Onun kadar 'cool' olabilecek miyim?

Onun kadar 'cool' olabilecek miyim?
Onun kadar 'cool' olabilecek miyim?
Haber: Pişo - pisokedi@gmail.com / Arşivi

Geçen hafta evimize bir misafir geldi. Kadının diğer evde yaşayan kedisi Tıkır. Evde tamirat olduğu için Zeytin’i bir arkadaşına bırakıp Tıkır’ı da bize getirdi. Ben hayatımda bu kadar kocaman bir kedi görmemiştim. Bizden oldukça yaşlı olan bu kedi beş kilodan fazla. Tüyleri de uzun olduğu için daha pofuduk, daha büyük gösteriyor.
Kutudan ilk çıktığında şöyle bir etrafına baktı. Bizleri görünce kabardı. Kadın ona “Tıkır’cım bunlar da bizim ufaklıklar, hatırlarsın eskiden apartmanın önündeydiler” deyince bize bir ‘Ay, siz o yavru kediler misiniz, maşallah eşşek kadar olmuşsunuz’ bakışı fırlatıp evi dolaşmaya başladı. Yarım saat sonra evde koklanmamış yer kalmamıştı. Onun için arkadaki kapalı balkona yemek ve su kabı kondu. Ama buna aldırmayıp bizim mamalarımıza dadandı. Anladığım kadarıyla yaşlı olduğu için ona tatsız tuzsuz bir mama veriliyormuş.
Karnını doyurduktan sonra kapıya gidip mırıldandı. Kadın, bizim şaşkın bakışlarımız altında “Dışarı mı çıkmak istiyorsun, peki” deyip kapıyı açtı. Tıkır, gayet sakin, karnını yere sürüye sürüye dışarı çıktı, yarım saat sonra geri geldi. Gidip adamın koltuğuna yayıldı ve uyku pozisyonuna geçti. Tüm bunları yaparken de biz var mıyız yok muyuz aldırmadı bile. Bu nasıl bir kendine güven, nasıl bir algı seviyesi anlayamadım ama bu kedinin bizden birkaç aşama üstün olduğu kesin.
Kadınla aralarında resmen telepati var, bakışlarla anlaşıyorlar. Kadının o gün karnı ağrıyordu, gidip kucağına oturdu. Bir süre sonra kadın “Sağol Tıkır’cım geçti ağrım” deyince ben iyice koptum. Bu kedinin üstün güçleri var galiba. Yoksa bütün kediler belli bir süre sonra bu noktaya ulaşıyor mu? Acaba ben de böyle olabilecek miyim? Adam gelip Tıkır’ı kendi koltuğunda bulunca “Bunu kaldırma şansım var mı?” diye sordu. Kadın da “Bir dene istersen” diye cevap verdi. Adam denemedi haliyle.
Üç günlük Tıkır saltanatı boyunca adam, Kiraz ve ben evde put gibi oturduk. Sonunda ev yine bize kalınca bu paralize durumdan hemen çıkamadık. Tıkır’ın vakur ve ağırbaşlı hali evin havasını değiştirmişti. Acaba ben hep böyle tez canlı mı kalacağım yoksa Tıkır gibi ‘cool’ bir kedi olabilecek miyim?
İyi haftalar...
***

Acar muhabir Pişo’dan haberler 
* Bu hafta size bir site tanıtacağım: www.askidailacvemama.com.
Yani ‘Barınaklara Askıda İlaç ve Mama’. Sitede ‘Askıda’ lafının nereden geldiği Venedik’te bir kenar mahalle kafesinden örnek verilerek anlatılmış. Buraya gelen müşteriler isterlerse fazladan bir kahve parası daha verip kendilerinden sonra gelecek, ihtiyaç sahibi birine kahve ısmarlamış oluyor. Bu ekstra kahve ‘askıda’ sayılıyor. Aslında bu sadece İtalyanlara özgü bir âdet değil. Kim kimden almış bilemem ama bizdeki fırınlarda da eskiden ‘askıda’ ekmek geleneği vardı. Beşiktaş’ta bir fırının hâlâ bu geleneği sürdürdüğünü duymuştum. Velhasıl bu site de Şarköy, Tekirdağ, Manisa, Çanakkale, Bakırköy gibi barınaklara yardım sağlıyor. Siteye girip iletişime geçerek bu barınaklara mama, ilaç, kulübe gibi ihtiyaçları ‘askıya’ asarak yardımda bulunabilirsiniz... 
* Geçenlerde çok güzel bir film seyrettim: ‘Hachiko’. 1920’lerde Japonya’da yaşanmış gerçek bir olayın senaryolaştırılmış Amerikan versiyonu. Film, Akita cinsi bir köpekle bir profesörün arasındaki inanılmaz dostluğu anlatıyor. Filmde Hachi, kendisini yavruyken sahiplenen ve Richard Gere tarafından canlandırılan profesörü her sabah trene kadar geçirip akşam dönüşte almaya geliyor. Profesör bir gün ani bir kalp krizi sonucu okulda hayatını kaybediyor. Hachi, sonraki dokuz sene boyunca profesörü hiç ayrılmadan tren istasyonunda bekliyor. Ve son nefesini yine orada veriyor. Dostunu beklemekten vazgeçmediği yere Hachi’nin bir heykeli yapılarak bu bekleyiş ölümsüzleştiriliyor. Filmin sonunu söylemiş oldum ama önemli olan zaten o dostluğu ve sadakati izlemek. Şiddetle tavsiye ederim. 
* Iggy Pop’u çok severim. Biraz deli doludur. Ama geçenlerde kendi yırtıcı tarzından farklı bir şarkı dinledim. ‘King of the Dogs’, Fransızca bir caz şarkısı ve Iggy Pop, Fox adında küçük beyaz bir köpeğin hayat hakkındaki düşüncelerini dile getirmiş. Oldukça hoş bir parça...