Oysa bu evren hepimize yeter

Oysa bu evren hepimize yeter
Oysa bu evren hepimize yeter
Colin ve Greg Strause'in imzasını taşıyan 'Yukarıdaki Tehlike', eski moda uzaylı filmi. Los Angeles'ın gökyüzünden gelenler tarafından istilasını anlatan yapım, özel efektleriyle etkileyici olmaya çalışmış
Haber: UĞUR VARDAN / Arşivi

Yukarıdakİ Tehlİke
Orijinal Adı: Skyline
Yönetmen:
Colin Strause, Greg Strause
Senaryo: Joshua Cordes , Liam O‘Donnell
Oyuncular: Eric Balfour , Scottie Thompson

Malum, karanlık salonlar korkularla yüzleşme yeri aynı zamanda. Kim bilir bu yüzden de ‘İşgalci’ bir ruha sahip Amerika’nın sineması da, bazen sık, bazen de uzun aralıklarla kendi topraklarının işgal edilebileceği fantezisine soyunuyor. Hoş bu bilinçaltı refleksi, Hollywood ’un çok eski zamanından beri mevcudiyetini korur. O çok bilinen tarihi süreci tekrarlamak gerekirse bilindiği üzre 40’lar ya da 50’lerde ‘Uzaylı’ dendiği zaman kastedilen şey aslında komünistlerdi. ‘Kızıl korku’ beyazperdede ‘İstilacı uzaylılar’ olarak vücut bulurdu. Sonrasında korkunun bu metaforik yanından vazgeçildi, çünkü artık ‘Kızıllar’ı uzaylı formuyla perdeye aksettirmenin anlamı yoktu, düşman ‘direkt’ olarak tasvir edilebilirdi.
Burada tarihsel bir süreci özetlemenin ve bildik notları bir kez daha düşmenin anlamı yok belki ama mesela Hollywood’un dahi çocuğu Spielberg’in ‘Uzaylı’ya bakışı bence ilginçlikler barındırıyor. Önce ‘Üçüncü Türle Yakınlaşmalar’da, ardından ‘ET’de altını çizdiği, ‘Biz de aslında onun için aynı derecede yabancı ve korkutucuyuz’ vurgusunu perdeye taşıyan Spielberg, yaş kemâle erince de en eski tezlere döndü ve hatırlanacağı gibi Tom Cruise ’lu ‘Dünyalar Savaşı’nı çekti. Bu, eski klasiğin yeni versiyonunda Spielberg kendisiyle çelişiyordu. Bize sürekli ‘İyi ve şefkate muhtaç uzaylı’ temasını yutturmaya çalışan adam, rahat durmamış tekrar ‘Soğuk savaş dönemi’nin istilacı uzaylısından medet umar hale gelmişti. 

‘District 9’dan sonrası nafile
Aslına bakarsanız bence bütün bu ‘Uzay nedir, uzaylı kime denir?’ meselelerine sinemada son noktayı koyan film, iki sezon önce bizim salonlarımıza da uğrayan ‘District 9’dır. Güney Afrikalı Neill Blomkamp’ın imzasını taşıyan yapım, gökyüzünden gelen ziyaretçilere, gerçek anlamda ‘Ötekilik’ yüklemiş, bir anlamda Apartheid’ın ‘Siyahlar’a olan bakışını ‘Uzaylılar’ düzleminde yeniden tartışmaya açmıştı. Zekice yazılmış bir öyküyü takdire şayan bir rejiyle besleyen film, Oscar yarışında da naif mesajlarla dolu, çiçek böcek edebiyatıyla bezenmiş ‘Avatar’ın rakibi olmuştu.
Bugün vizyona giren ‘Yukarıdaki Tehlike’nin (Skyline), kağıt üzerinde işte böyle bir handikabı var. Film, bir anlamda pişmiş aşa su katıyor. Biz bu türden ‘Düşman uzaylı’ defterini çoktan kapamış, adeta Tim Burton’ın ‘Mars Attacks’ındaki Amerikan Başkanı Jack Nicholson’ın dediği gibi “Bu evren hepimize yeter” türünden mesajların peşinde koşarken, Colin ve Greg Strause kardeşlerin ortak imzalarını taşıyan film, meseleyi tekrar en başına döndürüyor. Elbette ‘Strause biraderler’ yaşanan tarihsel süreçten haberdar. Bu saatten sonra eski tip bir ‘Uzaylı filmi’ çekmenin manası yok, hele hele ’ 11 Eylül sonrası’ esprisi de katmadan yola çıkmak ayrı bir eksiklik. Lakin Colin ve Greg ikilisi, seyirciyi en iyi bildikleri şeyle tavlamaya çalışmışlar. Yani, filmlerini uzman oldukları alanda, yani özel efekt sahasında inşa etmişler. 

