Onur Ünlü'nün yeni harmanı

Onur Ünlü'nün yeni harmanı
Onur Ünlü'nün yeni harmanı
Murat Özer'den Haftanın Yerlileri: 'Sen Aydınlatırsın Geceyi', Onur Ünlü'nün 'özel' sinemasını bütünlüğe kavuştururken 'endişeli insan'ı süper güçlere mahkûm kılmıyor.
Haber: MURAT ÖZER - cinemozer@gmail.com / Arşivi

SEN AYDINLATIRSIN GECEYİ ***
Yönetmen: Onur Ünlü
Oyuncular: Ali Atay, Demet Evgar, Damla Sönmez, Ahmet Mümtaz Taylan, Ercan Kesal
Süre: 107 dk.

Onur Ünlü’nün memleketteki ‘en özel’ sinemacılardan biri olduğu gerçeğini yadsıyamayız. Hâlâ aşamadığını düşündüğümüz ‘Polis’le başlayıp ‘Sen Aydınlatırsın Geceyi’ filmine kadar uzanan serüveni, onun ‘endişe’ temelli sinemasının giderek bir bütüne kavuşmasına vesile oluyor. Mizahla ilişkisini ‘saçma’ olanla açıklayan Ünlü, önceki filmlerinde olduğu gibi burada da ‘olanaksızın sıradanlığı’na vurgu yapıyor.
‘Süper güçler’le donanmış sakin kasaba insanlarının sıradanlığını öne çıkardığı filminde, ‘saçma’yla bağını en üst noktaya taşıyor Ünlü. İnsanların gündelik kaygılarının önüne geçemeyen bir ‘süperlik’ söz konusu burada. Süper güçlere sahip olmalarına karşın, kendi dertlerine odaklanmaktan ‘süper kahraman’ olamıyorlar anlayacağınız!
İzleyeni sık sık kahkaha komasına sokuyor film, şaşkınlıkla beslenen kahkahalar bunlar aynı zamanda. Öte yandan, ‘kırık bir aşk hikâyesi’ anlatma derdinde, ki işin ‘endişe’ kısmı da bu damardan besleniyor, karakterleri derinleştiriyor. Kahkahalara ‘hüzün’ karıştığında başka bir şeye dönüşüyor film; insanın kapladığı alanda sıkışıp kalmasına işaret ediyor ve bu alanda taklalar atarken yarattığı bireysel anaforlara. Sıradanlık, en ‘temiz’ şey yeryüzünde, aynı zamanda da en ‘kılçıklı’ olanı; insanın boğazına saplanıp kalıyor çoğu zaman . Film de bu durumu ‘uçarak’ belgeliyor, ayağını yere basar gibi göstererek.
Onur Ünlü, ‘harmanlamayı’ seviyor ve türlerin geçirgenliğine inanıyor. ‘Sen Aydınlatırsın Geceyi’ de bu bakıştan (süper) güç alıyor. Benzer bir gücü oyuncularından da alan sinemacı, onların siyah-beyaz bedenlerinden akan enerjiyi açığa çıkarmak için çok uğraşmıyor belli ki, işlerini gayet iyi biliyorlar çünkü...



*****************
Çatışmıyorlar, direniyorlar!

Behzat Ç.’nin yeni serüveni, devlet-mafya ilişkileri arasında bireysel bir ‘direniş’ hikâyesi anlatıyor.

