Oyunculuk yaparken çocukluğumuza dönüyoruz

Oyunculuk yaparken çocukluğumuza dönüyoruz
Oyunculuk yaparken çocukluğumuza dönüyoruz
'Küçük Ağa' dizisinin Ali'si Sarp Levendoğlu genç yaşından beri oyunculuk yapıyor. 'Lise Defteri' yıllarından bu yana dizi sektörünün içinde olan Levendoğlu'yla sohbete oturduk...
Haber: ECE ÇELİK / Arşivi

Yer alacağınız dizileri neye göre seçiyorsunuz?
Senaryonun genel yapısına, bana önerilen karakterin senaryo içerisindeki gerçekliğine bakıyorum. Daha sonra dikkat ettiğim şeyler yapım şirketi, yönetmeni ve kastı diye devam ediyor. Kendimden de bir şeyler bulduğum karakterleri oynamayı seviyorum. Oyunculuk yaparken biraz şımarıyoruz. Çocukluğumuza dönüyoruz. Ben de eğlenebileceğim rolleri tercih ediyorum. Ali karakteri de benim gibi. Çok sakin, rahat biri ama bir anda parlıyor. Karısını ve çocuğunu çok seviyor ama başarılı olamıyor. Anti-kahraman değil elbette ama beceremediği şeyler var. Başka bir kültürden gelmiş.
Genelde oyuncular kendilerinden farklı karakterleri oynamayı sever.
Tabii ki bize değiştiğimiz için para ödüyorlar. Kendimden bir şey buluyorum ama kendimden bambaşka bir karakter yaratmaya çalışıyorum. Sadece o adam olsam ne yapardım, diye düşünebileceğim karakterleri oynamayı seviyorum.
Komedide oynamaktan hoşlanıyorsunuz, değil mi?
‘Küçük Ağa’ biraz romantik komedi gibi. Türkiye ’de komedi iddiası olan birçok iş egzajere yorumlanıyor. Bu dizide öyle bir yorum yok. Senaryonun kendi komikliğine bırakılmış durumda. O yüzden daha samimi bir iş oldu. Oyuncu yönetimlerinde falan da çok mutlu olduk, rahat ettik.
Oyunculuğa lise öğrencisi rolüyle başlarken şimdi boşanmış çocuklu adam rolleri geliyor. Yaşlandınız mı dersiniz?
Yaşlanmaktan çok büyüdüğümü hissediyorum. Yaşlanmakla ilgili sorunum yok. Sağlığım müsaade ederse ölene kadar oyunculuk yapmak istiyorum.
Dönüp yer aldığınız projelere baktığınızda memnun oluyor musunuz?
‘Emret Komutanım’ dizisinde ticari bir başarı elde ettim. ‘Mor Menekşeler’ ve ‘Gece Gündüz’ dizileri ise benim için önemli işler oldu. ‘Gece Gündüz’de Settar Tanrıöğen’le çok iyi bir ikili olmuştuk. Fikrine değer verdiğim pek çok insan da o diziyi beğendiğini söylemişti. ‘Gece Gündüz’ ilk defa yapmak istediğim bir işin içerisinde olmamı sağladı. ‘Mor Menekşeler’de aynı şekilde… Orada farklı bir dönemden birini canlandırıyordum. En uzun hazırlandığım rol de o oldu.
Çeşitli sebeplerle sevmediğiniz işlerde yer aldığınız da oldu mu?
Oldu ama onlardan da pişman değilim bir, daha yapmamam gerektiğini anladım. Sırf orada olmak için ve para kazanmak için iş yapmamak gerektiğini anladım. Bu benim mesleğim, zaman zaman para için de bu işi yapabilirim düşüncesine kapılmıştım. Ama yanılmışım, gerekmiyormuş. Bir daha böyle bir şey başıma gelmeyecek.
Aldığınız kararlarda dayınız Mustafa Altıoklar’ın yönlendirmesi oluyor mu?
Bir projeye başlarken birçok bilgi sahibi insandan akıl alıyorum. Mustafa da onlardan biri. Çok kararsız kaldığımda danışıyorum.
İsminizin sık sık dayınızla anılması canınızı sıkıyor mu?
