Hollywood partilerinin gözde konuğu, MTV kuşağının idolü atlet Marion Jones da başarıya aynı zamanda kocası olan antrenörüyle ulaşmıştı.
Ancak hem ilişkilerini sürdürmek hem de başarıya ulaşmak için ödemek zorunda oldukları bir bedel vardı: Kuzey Carolina Üniversitesi'nde koşu antrenörü olarak çalışan C.J., Marion Jones'la tanışır tanışmaz görevinden ayrıldı. İkili birkaç ay içinde de nişanlandı. İlişkileri ilerledikçe tartışmalar da alevlendi. Kopan fırtınanın merkezinde Jones'a farklı antrenman yöntemleri de kazandıran C.J.'nin
'yeterliliği' vardı. İkisi de söylenenlere aldırmadı.
Ancak Jones'un ilk altın madalyasının ardından, kocasının geçmişi Olimpik Komite tarafından bir yüzleşme aracı olarak kullanılmaya başlandı: Basına yapılan açıklamada yine dünya çapında bir sporcu olan C.J. Hunter'ın beş ay önce yapılan doping testinde sonuçlar pozitif çıkmıştı. Dizinden sakat olan Hunter, zaten Sydney'deki müsabakalarda yer almıyordu, dolayısıyla komitenin bu açıklamayı yapmak için seçtiği zaman kafalarda kuşku uyandırmadı değil.
Vogue dergisine konuşan atlet Marion Jones, haberleri ilk duyduğu anla ilgili "Bir kâbustu" diyor, "Hayatımın en büyük olayındayım ve o an karar verdim: İyi mücadele edersem her şeyi yok edebilirim. Bizi incitmeye çalışan insanlara karşı oynamış olacaktım. Ve koşu pistine çıktığımda her şey dışarıda görünüyordu, her şey!"
Tartışmaların merkezinde olmasına rağmen hiç ağzını açmayan C.J. bu tavrının zaman zaman kaba olduğunu ama basından hoşlanmadığını kabul ediyor. Ama genel kanının aksine Jones'un sponsoru ve Amerikan sporunda neredeyse her şeye karar veren, belirleyici olan Nike ise ilişkiyle ilgili herhangi bir sorunları olmadığını açıkladı: "Tavırları kendi bileceği iştir."
Marion Jones'un annesi ise kızının C.J.'yle ilişkisi için "Tam istediğim gibi olduğunu söyleyemem" demişti ilk başlarda, "Boşanmış
bir adam ve iki çocuğu var.
Kızım küçük bir dünyada ve bence baba arayışında." Bu açıklamanın ardından anne-kız aralarını düzeltti. Ayrıca, Amerikan
basını da tartışılan ilişkinin giderek olgunlaştığı kanısına nihayet vardı.
Dünyanın en hızlı kadını
Şimdi Marion Jones, çalışmaktan artakalan vaktini kocasının çocuklarıyla geçiriyor. Zamanla C.J.'nin eski karısının kendi evlerinin çok yakınında oturmasına da alışmış. Çocuklar haftanın büyük bölümünü anneleriyle geçiriyorlar. Anne-babanın mesafe bakımından yakınlığı da olumlu bir etken.
Sydney'den sonra hiç kimse Marion Jones'un özel hayatını ve bugünlere gelişini sorgulamadı. O da huzurlu ve mutlu bir hayat yaşayıp kariyerine devam etmek için rahat bir yaşam alanı buldu. Kocasıyla birlikte 10 - 11 yaşındaki kızlardan oluşan bir basketbol takımını yönetiyor, koşuyor ve dünyanın en hızlı kadını olmaktan çok mutlu.
Ve tek bir soru kalıyor: Tartışmalardan, başkalarının ne dediğinden vazgeçip kendi hayatını yaşayan ve sadece çalışan, daha iyi mücadele eden ve daha iyi rekorlar getirmek için uğraşan bir atletimiz olamaz mı? Ve bu isim Süreyya Ayhan değil mi?