Önyargı törpüleyen merkezler

Önyargı törpüleyen merkezler
Önyargı törpüleyen merkezler

Nusaybin?de ritim atölyesi (en üstte), Hilvan?da açılış için hazırlanmış gitar dinletisi (solda), Ömerli?de son derece çekişmeli bir badminton maçı (sağda)... GAP çocukları yetenekte sınır tanımıyor.

GAP Bölge Kalkınma İdaresi ve Frito Lay'in ortak ürünü Cheetos Gelişim Merkezleri'nin sekizincisi Hilvan'da yine yetenek gösterisiyle açıldı
Haber: Ç. BEGÜM SOYDEMİR / Arşivi

HİLVAN - ‘Kızlar hiç okumaz, erkekler bir yaşa kadar. Spor yapmazlar. Sanattan anlamazlar. Kız-erkek ortak projelerde yer almazlar. Yetenekleri sınırlıdır.’ Özellikle Türkiye’nin batısındaki büyük şehirlerde yaşayan okumuş/okuyan, sanattan da anlayan, spor da yapan insanlar Güneydoğu’daki çocuklar için hiç düşünmeden bu cümleleri kurabilir. Oysa biz geçen hafta üç günü, tüm önyargıları 10 dakika içinde eriten o çocuklarla geçirdik.
Frito Lay markası Cheetos’un 2003’ten beri GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı’yla yürüttüğü Gelişim Merkezleri’nin sekizincisinin Şanlıurfa, Hilvan’daki açılışı için çıktık yola. Ama orayla sınırlı kalmadık. Öncesinde, masatenisi takımıyla Türkiye birinciliklerine imza atan Batman, satrançta ve fotoğraf yarışmasında birinci çıkaran Mardin-Ömerli, daha bir hafta önce ‘Sınırda Çocuk Olmak’ adlı kısa filmle gündemdeki mayın konusuna da el atan Mardin-Nusaybin’deki gelişim merkezlerinde, oturduğumuz yerden ettiğimiz laflardan utandıran çocukların hünerlerini izledik.

‘Lüks’ anaokulu gibi...
İlk durağımız Batman... Merkezin sorumlusu Şükran Altun, gerçek bir organizatör, son derece güçlü bir kadın. Zaten merkez sorumluları böyle dirayetli, idealist, aynı zamanda yöredeki ailelerin güvendiği eğitimciler arasından seçiliyor. Çünkü işleri arasında kapı kapı dolaşıp anne-babaları çocuğunun buraya gitmesine ikna etmek de var. Bunu bir kez aştıktan sonra iş kolay zira çocukların önce okul, sonra sosyal hayat ve yetenekli oldukları alanda başarı grafiği hemen yükselmeye başlıyor.
Öğretmenler de öğrenciler de etüt sistemini iyi oturtmuş, okulun saatine göre öncesinde ya da sonrasında burada buluşuyor, önce okulda verilen ödevleri yapıyor, kalan zamanda da ‘batıda’ lüks bir anaokulu ya da okul dışı aktivite merkezlerinde ne yapılıyorsa onu yapıyorlar. Tiyatro, enstrüman çalma, koroyla şarkılar söyleme, satranç, resim ve en iddialı oldukları alan masatenisi...
Öğretmenler kendi çabalarının dışında, dışarıdan gönüllü eğitmenler getirtmekte de usta. Ömerli’deki fotoğraf birinciliği böyle bir çabanın ürünü. Merkezin sorumlusu Gülşah Er, dört haftalık hızlandırılmış bir mini fotoğrafçılık kursunun sonucunu hemen aldıkları için gözleri parlayarak gösteriyor fotoğrafları. Buğulu bir cama ‘Oyun’ yazmış, gerisinde oturarak özlemle dışarı bakan bir çocuğun olduğu kare en iddialılardan. Kurgu aslında hiç ‘kurulmadan’, böyle içeriden gelince sonuç da daha gerçek oluyor tabii.
Ama buranın asıl olayı badminton. Gülşah Er, çocukların bu sporla acilen tanışması gerektiğini düşünmüş ama nasıl olacak? Hemen Türkiye Badminton Federasyonu’yla bağlantıya geçmiş; file, raket, oyunun özel topundan istemiş. Ve çocuklar bayılmış bu oyuna; nasıl şevkle oynuyorlar... Toplar bahçenin dışına kaçıp ufak ufak kaybolmaya başlayınca Er’in, aynı zamanda merkezin eğitmenlerinden biri olan eşi girmiş devreye. İnternet sitelerinden sipariş verip topları Ömerli’ye getirtmiş.
Çocuklar son günlerin moda dansı kolbastıda da çok iddialı ama vakit yok izlemeye; onları biraz üzgün bırakıp ayrılıyoruz.

‘Sınırda Çocuk Olmak’...
Sırada Nusaybin var. Merkezin sorumlusu Methiye Doğan, ‘Sınırda Çocuk Olmak’ filmiyle gelen başarıdan çok memnun, “Hakkımızdı” diyor. Nusaybin, insanların yürüdüğü kaldırımın dibindeki telin arkasında mayınlı bölgenin, sonrasında da Suriye’nin uzandığı gerçek bir sınır kenti. Ama sınırın da bu kadar bir adım ötesinde olmasını beklemiyor insan. Film çocukların ‘bu tarafta’ saçlarına papatyalardan taç yapmasıyla başlıyor. Bir küçük kızın tacına papatya yetişmiyor oysa telin hemen ardında, deliklerden elini uzatınca alabileceği papatyalar var. Küçük kız yaklaşıyor, parmaklarıyla papatyanın boynunu tutuyor ve boomm! Festival filmi gibi değil mi?
Nusaybin’de ritim atölyesi inanılmaz. Küçücük parmaklarıyla bongoya, darbukalara son derece profesyonel darbeler indiriyorlar. Dramatik şiir, tiyatro gösterileri, okuma etkinlikleri... Ve tabii kolbastı. Hocalarıyla birlikte müthiş bir şov sergiliyor çocuklar. Hele de küçük Mihdiye; insan seyretmeye doyamıyor.
Ve Hilvan... İki katlı binada sınıflar düzenlenmiş, çocuklar resmi açılıştan önceki bir aylık zamanda bile yığınla ürün çıkarmış ortaya. Resimler, ebrular, gitar dinletisi, folklor gösterisi... Frito Lay Türkiye Genel Müdürü Ece Aksel, bugüne kadar 10 bin çocuğa ulaştıklarını gururla anlatıyor. Çocukların biraz ilgilenildiğinde hemen nasıl cevap verdiklerini bizden çok daha uzun zamandır görmekte. “Her yıl bir Cheetos Gelişim Merkezi açmak hedefimiz var. Gelecek yıl neresi olabileceğini bu açılışta konuştuk bile!” diyor. Bu kararaysa en çok çocuklar sevinecek gibi görünüyor.