Otomotiv sanat

Otomotiv sanat
Otomotiv sanat
İstanbul Modern'de açılan 'Fantastik Makineler' sergisi, Renault'nun koleksiyonundan on sanatçının işlerini buluşturuyor.

Neredeyse insan boyunda çelik bir mekanizma... Paslanmaya yüz tutmuş kavisli bir sütunun ucundaki tekerlek amaçsızca dönüyor. Yıl 1966... Kitlesel üretim yavaş yavaş tüm kültürel ve sosyal hayata sirayet etmeye başlamış. Dada’ların mirasını alan Fransız heykeltıraş Jean Tinguely de bu absürd makinesiyle söz konusu üretim mekanizmalarını amaçsızlaştırıyor, ti’ye alıyor. Buraya kadar her şey dönemin karşı kültürüyle şekillenen güncel sanat ortamında beklenecek türden. Beklenmedik olan ise bu kitlesel üretim parodisinin arkasında sponsor olarak tam da bu üretim sisteminin şahikalarından otomobil markası Renault’nun olması. 16 Haziran’a kadar İstanbul Modern’de görülebilecek ‘Fantastik Makineler’ sergisi, Renault’nun endüstri ve çağdaş sanatı bir araya getirme amacıyla 1960’larda başlattığı koleksiyondan 10 sanatçının işlerini bir araya getiriyor.

40’tan fazla iş sergileniyor

Sao Paolo, Tel Aviv ve Moskova’dan sonra İstanbul’a gelen, 40’tan fazla işi barındıran sergi, bildik sponsor-sanatçı ilişkisinden daha farklı bir manzara sunuyor. Basın daveti öncesi gazetecilere bir sunum yapan küratör Ann Hindry’ye göre dönemin teknolojiden ve kitle tüketim kültüründen çekinceleri ile hayranlığının aynı anda okunabileceği işler söz konusu koleksiyonda. Koleksiyonun resmi başlangıç tarihi 1967’den çok daha önceleri 1930’lardan itibaren sanatçıları makine evrenini keşfetmeye, ondan esinlenen işler üretmeye davet eden bir firma, Renault. Sanatçıyla Renault arasındaki ilişkinin tekboyutlu bir alışveriş olmadığının izlerini de sergideki eserlerden okumak mümkün. 1930’larda şirketin kadrolu fotoğrafçısı olarak çalışmaya başlayan Robert Dosneau, bir taraftan arabanın reklam fotoğraflarına imza atarken, diğer taraftan Renault fabrikalarındaki çalışma koşullarını insanı merkeze alarak belgeliyor.

Yeniden Amerikan rüyası

‘The Americans’ kitabıyla çığır açan Robert Frank, Renault arabalarını ABD ’nin ücra köşelerinde çektiği fotoğraflarla Amerikan rüyasını bir kez daha düşündürtüyor. Frank Hovart, 1950’lerde ve 60’larda çektiği Renault reklamlarındaki özenli kompozisyonlarıyla devrin fotoğrafçılığında resmin izlerinin örneğini sunuyor.
Ancak serginin en ilgi çekici eserleri, Renault fabrikasından istedikleri malzemeyi kullanmalarına izin verilmiş çağdaş sanatçılar.
Sanat dağarcığını gündelik hayat birikintilerini ‘toparlama’ üzerine kuran Arman, Renault fabrikalarını “İnsanın istediğini alabileceği bir saray” olarak yorumlamış örneğin. Otomotiv dünyası objeleriyle yüzden fazla eser üretmiş. Ünlü heykeltıraş Jean Dubuffet, fabrikada keşfettiği polistiren, sentetik reçine gibi malzemelerle hem işlerinin hem de sergilendikleri mekanın sınırlarını zorluyor. Pop-art’ın tetikleyicilerinden Robert Rauschenberg, Renault’dan aldığı davetle çok boyutlu ama tek yüzeyli işlerine bir yenisini daha ekliyor.
Resmi olarak 1967’de başlayıp 1985’te ara verilen ve 2011’de tekrar canlandırılan Renault-çağdaş sanat ortaklığının bu sene bizim için bir önemi de bu yıl henüz ismi açıklanamayan Türkiyeli bir sanatçının da işbirliğine girecek olması.