@ubuget

'Oscar almak, Cannes'dan ödülle dönmek istiyorum!

'Oscar almak, Cannes'dan ödülle dönmek istiyorum!
'Oscar almak, Cannes'dan ödülle dönmek istiyorum!
Kariyerinin son döneminde müzik çalışmalarına ağırlık veren Türkiye sinemasının Afrodit'i Banu Alkan beyazperdeye dönmeye hazırlanıyor. Hedefleri arasında Cannes Film Festivali ve Oscar da var. Yeşilçam'ın efsanesi Kültür Bakanlığı görevini de 'aradan çıkarmak' istiyor!
Haber: ÜMİT BUGET - umit.buget@radikal.com.tr / Arşivi

Namına belgeseller çekilmiş, kırk iki sinema filminin altına imza atmış “ Türkiye sinemasının Afroditi”ni Beş Soruda anlatmak zor ama Banu Alkan’la sinemadaki yeni planlarından siyasetteki kariyer hedefine, tekrar kapılarını açmak istediği aşktan son zamanların fenomen ismi Nur Yerlitaş’a kadar pek çok konuyu konuştuk.

Geçtiğimiz günlerde “sinemanın gelmiş geçmiş yaşayan en güzel kadını” seçilen Banu Alkan bu konuda tevazu göstermiyor. Hiç dilinden düşürmediği akademik yüz hatlarına dizlerini, bileklerini ve ‘ayva göbeği’ni de ekliyor. Son tahlilde güzelliği konusunda bana da fikrimi soruyor. Afrodit’i beğenmemek kimin haddine!

Yaşadığı ilişkilere de toz kondurmuyor Alkan. “Dünyayı ayaklarımın altına serdi” dediği Gürbüz Hanif’i özlemle hatırlıyor. On üç yıl birlikte olduğu Murat Taşdemir için de: ‘Bir kadının isteyebileceği en yakışıklı en zeki, üçgen vücutlu, aşk dolu, kadından anlayan bir erkek’ ifadelerini kullanıyor.
Kısa ve orta vade hedefleri arasında Cannes’dan ödülle dönmek, Oscar almak ve Kültür Bakanlığı’nı da ‘aradan çıkarmak’ olan Afrodit’le doyumluk değil ama tadımlık bir röportaj.

Sinemanın gelmiş geçmiş yaşayan en güzel kadını seçildiniz. Bu sizden nasıl karşılık buldu?
Ben çok mutlu oldum, inanılmaz mutlu oldum. Film çekmekten genç kızlığımı yaşayamamıştım. O kadar emek tabii karşılığını bulunca insan son derece mutlu oluyor. Daha evvel de “Afrodit güzellik tanrıçası” unvanını vermişti gazeteciler, sinemacılar belgeselimi çekti. Milyonlar da gönüllerinde okeyleyince Afrodit olarak kaldım tabii. Bu ödül de bana çok iyi geldi.

SİNEMAYA AĞIRLIK VERMEK İSTİYORUM!

Bu ödülün heyecanıyla, hızıyla tekrar bir sinemaya dönüş olur mu? Sizi beyazperde ya da beyazcamda görebilecek miyiz?

Her zaman söylüyorum, ben sinemacıyım. Dizi yapmak daha önce ağırıma gidiyordu! Sinemacılar o dönem pek sıcak bakmazlardı dizi işine. Hem ondan, hem de ben biraz özgür ruhluyum, yarın yurt dışına gitmek istiyorsam gidebilmeliyim ama tabi ki dizi çekerken böyle bir şey mümkün değil. O yüzden özgürlüğümü seçiyordum ama çok iyi bir proje, değişik bir şey olursa neden olmasın? Ama sinema filmleri olacak şimdi. Bazı film tekliflerini de uzun süre Amerika’da olduğum için geri çevirmiştim. Bazılarını da beğenmedim ama şimdi ağırlık vereceğim. Bir ara tabi albümler, televizyon programları derken bir on seneyi geride bıraktık ama sinema çok güzelleşti -eskisi gibi oldu- seyirci yeniden sinemada. Bundan sonra birkaç tane iyi film yapmak istiyorum. Bir kere Cannes Film Festivali’nde üst üste ödül alınması çok güzel oldu iyi adımlar atılıyor sinema adına. İnşallah Oscar ödülleri de kazanacağız. 

FAVORİM ŞAHAN GÖKBAKAR
Cem Yılmaz’ı da Ata Demirer’i de Şahan Gökbakar’ı da çok beğeniyorum. Ama Şahan muhteşem, en beğendiğim komedyen diyebilirim. Recep İvedik karakteriyle çok oturdu. Çok iyi tiplemeler yapıyor, her kılığa girebiliyor. Hepsi giriyor elbette ama Şahan sanki biraz daha iyi geliyor bana. Şimdi bakıyoruz komedi aldı başını gidiyor. Şahan’la iyi bir filmde olmak isterim doğrusu.

BİR ERKEĞİN TENİ SOĞUMADAN BAŞKASINA GİTMEK…

Hayatınızda uzun dönemde iki ilişki yaşadınız, çabuk tüketilen zamane aşklarına nasıl bakıyor Banu Alkan?