Yok sıkmıyor. Çok severim Mustafa’yı, çok da iyidir aramız. Sonuçta işimi yaparken Mustafa’yı mutlu etmek için yapmıyorum. Kendimi mutlu etmek için yapıyorum. Düzgün bir iş yapmaya çalışıyorum. Baba-oğul gibiyiz. Ben düzgün işler yapınca o da mutlu oluyor.
Şu an geldiğiniz yerde onun katkısı oldu mu?
Oldu elbette ki. Dayımların yanında büyüdüm. Eve hep yazarlar ve oyuncular giriyordu. Bu da doğal olarak beni etkiliyordu. Aslında lisede basketbol oynuyordum. Galatasaray ’da oynuyordum, basketçi olacak gibiydim ama sonra sakatlandım. Ama sadece basketbol oynamak bana yetmiyordu. Sonra okuldaki tiyatro kulübüne girdim. Orada oyunculuğa ısındım.
Yönetmenlik denemeleriniz de var değil mi?
Oyuncu yönetmek çok zevkli bir şey. Fotoğraf çekmeyi de seviyorum. Hikâyeyi sadece oyunculuk olarak değil birçok yönden anlatabilirim gibi geliyor. Bir de benim kafam analitik çalışır. O yüzden yönetmenlikte çok zorlanmıyorum. Oyunculuk da yönetmenlik de benim çocuğum gibi. Bazen bir rol için teklif geliyor keşke bunu ben çekebilsem diyorum. Ya da tam tersi olabiliyor. Ne yapmak istediğimi bana proje söylüyor.
Kafanızda çekmek istediğiniz öyküler var mı?
Şu an ‘Küçük Ağa’ altı, yedi günümü alıyor. Dizide oynarken başka bir şey yapmak imkânsız. O yüzden şu an tamamen diziyi düşünüyorum.
Hiç plan yapmaz mısınız, hayal kurmaz mısınız?
Benim bir hedefim yok. Kariyer planım falan da yok. Gelecekle ilgili plan yapmayı hiç sevmiyorum. Çünkü iki gün sonrasına bile plan yapsam bu insana bir sorumluluk veriyor. Bir hedef koyunca onun için umut besliyorsunuz, olmazsa üzüntü veriyor. Bunları sevmiyorum. Bakarız diyorum yani…Karşıma çıkan karakter de beni korkutuyorsa oynamak istiyorum. Onun dışında hesaplı bir şekilde orada oynarsam iyi olur falan diye düşünmem.
Kendinizden bahsetmekten hoşlanmıyor gibi bir havanız var doğru mudur?
Doğrudur. Çok da doğru gelmiyor bana insanın kendinden bahsetmesi.
Sorgulanıyor gibi mi hissediyorsunuz?
Öyle değil de benim kendimi anlatmamdansa başkalarının beni anlatması daha geçerli gibi geliyor bana.
Ama kendinizi övmemek sizin elinizde…
Ben çok anlatmayı sevmiyorum yine de…
Sizi heyecanlandıran bir şeyler var mı?
İnsanların baskıya karşı bir şeyleri dile getirme çabası beni heyecanlandırıyor. Ortak bir bilince sahip olunca büyük bir ses oluşuyor. Fikirleri özgürce söyleyebilmek, toplumsal uyanışlar bunların hepsi heyecanlandırıyor. Gezi’de insanların bu kadar barışçıl olmalarına çok şaşırdım. Çünkü dünyada örneği görülmüş bir olay değil. Keşke kimse zarar görmeden bitseydi. 90 jenerasyonunu çok apolitik buluyordum, umutsuzdum. Sistem onları kontrol etmek isterken onlar sistemi kontrol ettiler.
Dizide bir babayı oynuyorsunuz. Bir çocukla çalışmak nasıl?
İlk defa bir çocukla bu kadar haşir neşirim ve bu çok eğlenceli. Emir Berke çok akıllı ve olgun bir çocuk. Güzel oynamasına rağmen o bir çocuk ve çocuk olduğunu hiçbir zaman unutmuyoruz. Bazen o kadar her şeyin bilincinde davranıyor ki karşınızda yaşıtınız birisi varmış gibi davranıyorsunuz. Ama karşımızdaki bir çocuk. Onunla oynayınca hem “Keşke benim de çocuğum olsa, ne güzel olurdu” dedim hem de “Çocuk sahibi olmak baya yorucu bir şey” diye düşündüm.
‘Küçük Ağa’ her salı saat 20.00’de Kanal D’de...