BEHZAT Ç. ANKARA YANIYOR... **

Yönetmen: Serdar Akar
Oyuncular: Erdal Beşikçioğlu, Nejat İşler, Sanem Çelik
Süre: 103 dk.
Emrah Serbes’in polisiye edebiyata hediye ettiği, televizyon aracılığıyla bir fenomene dönüşen, sonrasında da beyazperdeye nüfuz eden ‘amirim’ Behzat Ç.’nin sinemadaki ikinci görevi ‘Behzat Ç. Ankara Yanıyor...’, karakteri gene bir seri katil vakasıyla baş başa bırakıyor. Ekibi de her zamanki gibi onunla omuz omuza mücadele ediyor.
Türkiye tarihinin hiçbir döneminde ‘empati’ kurulamayan, özellikle yakın dönemde Gezi’yle birlikte öfkeyle bakılan ‘polis’ kavramına farklı bir anlam yükleyen, onu ‘vicdan’a yaklaştıran Behzat Ç.’nin bu hikâyesinde de çok derin bir yapı yok aslında. Mesele, kurulan yapının derinliğinden ziyade karakterin ağırlığı çünkü. ‘Büyük’ bir memleket meselesini deşifre eder gibi görünürken, aslında alabildiğine içsel bir yolculuğun resmi söz konusu burada. ‘Dünyaya küsmüş’ Behzat Ç.’nin yeniden göreve gelmesini sağlayacak motivasyon biraz eksik hikâyede, ama bir şekilde geri döndüyse keyfini de çıkarmak gerek tabii.
‘Oyuncu’ kavramının içini tıka basa dolduran isimlerden biri olduğu konusunda hiçbir kuşkumuz bulunmayan Erdal Beşikçioğlu’nun ‘inanarak’ canlandırdığını hissettiğimiz Behzat Ç.’nin, devlet-mafya ilişkileri arasında slalom yaparken ‘halkçı bir polis’ profili çizmesi ve vicdanını hiçbir zaman taca çıkarmaması, alabildiğine maço donelere sahip olmasına karşın bu karakteri benimsememizin önünü açıyor. Yeni hikâyedeki Gezi göndermeleri de Behzat Ç.’nin ‘direnen’ doğasını netliyor, son sözüyse bazıları gibi eğilip bükülemeyeceğini gösteriyor bizlere: “Çatışmıyorlar, direniyorlar!”


********************
Yoksulluğu bağışlamak

Radikal’daki bir haberden yola çıkılarak çekilen ‘Aziz Ayşe’, insanoğlunun çoğunlukla ‘kirli’ görünen doğasını netleştirmeye çalışıyor.
AZİZ AYŞE **

Yönetmen: Elfe Uluç
Oyuncular: Melikşah Yardımcı, Feride Çetin, Engin Altan Düzyatan
Süre: 78 dk.
Elfe Uluç’un 2012 Altın Koza’sında yarışan, yani gösterimi epeyce geciken filmi ‘Aziz Ayşe’, Timur Soykan’ın Radikal’deki haberinden yola çıkılarak ete kemiğe büründürülmüş bir proje. Eksikleri ve gediklerine rağmen izleyiciyi bir noktada yakaladığını da söylemek gerek.
Kağıt toplayarak yaşayan ve ‘yoksulluğunu bağışlayan’ trans birey Ayşe’nin hikâyesini belgeleme niyetiyle onun hayatına dalan Elif’in, bir yandan karakteri anlama/kavrama çabaları devredeyken, öte yandan da kendi hayatındaki gelgitlerle mücadele etmeye çalışmasını izliyoruz filmde. Ayşe’den öğrendikleriyle kendi dünyasını da şekillendiren Elif’in serüveni, ‘farkına varma’ meselesinin de iyice deşilmesine vesile oluyor.
Gerçek bir karakterin gerçek yolculuğunu ‘gerçeküstü’ gibi hissettiren ‘Aziz Ayşe’, kendisiyle çatışmaktan bir an bile vazgeçmeyen insanoğlunun çoğunlukla ‘kirli’ görünen doğasını netleştirmeye çalışıyor. Ayşe’yle Elif’in birbirlerine dokunabilmeleriyle kir pas temizleniyor biraz, ama toplumun bireyi ağına düşüren önyargılarından kaçış yok ne yazık ki!
Elfe Uluç’un yarı belgesel bir atmosferle hayat bulan filmi, biraz dağınık ve ‘telaşlı’ görünse de, son tahlilde ‘tokat’ı yüzümüzde hissettiriyor. Aziz Ayşe’nin yürüdüğü patikadaki dikenler, bizim de canımızı acıtıyor, farkında olmamızı sağlıyor.

VİZYONU DEVAM EDEN YERLİLER
Şevkat Yerimdar: O Elini İndir! **
Benim Dünyam *
Aşk Ağlatır *
Üç Yol *
Sev Beni *
Kelebeğin Rüyası ***
İki Kafadar: Chinese Connection *
Günce *
Vay Başıma Gelenler! *
Benimle Oynar mısın? *
Neva *
Şeytan-ı Racim *
D@bbe: Cin Çarpması *