Panahi'ye önce hapis sonra tecrit

Panahi'ye önce hapis sonra tecrit
Panahi'ye önce hapis sonra tecrit
Altı yıl hapis cezasına çarptırılan İranlı yönetmen Cafer Panahi 20 yıl film çekemeyecek, senaryo yazamayacak, ülke dışına çıkamayacak

Geçtiğimiz mart ayında tutuklanarak cezaevine konulan ve iki ay hapis yattıktan sonra uluslararası tepkiler üzerine serbest bırakılan muhalif İranlı yönetmen Cafer Panahi’nin yargılandığı dava sonuçlandı. Cafer Panahi 6 yıl hapis cezasına çarptırılmakla kalmadı, bir sinemacı için ‘ölüm cezası’ anlamına gelebilecek yasaklara maruz bırakıldı. 20 yıl boyunca film çekemeyecek, senaryo yazamayacak ve yurtdışına seyahat edemeyecek olan Panahi, aynı süre boyunca yerel ve yabancı basına da konuşamayacak.
Panahi’yle birlikte muhalif film yapımcısı Muhammed Resulov da 6 yıl hapis cezası aldı.
Panahi ve Resulov İran ’da cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında ‘yeşil muhalefet’i desteklediği gerekçesiyle tutuklanmıştı. Panahi adına açıklama yapan avukatı Farideh Gheirat ise, cezayı ağır bulduklarını ve kararı temyiz edeceklerini açıkladı.
İranlı yetkililer ise cezanın siyasi olmadığı konusunda ısrarlı. İran hükümetine olan eleştirel yaklaşımı ile tanınan yönetmenin sosyal içerikli filmlerinin çoğunun ülkede gösterimi yasak. 

‘Bedenimi aileme iade edin’
Uluslararası festivallerden birçok ödülle dönen Cafer Panahi’nin ‘Beyaz Balon’ filmi 1995 yılında Cannes Film Festivali’nde Camera d’or ödülüne, ‘Daire’ filmi ise 2000 yılında Venedik Film Festivali’nde büyük ödül Altın Aslan’a layık görülmüştü.
Geçen yıl Cannes jüriliğine davet edilmiş ama cezaevinde tutulduğu için katılamamıştı. Yönetmene uygulanan baskı başta Juliet Binoche ve Abbas Kiarostami olmak üzere birçok sinemacının protestosuna yol açmıştı.
Cezaevinde bulunduğu koşulları 15 Mayıs’ta yazdığı mektupla anlatan Panahi, “Pazar sabahı beni sorgu odasına aldılar ve hücremin içinde gizli film çekmekle suçladılar ki bu tamamen yanlış” diyordu.
Yaşadığı kötü muamelenin ardından açlık grevine de giren yönetmen taleplerini, “ailesiyle iletişim kurmak, avukatıyla iletişim kurmak, mahkeme tarihine kadar tahliye edilmek ve öldüğünde bedeninin ailesine iadesi” olarak sıralamıştı.
Şubatta yapılacak Berlin Film Festivali de destek amacıyla onu jüri olarak davet etmişti.

‘20 yıl film yönetemeyeceksin demek ölüm cezasıyla eşdeğer’

Azize Tan ( İstanbul Film Festivali direktörü):
Haberi duyduğum zaman dehşete kapıldım. Bir film yönetmenine yazmayacaksın, yönetmeyeceksin, röportaj vermeyeceksin demek ölüm cezasıyla eşdeğer. Hapis cezasının 6 yıl olması bile bunun yanında hafif kalıyor. Yönetmenin varoluş sebebini elinden alıyorsunuz. Ortada elle tutulmur bir suç da yok üstelik. Sadece muhalif olduğu için bunlar başına geliyor. Bu fikirlerini ifade eden insanların susturulması için dehşet verici yöntemlerin yürürlüğe girdiği anlamına geliyor. Muktedirlerin neler yapabileceğinin korkutucu bir göstergesi. Herkesin bir araya gelip şiddetle protesto etmesi gerek. Bizim de hemen buna bir tepki vermemiz gerekiyor. Bu aklın ve mantığın alabileceği bir ceza değil.
Bu ceza bize de ibret olmalı. İfade özgürlüğünün önemini gösteriyor. Sadece muhalif olduğu için bizde de insanlar suçlanabiliyorlar. Muhalif olmak herkesin en doğal hakkıdır. 

Tunca Arslan (SİYAD Başkanı):
Bu karar, İran’ın Amerika tarafından tecrit edilmeye, yalnızlaştırılmaya çalışıldığı koşullarda çok aptalca bir hamle. Bir sinemacıya değil 20 yıl 20 gün bile film yapmayacaksın demek çok ağır bir ceza. Filmlerini izlediğim kadarıyla Cafer Panahi ülkesini, halkını, insanları çok seven tam bir sinemacı. Her ülkede olması gerektiği gibi Panahi’nin de ülkesindeki rejimi ve devlet yöneticilerini eleştirme, protesto etme hakkı elbette vardır. Bu kararı ve uygulamayı kınıyor, Panahi’nin bir an önce her türlü özgürlüğe kavuşmasını istiyorum. 

Alin Taşçıyan (sinema yazarı):
Cafer’e verilen ceza, herhalde İran adaletinin çöküşüne alamettir. Cafer, o sisteme göre düşünce suçlusu. Yani masum. Cafer’in insanlar arasında asla ayrım yapmayan, temiz yürekli, yurdunu da yurttaşlarını da bütün insanlık alemi kadar seven, önünde fırsat varken kaçıp göçmeyi aklından bile geçirmeyen bir sanatçı olduğunu yakından gözlemledik. Varolan hükümete ve rejime muhalefet etmek de en doğal hakkı. Zaten tutuklandığından beri ona çok eziyet ettiler. Hapishaneden bir deri bir kemik çıktı. Ailesini de mahvettiler üzüntüden. Ne uğruna, ne yaptığı için, kime zarar verdiği için? Cafer gibi iyi insanlara eziyet ederek, onun gibi vicdanlı sanatçıları susturarak İran halkına da zarar veriyorlar. 

Derviş Zaim (yönetmen):
Bu kararı şiddetle protesto ediyorum. Hangi gerekçeyle olursa olsun böyle bir cezayı anlamakta güçlük çekiyorum. Oldukça üzgün ve kızgın olduğumu söylemek istiyorum. Olacak iş değil.