Otisabi'siz Otisabi!

Otisabi'siz Otisabi!
Otisabi'siz Otisabi!

Dizide Otisabi yi Tim Seyfi oynuyor.

Kadınları kadınlardan daha iyi tanıyan çizgi-adam Otisabi'nin maceraları bugün Sinema TV ekranına taşınıyor. Çizgi hikâyenin yaratıcısı Yılmaz Aslantürk, dizide uyarıları dikkate alınmadığı için hayli rahatsız.
Haber: ELİF EKİNCİ - elif.ekinci@radikal.com.tr / Arşivi

20 yıllık serüvenine 2007’den bu yana mizah dergisi Uykusuz’un arka sayfasında devam eden, kadınları kadınlardan daha iyi tanıyan çizgi-adam Otisabi’nin maceraları Sinema TV ekranına taşınıyor. Balat’ın ana mekân olarak seçildiği dizide, Otisabi’yi ‘İki Süper Film Birden’ ile tanıdığımız Tim Seyfi, Otisabi’nin ev sahibi Nejat amcayı Devekuşu Kabare’den tanıdığımız Atilla Pekdemir, Kaan’ı Gürkan Kaçar, Barmen Barbaros’u ise Özgür Emre Yıldırım canlandıracak. Yüksel Yılmaz’ın yöneteceği, Mustafa Ordaş’ın senaryosunu yazacağı dizi 13 dakikalık, 13 bölümle yayına girecek. Geçen yıl bu zamanlar, yine ‘Otisabi dizi oluyor’ haberleri ayyuka çıktığında, dizi için hazırlanan 1 dakikalık fragman dahi sosyal medyayı çalkalayınca, sözü çizgi hikâyenin yaratıcısı Yılmaz Aslantürk’e vermiştik. Ancak dizi birtakım sebeplerle yayımlanmayınca, röportaj da elimizde kalmıştı. Sakladık röportajı, geldi zamanı. Elbette Aslantürk’le birlikte güncelleme yaptık ve gördük ki kendisi son durumdan hayli rahatsız. Buyrun.
Otisabi’nin dizi olacağı dedikodusunu uzun zamandır duyuyorduk. Nihayet gerçek oluyor. Proje tutmazsa gibi bir endişeniz var mı, yoksa “seks satar” mı diyorsunuz?
Geçen yıl dizinin yayımlanması için çok heyecanlanmış ve emek vermiştim. Öyküsüyle, süresiyle, kurgusuyla vs. varolanlardan çok farklı olmasını istemiştim. Yani en başından bir riski göze alarak yola çıkmıştım. Zaten yapımcıyla da oyuncu seçiminden mekan ve dekoruna kadar her şeyde son sözü söylemem konusunda anlaşmıştık. Amacım çizgi-öyküdeki ruhun aynen diziye geçmesiydi. Çünkü kadın -erkek ilişkilerinin işlendiği hassas bir alanda dolaşan öyküler, en küçük replik ya da sahnede yapılacak hatayla bambaşka konsepte dönüşebilirdi. Dergiye çizdiğim sayfada dikkat ettiğim şeyler dizide de olmalıydı. Geçen yıl yayımlanan ilk fragmandan sonra bilmediğim sorunlar nedeniyle proje iptal oldu. Bu yıl başında, yapım şirketinin karar verdiği oyuncular ve mekânlarla hızla 13 bölüm birden çekilmeye başlandı. İmzaladığım sözleşme gereği itirazım geçersiz sayıldı. Az önce bahsettiğim kaygılarım da göz ardı edildi. Yani bu projenin dışında tutuldum. Sadece adı ‘Otisabi’ olan ve benim hikayelerimin kullanıldığı bir dizi bu. Dolayısıyla dizinin tutup tutmamasına kayıtsızım. Ama eğer bir dizi senaristi olsaydım tutması için her türlü kurnazlığı yapardım. Bere giymiş açıkgöz bir kapıcı, doğulu bir çaycı, aptal bir koca gibi tiplemelerle doldurup mizah dergilerindeki karikatürlerden yürütülmüş esprileri hikayeleştirdin mi reytingler tavan yapar. Benden önce ilişkiler üzerine çizilenlere bakın; erkekler salak, beceriksiz ve çirkin. Samimiyetsiz, sadece kadın okurlara başını okşatmak isteyenlerdi. Ben bu samimiyetsizlikten tiksindim ve Otisabi’yi yarattım. Dizide de çizgimden ödün vermek niyetinde değilim. Dizideki bölümlerde aslolan ilişkilerdeki tuhaflıkları göstermek olacak. Sevişme sahneleri, çıplaklığın dozu bazılarını hayal kırıklığına uğratabilir. O yüzden “seks satar” mottosuna sığınmıyorum.
Şimdi Otisabi haliyle, çok daha geniş bir kitleye ulaşacak. Bu belki de artık yıllardır cevaplamaktan bıktığınız eleştirileri tekrar canlandıracak. Buna hazır mısınız? Çekilen dizinin dışında olduğum için oradan yansıyacak imajdan sorumlu değilim. ‘Otisabi’yi 1992’de Pişmiş Kelle dergisinde çizmeye başladım, dergi kapandı, altı yıl boyunca çizmedim. Penguen dergisiyle yeniden ortaya çıktı ve şimdi de Uykusuz’da çiziyorum. Her dergide Otisabi’yi tanıtmam, kabul ettirmem gerekiyordu çünkü okur, mizah dergisini gülmek için alıyor ve benim sayfamdaki mizah dozunu yeterli bulmuyor. Haftalarca okuduktan sonra onu başka bir yere koyuyor, hak veriyor ya da reddediyor. Böyle bir endişem hiç olmadı. Çünkü hiçbir sanatçı halkın hazır olmasını beklemez, onların görmek istediğini göstermez. Bir adım önden giderek bir şeylerin fark edilmesini sağlar, dikkat çeker, tartışılmasını ister. Ben de bunu bir anti-kahraman üzerinden deniyorum.
Bu anti-kahramanın en sık aldığı eleştiri nedir?
Kadın-erkek ilişkilerinde başarılı bir erkek yadırganıyor, kabul görmüyor. Bu kadar çok kadınla birlikte olmasına kafayı takanlar var bir de. Şunu gözden kaçırıyorlar. Bir sayfada başlayıp biten öyküde olayların çok hızlı gelişip akması gerekiyor. Bu yüzden gerçekçi bulmuyorlar.
Hikayelerinizden yola çıkarak kadınların sizden nefret etmesi gerektiğini söyleyebiliriz ama Otisabi’ye bayılan kadınlar da var. Bunun sebebi ne sizce?
Çünkü Otisabi, hayal
ettikleri ilişkinin ya da sevgilinin diğer yanını gösteriyor. Gerçek niyetleri sergiliyor. Mesela erkeklerin el ele dolaşmak istemediklerini, çiçek taşımaktan nefret ettiklerini, eve getirdiği kadınla bir an önce sevişmek istediğini görmek rahatsız ediyor. Sakat dilenci görmüş gibi yüzünü öte tarafa çeviriyor. Otisabi’ye bayılanlarsa erkek cephesinden haberler getirdiği için seviyor, gerçek niyetlerini öğreniyor. En azından bir ilişkinin nasıl başlatılacağından çok -ki bunu bilmeyen erkek azdır- nasıl sürdürüleceğine kafa yoruyor, emek harcıyor. Tıpkı kadınlar gibi.
‘Otisabi’ dizisi 1 Haziran Cumartesi saat 23.00’te Sinema TV’de (D-Smart).

