Önyargısız dinleyin!..

Önyargısız dinleyin!..
Önyargısız dinleyin!..

Leonardo DiCaprio dan iyi bir Gatsby nin çıkıp çıkmadığını 17 Mayıs ta göreceğiz.

Önyargıları bir kenara bırakın. 'The Great Gatsby'nin 'soundtrack' albümü kanıtlıyor; Jay-Z ile 1920'lerin uyumla bir araya gelmesinde hiçbir engel yok.
Haber: SARP DAKNİ / Arşivi

İçimizi sürekli kemirip duran hep şu lanet olası ‘önyargı’ değil mi! Farklı olana ve yeniye kapılarımızı bazen sımsıkı kapatıveriyoruz. Baz Luhrmann’ın F. Scott Fitzgerald imzalı büyüleyici ‘The Great Gatsby’sini bir kez daha çekeceği açıklandığında ‘ön’den koşa koşa gelip zihnimize yerleşen yargılara yine yenik düştük. “Vay efendim Leo’dan nasıl Jay Gatsby olur. Koskoca Redford’un hafızalarımıza kazıdığı bu karakter onda bir daha cisimlenebilir mi?’’ “Yok efendim üç boyutlu çekilir mi?’’ “Vay efendim şöyle mi!’’ “Yok efendim böyle mi!’’ 17 Mayıs’ta sinema salonlarını doldurduğumuzda tüm bu soruların cevabını Mister Luhrmann suratımıza yapıştıracak.
Ancak hiç değise filme kadar bizi oyalayacak bir oyuncak var karşımızda: Müzikleri! “Executive producer’’ makamına yerleştirilen isim insanı şaşırtmıyor değil. Zira filmin 1920’ler Amerika ’sında, yani hem sefillik hem de bir yandan zenginliğin getirdiği çılgınlığın iç içe yaşandığı günlerde geçen bir hikayeyi anlattığı düşünülürse Jay-Z Carter seçimi fazlasıyla ‘tuhaf’ kalıyor (Evet, yine önyargı!). Bu yıl Time’ın en ilham veren 100 kişi listesinde sevgili eşi Beyoncé Giselle Knowles-Carter ile boy gösteren Jay-Z, pırıltılı bir yıldız kadrosunu kolayca bir araya getirmiş bu albüm için. Standart caz ruhundan uzaklaşmadan işin içine bol bol hip hop, indie, alternatif rock ve elektronik katmak istemiş... Ancak bunu yaparken zaman zaman ‘apaçi’leşmeyi de ne yazık ki ihmal etmeden... Dünyadaki bütün kötülüklerin merkezinde duran The Black Eyed Peas’in üyeleri will.i.am’den ‘Bang Bang’ ve Fergie destekli ‘A Little Party Never Killed Nobody (All We Got)’ insanı ateş dansına davet ediveriyor. Bu iki şarkının filmde hangi sahnelerde ve nasıl kullanılacağını çok merak ediyorum doğrusu.
Albümün lokomotifi olarak seçilen Lana Del Rey’in Young and Beautiful’unu saymazsak, ilk göze çarpan şarkı kuşkusuz Beyoncé ve André 3000 düeti olan ve nedense büyük eleştiriler alan, aslından daha karanlık Amy Winehouse cover’ı ‘Back to Black’ olsa gerek. The Bryan Ferry Orchestra’nın yorumladığı ‘Love is the Drug’ neredeyse kusursuz. Yine Ferry ve ekibinin önünde mikrofon başına geçen Emeli Sandé ise bu kez Beyoncé’nin yerine ‘Crazy in Love’ı söylüyor ve bence albümün en iyi şarkısına da açıkça imzasını atıyor. Albümde 20’ler ruhunun modernize edilmediği şarkılar bunlar. Kalan bölümde, The xx, Gotye, Jack White ve Nero peş peşe sıralanmış. Son olarak kapanışı yapan Sia Furler, mükemmel bir dramatik düzenlemeye sahip olan ‘Kill and Run’ ile insanı alıp başka bir âleme götürüyor. Sia’nın vokali insanın kalbine bir bıçak gibi saplanıyor diyebilirim. İnanın abartmıyorum. Bu şarkının onun kariyerinde bir dönüm noktası olacağı kesin.
Sözün özü, ‘Music from Baz Luhrmann’s Film The Great Gatsby’ fazlasıyla cesur ve yenilikçi bir albüm. Filmden tamamen bağımsız olarak değerlendirilmeyi de belki sırf bu yüzden hak ediyor. Siz de benim yaptığımı yapın lütfen. Onu “önyargısız dinleyin’’.