Oz dünyasına yolculuk

Oz dünyasına yolculuk
Oz dünyasına yolculuk

Şimdiye kadar sayısız kez perdeye gelen Oz dünyasını akıllara en çok kazıyan, 1939 yapımı, Judy Garland lı Oz Büyücüsü oldu.

Sam Raimi imzalı 'Muhteşem ve Kudretli Oz'un vizyona girmesini fırsat bilerek Oz evreninde bir yolculuğa çıktık... Rehberimiz de Oz Büyücüsü'ydü...
Haber: ERMAN ATA UNCU - erman.uncu@radikal.com.tr / Arşivi

Dönemin önde gelen stüdyolarından MGM’le 13 yaşındayken anlaşma imzalayan, vodvillerde ufak çaplı bir ün yapmış çocuk oyuncu... Ne Hollywood’un o dönemki çocuk oyuncu yaş kıstasına ne de standart güzellik/sevimlilik standartlarına uyuyor. Stüdyo da bir süre onunla ne yapacağını bilemiyor zaten. Ta ki 1939 tarihli ‘Oz Büyücüsü’ne kadar. Bundan sonrası o sıralar 16 yaşına gelmiş çocuk oyuncu Judy Garland için de hayatına 1900’de L. Frank Baum imzalı bir çocuk kitabı olarak başlayan Oz dünyası için de bambaşka bir tarih. 
‘Oz Büyücüsü’nün ardından Judy Garland, hem dünyanın en büyük yıldızlarından biri oldu, hem de fiziksel özelliklerine kafayı takmış stüdyosunun etkisiyle hayatı boyu sürecek bir özgüvensizlik haliyle boğuşmaya başladı. Yine stüdyonun yorulmasın ve sahneleri aksatmasın diye içirdiği amfetaminler, uyuşturucu alışkanlığının da ilk adımıydı. Diğer taraftan halihazırda o tarihe kadar birçok uyarlaması çekilen ‘Oz Dünyası’ ise 1939 yapımı bu filmle bambaşka bir şeye dönüştü. Baum’un ‘Oz’un Kraliyet Tarihçisi’ unvanıyla 14 roman çıkardığı bu fantastik dünya , en çok bu müzikalle zihinlere kazındı. Yapaylığı bariz dekorlar, bir oyuncakçı dükkânından fırlamışçasına renkli ve tek boyutlu karakterler, zamanın yeni teknolojisi Technicolor marifetiyle daha da patlayan renkler, bir çocuk hikâyesinden, nesiller-üstü bir kült çıkarttı. (Cafcafıyla, komik ama sevimli abartısıyla ‘Oz Büyücüsü’nün ‘camp’ özelliğine tutkun geyler için de filmin önemi ayrıdır. Hatta rivayet o ki kendilerini açıkça dile getiremedikleri dönemlerde Oz’un kahramanına nazire yaparak kendilerine ‘Dorothy âşıkları’ derlerdi.)

Neyse ki Sam Raimi var

Bu uzun girizgâhın sebebi, OzWiki’yi şu sınırlı sayıda sayfalara sığdırmak değil elbet. Belki en orijinal değilse de en bilindik
‘Oz Büyücüsü’ uyarlamasının etkileri üzerine genel bir çerçeve çizmek. Kansaslı yetim Dorothy’nin sihirli bir dünyada kırmızı ayakkabılarıyla, “beyni olmayan” bir korkuluk, korkak aslan adam ve “kalpsiz” teneke adam eşliğinde çıktığı yolculuğun böyle bir kültürel etkiye sahip olacağını kim bilebilirdi ki? ‘Oz Büyücüsü’nün Hollywood’un has ‘kurban-yıldızı’ Judy Garland için niye bir dönüm noktası olduğu aşikâr.
Ama bu dünyayla ilk kez TRT’nin Pazar Sineması kuşağında tanışsın ya da onu 1940’larda
sinemada seyredecek yaşta olsun fark etmez, ‘Oz Büyücüsü’nün bunca nesil için tazeliğini yitirmemesinin altında ne var?
Bu öyle bir etki ki, Hollywood’un ‘öncesi’ furyasından da nasiplendi, Sam Raimi’nin ‘Oz Dünyası’nı yeniden ziyareti ‘Muhteşem ve Kudretli Oz’ bu hafta sinemalarımızda görücüye çıktı. Neyse ki sinema aşkı, filmlerin önceden hesaplanamayan ‘camp’ özelliklerini, tuhaflıklarını kapsayan Sam Raimi gibi bir isim kamera arkasında da, ‘Oz Büyücüsü’ bir mitoloji kurma kasıntısı, gereksiz ciddiyet gibi unsurlarla baltalanmıyor. Alaycılığı da, saygısı da kararında bir “yeniden ziyaret” bu. Hafızalarda yer ettiği şekliyle orijinal esere halel getirilmemesinin sebebi de bu.

