Ortalığı karıştırmak istiyoruz!

Ortalığı karıştırmak istiyoruz!
Ortalığı karıştırmak istiyoruz!
Kanada'da müzik yapan Türk grubu Minor Empire'ın ilk albümü 'Second Nature', Türkiye'de çıktı. Grup, Kanadalıları Türkçe bir yolculuğa çıkarıyor. Biz sorduk grubun solisti Özgü Özman yanıtladı.
Haber: MUHSİN TOPYILDIZ - mahfuznecip@gmail.com / Arşivi

Minor Empire Kanada’da kurulmuş içinde Türklerin de bulunduğu zaman zaman türkülerimizi de seslendiren enteresan bir grup. Aslında Türkiye ’de kendine has bir dinleyici kitleleri uzunca bir süredir var. Üç yıl önce Kanada’da yayınlanan albümleri ‘Second Nature’ çok şükür ki Türkiye’de de nihayet çıkabildi. Albümün çıkışını fırsat bilip grubun solisti Özgü Özman ile buluşup sıkı bir muhabbete tutuştuk.

Bu albümün Türkiye’de çıkması neden bu kadar gecikti?Burada süreç biraz daha farklı işliyor. Kanada’da albüm yapmak çok kolay. Şarkılarını meslek kuruluşuna kaydettirip albümünü basıma gönderiyorsun. Türkiye’de ise çok daha meşakkatli bir süreç söz konusu. Biz dağıtım şirketini bulmamızın üzerinden bir yıl geçti. Albümü yapalı ise üç yıl oldu. Adım adım ilerliyor tüm süreç. Dağıtım şirketimiz de biz de oldukça şaşkınız en sonunda albüm çıkabildiği için.

Kanada’da müzik yapan bir grup insansınız. Sizi bir araya getiren neydi?Biz zaten Ozan Boz ile birlikte çalışıyorduk. Kendi orijinal bestelerimizi yapıyorduk. Bir EP kaydedip radyolara göndermiştik ve radyolarda çalmaya başlamıştı. Ardından bir albüm hazırlamaya karar vermiştik. Şarkıları hazırladıktan sonra kaydetmeye başlayacaktık ki bir şeylerin içimize sinmediğini fark ettik. Ben başından beri biraz Türk müziği de bu işin içinde olsun istiyordum. Zafer Yusuf’u Toronto’daki sahnesinde izleyince kafamız netleşti. Minor Empire’ı birlikte kurduk ve Türk müziğini de işin içine koyduğumuz çalışmalar yapmaya başladık.

Duymaya alışık olduğumuz türküleri alıp yeni bir forma sokuyorsunuz. Türküleri seçerken onlara ‘Bunu çok seviyoruz’ deyip duygusal mı yaklaşıyorsunuz yoksa teknikbir bakışınız var mı?Aslında ikisi de var. İçgüdüsel bakış benden, teknik bakış Ozan’dan geliyor. Ben küçükken dinlemeyi sevdiğim türküleri seçiyorum. Ozan ise teknik anlamda oynayabileceğimiz, yeni bir forma sokabileceğimiz türküleri repertuara alıyor.

Sadece türküler üzerine mi çalışacaksınız? Bir sanat müziği eserini, bilindik bir pop şarkısını sizden duyabilir miyiz?Melodik zenginliği türkülerde bulduk. Bizi çok etkileyen bir başka türde eser olursa söyleyebiliriz tabii ki. Mesela Barış Manço’nun Dönence’sine bir şeyler yapmayı düşünmüştük. Şimdilik bekliyor tabii ki o proje.

Minor Empire’ın yapmaya çalıştığı şey nedir?Ortalığı karıştırmak. (Gülüyor) Kendimizi ifade edip insanlara güzel şeyler verebilmek istiyoruz.
Kanada’da oldukça tanınan bir grupsunuz. Fakat Türkiye’de kendinize has bir kemik kitleniz var sadece. Buraya daha fazla yönelecek misiniz?
Biz Kanada’ya geri dönüyoruz tabii ki. Benim daha çok hoşuma gidiyor insanların bizi kendi çabalarıyla bulması. Bu durumdan şikâyetçi değilim. Bir PR çalışmasıyla tepeden inme bir şekilde ulaşmadık insanlara. Ne kadar insana ulaştığımızla gerçekten ilgilenmiyoruz. Bizim derdimiz bu değil.

Albümde Sidar Demirer ve Selim Sesler konuk oldu sizlere…Haydar Haydar’ı yaparken Sidar’ın bu şarkıya enteresan şeyler yapabileceğini düşünmüştük. Arkadaşımız olduğu için her şey çok hızlı gelişti. Selim Sesler ise benim klarnet denince aklıma gelen ilk isim. Tereddütsüz şekilde Selim Sesler’e gidip albüme bir şeyler çalmasını rica ettim. Şarkıyı dinleyip kabul etti. Stüdyoda ilk dinlediğimiz an tüylerimiz diken diken olmuştu.

Kanada’da 2011 ve 2012 yıllarında iki kez ‘En İyi Grup’ ödülü aldınız. Bu size bir şey kazandırdı mı?Tabii ki. Aldığınız ödüller sizi direkt olarak haritaya ekliyor. Sektör sizi anlamış oluyor bir anda. Festivaller, radyolar ve sektörle ilgilenen başka insanlar sizi duyuyor. İşleri büyütüyor doğal olarak.

Kanada’da müzik yapmak ile burada müzik yapmak arasında ne fark var? Kanada’da insanlar sizi tanıyorlar ama dilinizi anlamıyorlar. Türkiye’de dilinizi anlıyorlar fakat sizi tanıyan insan sayısı az.Kanada’da çok daha rahat müzik yapabiliyoruz. Sanata yaklaşım çok farklı. İnsanlar birbirleri üzerinde baskı kurmuyorlar. Kalıplardan arınmış bir ortam var. Sistem yeni şeyler oluşturulmasına katkı da sağlıyor. ‘Türkçe müzik yapıyoruz’ dediğimizde inanılmaz bir destek görüyoruz. Dilimizi anlamasalar da içsel olarak derin bir bağ kuruyorlar.