Erkekler rakip görüyor
Sizin ilişkilerle ilgili birçok mektup, mail aldığınızı da biliyoruz. En çok neler talep ediyorlar?
Genellikle ‘ilişki abisi’ olarak görüp akıl danışıyorlar. Sevgilisiyle sorunlarından bahsedip ne yapması gerektiğini soranlar var, kız arkadaşına ne hediye alması gerektiğini soranlar da az değil. Erkeklerse Otisabi’yi rakip görüp kendi yatak maceralarını anlatıyor. Okurken sonunu getiremiyorum, tiksiniyorum.
Erkeklere ve kadınlara, ayrı ayrı, ilişkilere dair, genel bir öneride bulunmanızı istesek...
Erkekler ilişki başlatmayı biliyorlar ama sürdürme konusunda bilgileri yok. Nasıl olsa benimdir deyip, donla eşofmanla kanepede pinekleyerek maç izliyor, playstation oynuyorlar. Biraz da kişisel bakıma hijyene özen göstermeliler. Bu kadar umursamazlık kadınların hoşuna gitmiyor. Kadın gidince de “Nooldu ya, naaptım ki ben şimdi” diye afallıyorlar. Kadınlara gelince; nefes almadan konuşan kadın erkek için pek cazip değildir. Ne kadar ilginç de olsa anlattığı, karşısındaki erkek çoktan içindeki sutyenin dantelini hayal etmeye başlamıştır. Bir de siz “Bütün kızlar toplandık” partisi yapıyorsanız sevgilinizin de böyle bir hakkı vardır.

Kadınlarla aram daha iyi

Otisabi çapkın erkek kadar şehirli kadın profilini de yakından tanımamızı sağlayan bir çizgi hikâye. Bunu bir erkeğin kaleminden öğreniyor olmak ilginç. Nasıl bu kadar iyi tanıyorsunuz kadınları?
Kadınlarla arkadaşlığım erkeklerle olandan daha başarılı. İyi bir sırdaşım, bana her şeylerini çekinmeden anlatabiliyorlar. Böyle olunca neleri sevmediklerini, nelerden hoşlandıklarını yani onların dünyasını gözlemleyebiliyorum. İlişkilerle ilgili hikâyeler çizdiğim için algım da bu yönde açık, bir kafeteryada sorunlu çifti fark edip yandaki masaya konuşlanıyorum ya da alışveriş merkezinde bir mağazaya girip kadınların neler konuştuklarına kulak misafiri oluyorum. Erkek dergilerinden çok kadın dergileri de benim için kaynak. İnternet de ilişki arayan adam ve kadınlarla dolu. Farklı takma adlarla oralarda dolaşıyorum, birileriyle arkadaş oluyorum, konuşuyorum. Beklentileri ilk ağızdan öğreniyorum. İnternetteki adıyla partner sitelerinde kadın kimliğiyle bile üyeliklerim var.