Otistik çocuğu aldırmalı mı?

Otistik çocuğu aldırmalı mı?
Otistik çocuğu aldırmalı mı?
İngiliz uzmanlar, anne karnındaki bebeğe otizm testi yapılmasını mümkün kılan bir araştırmaya imza atıp yüksek riskli hamileliklerde kürtaj hakkını savununca ortalık karıştı. Aralarından dâhi de çıkabilen otistik çocuklarla ilgili bir etik tartışma başladı

İSTANBUL - İngiltere’de Cambridge Üniversitesi Otizm Merkezi’nin geliştirdiği yöntemle anne karnındaki bebeğe otizm testi yapılması olası hale geldi. Çalışmada 235 çocuğun doğumdan sekiz yaşına gelene kadarki dönemleri izlendi ve gebelik sırasında amniyo sıvısında yüksek oranda testosteron bulunan çocuklarda sosyalleşme eksikliği, konuşma güçlüğü gibi otizm karakterine uyan özellikler tespit edildi.
Bilim insanları, konu etik açıdan değerlendirilerek olumlu sonuca varılması halinde testin yaygın uygulanmasına ve otizm riski görülürse kürtaja izin verilmesini öneriyor. Ancak bu öneri bir tartışmayı da beraberinde getiriyor. Zira otistik çocukların yaşamsal yetilerinde  sorun olmuyor, hatta içlerinden ünlü matematikçiler, müzisyenler bile çıkabiliyor. Bunun yanı sıra otistik olup hiçbir şekilde hayatla bağlantı kuramayan ve bütün yaşamını otistik hastalar için dizayn edilmiş özel kurumlarda geçirenlere de rastlanabiliyor.
Türkiye’den uzmanlar ve otistik çocuk aileleriyse bir noktada birleşiyor: Otistik bir çocukla yaşamak çok zor!

İrem Afşin (Asperger Sendromu ve Otizmle Hayat Derneği Başkan Yardımcısı, Otizm Platformu Genel Sekreteri, 7 yaşında otistik çocuk annesi):
Bu çok büyük bir şok ve çok zor bir seçim. Tabii ki test olsaydı doğurmazdım. Çok farklı bir hayat biçimi. Ne sosyal şartlar ne de devletin sunduğu imkânlar yeterli. Hayatı bir otistiğin gözünden değerlendirmek çok büyük bir haz ama götürdükleri de çok fazla. Otistiklerle ilgili meslek edindirme ve eğitim anlamında hiçbir şey yok.

Mine Kılıç (TODEV-Türkiye Otistiklere Destek ve Eğitim Vakfı Terapi Merkezi Müdürü, psikolog): Otizm hayat boyu devam eder. Eğer önceden teşhis edilecekse karar tamamıyla aileye kalmıştır. Bir kadın olarak cevap verecek olursam, ben hamileliği sonlandırırdım. Aileler çok zor dönemler yaşıyor. Etiği bir kenara bırakıp aile bu sorumluluğu alabilecek mi diye bakılmalı. 

Gökçe Eyigün (Zihinsel engelliler öğretmeni): Hamileyken belli olması güzel bir şey. Down sendromunda ailenin gebeliği sonlandırma hakkı var. Zaman zaman onlardan çok daha ağır otistiklere rastlayabiliyoruz. Down’lular konuşabilirken, konuşamayan otistikler bile var.  Ancak kürtaj yerine önce aile uzmanlar tarafından bilgilendirilmeli ve otistiklerle bir araya getirilmeli. Pek çok velimiz var; baba anneyi suçlayıp evi terk ediyor, devlet de sahip çıkmıyor. Ama son karar aileye bırakılmalı.

Figen Bacıoğlu (14 yaşında otistik çocuk annesi): Hamileliğimde öğrenseydim hemen aldırırdım. Bu şekilde yaşamak hiç kolay değil. Önce ailelere, o otistik çocukla yaşayacaklara sormak lazım. Bu hastalığın dereceleri var. Bazıları çok ağır oluyor. Benim çocuğum orta derecede otistik. Ben aldırmazdım diyen biri varsa bana gelsin, konuşalım. Maddi ve manevi çok büyük bir külfet.

Sabrina Şırlak (10 yaşında otistik çocuk annesi): Oğlum şimdi çok iyi durumda, bu nedenle bana şimdi zor gelmiyor ama 10 yıl önce imkânım olsaydı aldırmaya karar verirdim. Toplum hiç destek olmuyor. Eğitim çok zayıf bu konuda. Evde 24 saat uğraşıyordum. Altı sene özel kuruma götürdüm. Devletin verdiği ayda altı saat neye yeter?

Doç. Dr. Kayhan Yakın (Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı): Otizm multifaktöryel bir hastalık olduğu için amniyosentezle teşhisi çok zor olacaktır. İncelenen sıvıda herhangi bir enzimin eksik olması bebeğin kesinlikle otistik olacağı anlamına gelmez. Bu nedenle test sonuçları yanıltıcı olabilir. Ayrıca amniyosentez basit bir kantesti değil, çok riskli, bugün bu işlem nedeniyle 300 bebekten birini kaybediyoruz. Testi yapmadan önce mümkün olduğunca yüksek şüphe olması gerekir. (Yaşam Servisi)