Şeker şurup dünya
Kaynaklardan biri, ‘Oz Büyücüsü’nün bu kadar sevilmesinin bir sebebinin, seyirci kitlesinin de tıpkı Judy Garland gibi “Gökkuşağının ötesinde” güzel bir dünya olduğuna inandığı yaşlarda olmasına bağlıyor. Bu kadar şeker şurup bir dünyanın bile kaldıramayacağı bir romantizm bu aslında. Ama her tarafından kitsch’lik akan müzikal sahneleriyle, kırmızı yanaklı Zümrüt Şehri sakinleriyle bu dünya, normal koşullarda utanacağımız bir iyi niyeti, sevimliliği taşıyabilecek güçte aynı zamanda. Bir kültü kült yapan temel özelliklerden birinin, yapaylığıyla hafif dalga geçilecek bir mesafe sunup diğer yandan kurduğu dünyanın çekiciliğiyle insanın aklını başından alması da cabası.

Ya Shirley Temple olsaydı?

Hollywood tarihinin en önemli kasting seçimlerinin tarihi o kadar da pürüzsüz, pirüpak ilerleyen süreçlerle ilerlemedi. Misal, ‘Oz’ların en ünlüsü 1939 yapımı ‘Oz Büyücüsü’nde Dorothy, Judy Garland’la ölümsüzleşmiş olabilir. Ama filmin yapımcısı MGM’in bu rol için akıllarındaki ilk isim, devrin çocuk yıldızı Shirley Temple. Söylenti o ki, MGM ve Temple’ın bağlı bulunduğu 20th Century Fox arasındaki oyuncu değiş-tokuş anlaşması gereği neredeyse bu amaca da ulaşılıyormuş. Ne var ki MGM’in Temple karşılığında sunacağı Jean Harlow ölünce, anlaşma da suya düşmüş. Ancak bu sadece yıllar süren bir söylenti. ‘Oz Büyücüsü’nün yapımcısı Mervyn LeRoy, kendi aktardığına göre Shirley Temple’a karşı koymuş, dans ve şarkı söyleme yetenekleri gerektiren bu rolün, Judy Garland gibi yeni bir yıldızın kalemi olacağına inancını hiçbir zaman yitirmemiş. Ve neyse ki stüdyoyu da inandırmış da gelmiş geçmiş
en unutulmaz performanslardan biri perdeye gelebilmiş.