İlişkilerde kim, ne istiyor belli değil! Aşk nedir bilen de yok son zamanlarda. Ben öyle çok çabuk tüketilen ilişkileri sevmiyorum. Hele kadın-erkek arasındaki tüketilen olayı sevmiyorum biraz uzun olmalı, seçici olmalı… Tabii namus kavramı herkese göre değişir ama benim hayatıma iki erkek girdi, o konuda biraz tutucuyum galiba. Bir gecelik aşklar, bir erkeğin teni soğumadan bir ay sonra öbürüne gitmek nasıl bir şeydir ben çözmüş değilim. Doğrusu hoş da karşılamıyorum. Benim hayatımda iki tane erkekten biri olan Gürbüz Bey’le bizi kader ayırdı o rahmetli oldu. Diğer ilişkim de on üç yıl sürdü. Murat’la da bir üzüntüden sonra ayrıldım. O da on günlük bir evlilik yaptı, ayrıldı. Gene benim yanıma geldi ama affedemedim. Fakat sorduklarında her zaman onu yücelttim, hâlâ da ‘en büyük aşkımdır’ derim. İlişkiler bittikten sonra da arkadan kötü konuşmayı hoş karşılamıyorum. Özel hayat bana göre çok önemli. Hele bir starda bu daha da önemli. Murat’tan sonra artık hayatıma birini sokmak istiyorum, ilk kez gönül kapılarımı açacağım ama doğru düzgün birisi olmazsa giremez. Çok iyi bir aday olması gerekir.

(Alkan bu sırada geçen Cumartesi akşamı konuk olduğu ‘Bu Tarz Benim’in tanıtımı döndüğünde televizyonun sesini açıyor ve telefondan bize de dinletiyor. ‘İlk kez dün akşam yayınlanmıştı, kaçırmıştım’ diyor. Çekimlerin eğlenceli geçtiğini, yarışmadaki ‘İkizler’in favorisi olduğu notunu ilave ediyor.)

‘Bu Tarz Benim’ deyince Nur Yerlitaş’ı sormadan olmaz…

Nur benim çok eski bir arkadaşım çok severim. Benim film çektiğim dönemlerde çok da kıyafet dikmiştir bana. O dönem ayda bir yurt dışına çıkardım kıyafet için, sürekli orada karşılaşırdık. Çok güzel ve olağanüstü zeki bir kadındır. Nur’u tanımak lazım, ben çok iyi tanıyorum Nur’u. Eğlencelidir, kaliteyi çok iyi bilir dikişi çok iyi bilir ve çok iyi bir modacıdır. Bu Tarz Benim çok seyrediliyor zaten ama benimle birlikte rekor kırar…


25 KİŞİ NAMUSUMU TAKDİR EDER 25 KİŞİ ‘ÇOK ZEKİSİNİZ’ DER

Banu Alkan zeki mi, akıllı mı?
Çok sorulur bu. Ben kime merhaba desem bir namusumu takdir eder halk bir de zekâmı. Günde 50 kişiyle tokalaşırsam 25’i namusumu takdir eder 25’i de ‘çok zekisin Banu Hanım’ der. O yönümü çok kimse bilmez belki ama zeki olduğum bir gerçek. Televizyona çıktığınızda kendinizi ne kadar ifade edersiniz ki? Şarkı söyleniyor, bir şov var ortada. Sinemada zaten farklı karakteri canlandırıyorsunuz. Güzel bir kadına okuma gözlüğü takıp IQ’su yüksek bir kadını canlandıramazsınız. Bana göre gerek de yok zaten. Şerif Gören’den tutun Osman Seden’e kadar en iyi yönetmenlerle çalışmış, bugüne kadar 42 film yapmış ve kendisini çok iyi taşımış, 25-30 yıldır başladığınız zamandan itibaren zirvede olmak da bir zeka belirtisi değil midir? Kalbimle hareket ettiğim zaman bir bebek kadar safım ama zekâmı ortaya koyduğum zaman Obama bile karşımda duramaz diyorum ya doğru. Obama bir örnek tabii.

OSCAR ALMAK, KÜLTÜR BAKANI OLMAK CANNES’DAN ÖDÜLLE DÖNMEK…

Banu Alkan’ın bundan sonraki hedefleri ne?

Bir iki tane çok önemli filmde oynamak istiyorum. Oscar almak ve Cannes Film Festivali’nden de bir ödül almak istiyorum. Antalya Altın Portakal benim için çok önemli değil, çok ciddi bulmuyorum, ne olduğu belli değil orada. Ülkem adına da bir Kültür ve Turizm Bakanı olmayı gerçekten çok isterim. Başka daha ne isteyebiliriz, dünyayı görürdük, her noktasına adımımızı attık, her kültürü her güzelliği gördük. Bundan sonraki hedef bir ödül daha almak! Yalnız 35 bin kişi tarafından onaylanarak verilmiş bu güzellik ödülü de Oscar kadar değerli bir ödül. Herhalde ayak bileklerime baktılar, ayak numarama baktılar (37 buçuk numara ayağım) dizlerim çok güzeldir, Yıldırım Mayruk, ‘Dünyanın en güzel dizlerine sahipsin’ der. Demek ki oralarda baktılar, çok iyi akademik bir yüze sahibim zaten. Hoş şimdi ben son reklamda biraz kilolu gördüm dolmuş oralar biraz ama o kadar da olur.