Örnek komünistin ardından

Örnek komünistin ardından
Örnek komünistin ardından
Halim Spatar'ı, 18 yaşımdan bugüne sonsuz bir hürmetle başımın üstünde taşırım. Komünist, önder, entelektüel, müzik adamı, zarif, ketum... '68 ve '78 kuşağına örnek bir devrimci. Hiçbir zaman 'eski tüfek' olmadı, ufku gençti. Geçen hafta, 85 yaşında kaybettik. Yaşadığım en büyük heyelan ve mahrumiyet...
Haber: Gülden AYDIN / Arşivi

Halim Amca’yı kaybettiğimiz haberi çabuk yayıldı aramızda. Belleğimizde ne çok iz bırakmış meğer. Mailler dolusu anı. Mesela yapımcı İbrahim Altınsay, “Halim Abi’nin o güzel ve zarif dilinde hafif bir aksan vardı hep. Ama ben o aksanda hep Halim Abi’nin fark etmeden koruduğu, korumaktan da haz duyduğu bir Giritli aksanı bulmuşumdur. Bu aksan onun Kazancakis soyundan geldiğinin belgesiydi. Yasu vre abi Halimu…” Prof. Nur Vergin de bildiklerini ekliyor: “Girit’teyken Spatarakis imiş adları.” Spatar, Kritikos ağzıyla kılıç demekmiş. Türkiye ’ye geldiklerinde bu ismi koruyorlar ve öyle biliniyorlar. Soyadı kanunu çıkınca dedesi nüfus memurluğuna gidip Spatarakis adını nüfusuna yazdırmak istiyor. Sonunda nasıl bir anlaşmaya varıyorlarsa memur ‘akis’ son ekinin atılmasını, dede de Spatar adını almayı kabul ediyor.
TKP’li tıp öğrencisi
İzmir’den İstanbul ’a tıp eğitimi almak için geldi. İlk gözaltına alındığında, 19 yaşındaydı. 1951 Berlin Dünya Barış Festivali’ne Türkiye’den katılan iki gençten biriydi. Dönüp TKP üyeliğinden tutuklandığında Tıp Fakültesi 6. sınıf öğrencisiydi. Okulla ilişiği kesildi. İki yıl hapis, sekiz ay sürgüne mahkûm edildi. Mahkûmiyeti bittikten sonra Erdoğan Berktay, Naci Ormanlar ve Rasih Nuri İleri ile birlikte Anadolu Yayınları’nı kurdu. 1980’de Türkiye İşçi Köylü Partisi’nin (TİKP) kurucu üyesi ve İstanbul İl Başkanı seçildi. 12 Eylül 1980 askeri darbesinde tutuklandı. 85’te tahliye oldu. AnaBritannica, Medicana, Comptons, Grolier ansiklopedilerinde çalıştı ve daha çok müzik ve tıp maddelerini Türkçeleştirdi. Müzik, felsefe, bilim alanında yazı ve çevirileri yayımlandı. Kitapları; ‘Kuzeye Esen Ilık Rüzgâr’ (Pencere Yayınları), ‘Müzik Yazılarım’ (Pan Yayıncılık), ‘Orhan Suda-Halim Spatar/Mektuplar’ (Literatür Yayıncılık). Klasik müzik hobisi profesyonellik düzeyindeydi. Birinci sınıf marangozdu.
TBMM’ye mobilya yaptı
Halim Spatar, 1951’de girdiği cezaevinden iki yıl sonra Ödemiş’e sekiz aylığına sürgüne gönderildi. Hasta olduğu için ‘Emniyeti Umumiye Nezareti’ cezasını İstanbul’da tamamladı. Bir yıl sanatoryumda kaldı. İyileşti, 1957’de Sabahat Ormanlar’la evlendi. İzmir’deki taşınmaz mallarını satıp işsiz sosyalist arkadaşları (eşi Sabahat Hanım’ın amcasının oğlu) Cemil Ormanlar, 1980’de ülkücülerin katlettiği diş hekimi Sevinç Özgüner’in eşi Vecdi Özgüner ve Suavi Barutçugil ile birlikte mobilya fabrikası kurdu. Şirketi 1960 Milli Birlik Komitesi iktidarı sırasında yaptığı TBMM oturma grup mobilyalarının parasını iki yıl alamayınca iflas etti. Ankara ’ya göçtü, teminat mektuplarının kefillerini kurtardı. Cilacılık ve mobilyacılık yaparak ailesini geçindirmeye çalıştı. Deniz, Hamide ve Mümtaz’ın babası.