Söylentilerin haddi hesabı yok

Bir filmle ilgili ne kadar ‘olsa da olur, olmasa da olur’ bilgisi varsa, o film o kadar külttür” önermesinden hareket edersek ‘Oz Büyücüsü’yle bu alanda çarpışacak çok fazla eser çıkmayacağını görürüz. Derleyebildiklerimiz aşağıda:
Filmde Oz Büyücüsü de dahil dört rolü birden canlandıran Frank Morgan, sette bulunduğu sürenin yarısında sarhoştu.
Yönetmen hanesinde Victor Fleming’in ismi yazılı. Ama adı geçmese de King Vidor da yönetmenlerden.
Frank Morgan, ‘Korkuluk’ Ray Bolgar, ‘Korkak Aslan’ Bert Lahr ve ‘Teneke Adam’ Jack Haley’nin göründükleri kadar arkadaş canlısı olduğuna inanıyorsanız, filmi bir kez daha seyredin. Feleğin çemberinden geçmiş bu şov insanlarının “Sahne çalmasın” diye Judy Garland’ı nasıl bastırmaya çalıştıklarını görebilirsiniz.
Çekimin ilk günlerinde Garland, sarı perukla kamera karşısına geçmiş. Ama yapımcılar, daha sonra yine doğru bir kararla oyuncuyu gerçek saçlarıyla oynatmışlar.
L. Frank Baum’un Oz dünyası, yazarın kendi hayatından izler de taşıyor. Mesela Korkuluk karakterinin temeli yazarın çocukluğundaki korkuluk fobisi. Teneke Adam’ı ise yine çocukluğunda kendi yaptığı bir oyuncaktan esinlenmiş. En dokunaklısı ise Dorothy karakterinin esin kaynağı. Baum, kahramanına, küçük yaşta hayata veda eden yeğeni Dorothy’nin ismini vermiş.

‘Funky’ korkuluklar, Anadolulu Dorothy’ler

 Odakta bu kadar etkili bir eser varken, sayısız uyarlama da kaçınılmaz. ‘Oz’ uyarlamalarındaki dönüştürme, hikâyeyi kendine göre çekip çevirme boyutu ise Shakespeare
oyunlarınınkiyle yarışır oranda.
The Wiz: Dorothy rolünde Diana Ross arzı endam ediyor, Korkuluk ise Michael Jackson’a emanet. Motown’lu prodüktör Berry Gordy’nin yapımcılığını üstlendiği, Sidney Lumet’nin yönettiği 1978 tarihli ‘The Wiz’, Oz dünyasını bir ‘funky’ şarkının bitirilip diğerinin başladığı bir siyah deneyimine dönüştürüyor.
Ayşecİk ve Sİhİrlİ Cüceler
Rüyalar Ülkesİnde: Bakmayın ismin Pamuk Prenses çağrışımına, Tunç Başaran’ın 1971 tarihli filmi tam Yeşilçam usulü bir ‘Oz Büyücüsü’. Kansaslı yetim Dorothy’nin yerini Orta Anadolu bozkırlarından hortumla kopup gelen Ayşecik alıyor. Bir kültten başka bir kült doğuran çalışma, ABD ’li tuhaf film meraklıları arasında hatırı sayılır bir üne sahip.
The Muppets’ Wizard of Oz: Muppet Şov’un her klasik hikâyeye şöyle bir el atıp kendine uydurması âdetten. ‘Oz Büyücüsü’ de istisna değil. 2005 yapımı bu TV filminde bir başka Muppet geleneği, ünlü konuklar da yerli yerinde. Ashanti, Quentin Tarantino, Queen Latifah kadrodakilerden bazıları.
wıcked: Oz dünyasında Dorothy öncesini ilk ziyaret eden Raimi değil. Gregory Maguire’ın romanından uyarlanan bu sahne müzikali, Oz cadılarının arasındaki rekabete odaklanıyor, olayları onların gözünden aktarıyor. 

Oz’un da öncesi

Sinemalarımızda bu hafta gösterime giren Sam Raimi fimi ‘Muhteşem ve Kudretli Oz’, bildiğimiz ‘Oz Büyücüsü’nün öncesi, yani Dorothy bu sihirli dünyaya adım atmadan olan biten üzerine fantastik bir üç boyutlu çeşitleme. James Franco’nun canlandırdığı illüzyonist Oscar’ın büyücü Oz’a dönüşünü konu alıyor ve Sam Raimi ile Franco da, filmin diğer yıldızları Rachel Weisz, Michelle Williams, Mila Kunis de bu dünyadan ne kadar keyif aldıklarını filmin her karesinde yansıtıyorlar.