‘Deniz mahsulü’ tadında uzaylı
‘Yukarıdaki Tehlike’nin öyküsündeki ‘insanımsı’ bölüm son derece basit. Birbirlerine fena halde aşık bir çift Jarrod ve Elaine, Los Angeles’a Jarrod’ın yakın arkadaşı Terry’yi ziyarete gelirler. Lüks bir rezidansın çatı katında yaşayan Terry ise kız arkadaşı Candice’i asistanı Denise ile aldatmaktadır. Gece verilen doğum günü partisinin ertesinde, sabah 04.00 suları yoğun ve rahatsız edici bir ışık ekibi uykularından uyandırır. Yavaş yavaş bu karşı konulamaz ışığın gökyüzünü kaplayan uzay gemilerinden geldiği anlaşılır. İstilacılar ışık sayesinde insanları bir nevi hipnotize eder ve kendi içlerine çekerler. Bizimkiler ise, ellerinden geldiğince uzaylılara karşı koymaya çalışır ama nereye kadar?..
‘300’den ‘Hulk’a, ‘2012’den ‘Benjamin Button’a birçok yapımın özel efektlerine imza atan Krause biraderler, ‘Yukarıdaki Tehlike’de de ‘tanışıklığımız’ olan bir ‘Uzaylı motifi’nin peşine düşmüş. Perdedeki bu son ‘yaratıklar’, ‘Dünyalar Savaşı’ndan ‘Transformers’a, hatta yer yer ‘Matrix Revolutions’a uzanan bir çizgide birçok filmdeki tasarımları hatırlatıyor. Ama genel bir tarife soyunmak gerekirse kalamar, ahtapot ve mürekkep balığı türevi deniz omurgasızlarını akla getiriyorlar. 

Melekler Şehri’ne bu yapılır mı?
Toparlarsak, ‘Kurtuluş Günü’yle ‘Dünyalar Savaşı’ arasında gidip gelen filmde dişe dokunur bir hikâye yok ama bazı çerçeveler son derece etkiyici. Los Angeles’ın istilâsına yüreğiniz dayanır mı bilemem ama sırf bu kadrajlar ve bilumum yaratık tasarımları size sesleniyorsa, ‘Yukarıdaki Tehlike’ belli ölçülerde ‘hoşça ve de boşça’ zaman geçirmenize yarayabilir. Ama onun ötesinde filmin vaat edebileceği başka bir şeyi yok (üstelik içerdiği yoğun, ‘Her şeye rağmen romantizm, her şeye rağmen aşk’ vurgusuna rağmen). Ha, bir de Elaine rolündeki Scottie Thompson’ın vahşi güzelliğiyle Candice rolündeki Brittany Daniel’ın seksiliğinin de altını çizmek lazım sanırım (İtiraf etmem gerekirse doğrusu ben filmin kadın oyuncularını, uzaylı tasarımlarından daha etkileyici buldum).


    ETİKETLER:

    Hollywood

    ,

    11 Eylül

    ,

    Tom Cruise