Bakmayı, görmeyi öğretti (Kızı Deniz Spatar): Dört beş yaşlarındaydım. Babam beni elimden tutup kıra (şimdilerde Şişli Terakki Lisesi’nin olduğu yer) götürürdü. Kırda bir kuyu vardı. Derdi ki, “Deniz, bu kuyuyu unutma. Bak bir sürü kurbağa yaşıyor etrafında. İleride bu kuyu olmayacak belki de ama sen hatırlarsan hep olacak…” Şimdi düşünüyorum da, babam hep bakmayı ve görmeyi öğretmeye çalışmış bize. Annem de sabretmeyi ve sorumluluk almayı. Üç kardeş, en büyük şansımız sevmeyi bilen anne ve babamız oldu hep. Bu yüzden sevgisizlik bizi yaşamımız boyunca hep yaraladı ama sevgi de rehberimiz oldu.
Sol biraz daha güdükleşti (Gazeteci Alper Görmüş):
Halim Spatar, bizim dünyamızın en zarif insanıydı. Başkalarına yük olmaktansa, başkalarının ona yük olmasını tercih ederdi. Çok geniş bir dünyası vardı ve bu nedenle 1970’lerin dar siyaset anlayışı içinde adeta boğuluyordu... Boğuluyordu ama nezaketinden açığa vurmuyordu. Aslında solun tarihi bir açıdan Halim Spatar gibileri ite ite güdükleşmenin tarihi olarak da okunabilir. İşte o da gitti ve sol biraz daha güdükleşti...
Sakin direnişçi (Gazeteci Oral Çalışlar): Mamak Askeri Cezaevi’ndeyiz. 12 Eylül askerî darbesinin en ağır baskı günleri. TİKP yöneticisi olduğumuz gerekçesiyle tutuklanmıştık. Halim Spatar, Mamak’taki baskıları ayrıntılı bir şekilde anlatan bir dilekçe yazdı. Dilekçeyi geri alması yönündeki talebi reddetti. Mamak’ın ünlü zalim komutanı Albay Raci Tetik göründü. Halim Abi askerler tarafından dışarıya çağrıldı. Raci Tetik’in yapabileceklerini kestirmek zor değildi. Bir süre sonra, onu götüren asker tarafından iteklenerek koğuşa geri getirilen Halim Abi, yine sakindi. Dilekçesini geri almak için ölümle tehdit edildiğini, dilekçesinin yırtılıp atılacağının söylendiğini anlattı. Dilekçesini geri alma baskısına direndiğini ve kararından vazgeçmediğini ifade etti.
Armağanı insan kültürü (Prof. Nur Vergin): Pek az aydının sahip olduğu bir birikime sahipti Halim Abi. Üstelik yokluk içinde ve taşın suyunu çıkarırcasına didinip yarattığı imkânlarla tuğla tuğla örmüştü o derin kültürünü. Ama bizlere bir kültür insanı olarak kattıklarının yanı sıra ve daha da çok, bizlere en büyük armağanının ‘insan kültürü’ olduğuna inanıyorum. Çalışkanlığıyla, alçakgönüllülüğüyle, zarafetiyle, diğerkâmlığıyla, adanmışlığıyla, hoşgörüsüyle Halim Abi bana her zaman, eski evlerde sıkça görülen çerçeveli, kimi zaman nakışla işlenmiş hat işlerinden birini düşündürmüştür. İyi ki hayatımıza girmiş Halim Abi, hep de orada kalacak.
Efendiydi ama işkenceciye değil (Gazeteci Ragıp Duran): Şefik Hüsnü’den, Reşat Fuad’dan ve Nâzım Hikmet’ten söz ederdi. Cezaevi anıları, dönemin bir avuç komünistinin çilelerini, sevinçlerini dile getirirdi. O kuşak artık büyük ölçüde aramızdan ayrılıyor. Halim Abi hiç üste çıkmadan hepimize ağabeylik, babalık yaptı. Olağanüstü yumuşak bir adamdı. Biz Halim Abi’den kitaplarda olmayan şeyler öğrendik. Tutum, davranış, kültür gibi şeyler. Halim Abi için “çok efendi” diyorlar, doğru ama eksik. Mesela bize karşı çok efendi idi, işkenceci Raci Tetik’e karşı değil.