Onun dalgası hep yeni...

Onun dalgası hep yeni...
Onun dalgası hep yeni...
80'lerden beri Berlin'in yeraltı müzik sahnesinin öncüleri arasında yer alan, Einstürzende Neubauten, Malaria! gibi avangart grupların kurucularından olan ve her daim disiplinler arası gezinen Gudrun Gut, 26 Şubat'ta İstanbul'da...

Minimal techno, dub, funk, new wave, trip-hop, hatta polka, tango... Bu kadar farklı geleneklerden yararlandığı halde Gudrun Gut’un müziği en iyi şöyle tarif edilir: ‘Tamamen kişisel’. Biraz daha tanıtma gayretine girersek: ‘Dumanlı’ vokaller... Bildik enstrümanlar veya tanıdık bilgisayar efektlerinden öte, solunum cihazı hırıltılarına, kıkırdamalara kadar uzanan, hayatı, bilhassa da şehir hayatını kapsayan bir ‘ses’ çeşitliliği... Disko kurallarına yüz vermeyen bir elektronik sound... 2007 tarihli ‘I Put A Record On’, Gudrun Gut’un ilk solo albümü olabilir ama kaydın arkasında neredeyse 30 yıllık bir mazi var.
70 sonlarının Berlin’inde punk’a hiç düşünmeden kendini adayan ilk birkaç kişiden biri. Einstürzende Neubauten’ın ilk elemanlarından; oyuncak kıvamında bir mini-keyboard’la grubun ilk klavyecisi. Aynı Alman Yeni Dalgası (Neue Deutsche Welle, NDW) döneminin en cesur, üstelik eskimeyen gruplarından Mania D., Malaria! ve Matador’un kurucu üyelerinden biri. Bir yandan Mania D. zamanlarında saksofoncu Bettina Köster’le birlikte, kendi ‘ördükleri’ giysileri sattıkları ama temelde sanatçılar için bir buluşma noktası olan Eisengrau’yu da anmalı...
90’ların başında ise, Kanadalı yazar ve performans sanatçısı Myra Davies’le tiyatro okumaları, konserler, video, dans performansları ve galeri enstalasyonlarını kapsayan, halen de devam eden ‘Miasma Project’i hayata geçirdi. Aynı zamanda deneyimli bir ses mühendisi ve prodüktör olan Gut, iki ayrı plak şirketinin de kurucusu: Moabit Musik ve bağımsız ruhta elektronik işler üreten, (ağırlıklı olarak kadın) genç sanatçıların albümlerini yayınlayan Monika Enterprise.
Gudrun Gut’un, kuşakdaşlarının çoğundan daha öngörülü ve daha ‘kendini yenileyen’ bir yol çizdiği söylenebilir. Zira 2000’lerin başında, 1920’lerden ve 80’lerden sonraki ‘üçüncü altın çağ’ını yaşamaya başlayan Berlin kültüründeki en bariz itici güçlerden biri hâlâ. Müzikle ilişkisini anlamak için, Radio Eins’daki programının playlist’ine bakmak kâfi. Eski bir soul klasiği, yeni bir hip-hop parçası, indie-folkçular, minimal techno veya NDW dönemi...
AOW Productions ve Goethe Enstitüsü işbirliğiyle Babylon’dan geçecek olan Gudrun Gut, İstanbul’da kendi parçaları ve başka sanatçıların işlerinden ‘cut-up’lar, video çalışmaları ve canlı vokallerden oluşan bir performans sunacak. Müzikseverleri 1920’lerden kalma ‘Alman şıklığı’ ruhuyla yeni tekniklere dayalı deneyselliği bir arada barındıran, romantik ve cool olanı muzip bir eğlenceye çeviren bir gece bekliyor 26 Şubat’ta...