Pandora'nın kutusu!

Pandora'nın kutusu!
Pandora'nın kutusu!
Meryl Streep, Julia Roberts ve Ewan McGregor gibi isimleri bir araya toplayan 'Aile Sırları', oyunculuk gösterisine soyunsa da seyirciye 'aşırı' yükleme yapmaktan kurtulamıyor. Filmin iki Oscar adaylığı bulunuyor.
Haber: ŞENAY AYDEMİR - senay.aydemir@radikal.com.tr / Arşivi

AİLE SIRLARI ***
Orijinal Adı: August: Osage County
Yönetmen: John Wells
Oyuncular: Meryl Streep, Julia Roberts, Ewan McGregor, Chris Cooper,
Yapım: 2013 ABD
Süre: 121 dk.

Hikâye üretimi açısından tıkandığı eleştirileri alan Amerikan sineması, bu sıkıntıyı yeni kuşak yazarlarla aşmaya çalışıyor gibi. Daha önce ‘Katil Joe’ ve ‘Böcek’ isimli oyunları beyazperdeye de aktarılan Tracy Letts de bunlardan birisi. Yazarın tiyatro oyunu olarak kaleme aldığı ‘August: Osage County’, bu günlerde manidar sayılabilecek bir Türkçe isimle ‘Aile Sırları’ olarak sinemalardaki yerini alıyor.
Meryl Streep ( kadın oyuncu) ve Julia Roberts’a (yardıncı kadın oyuncu) dallarında bir kez daha Oscar adaylığı getiren film, Teksaslı bir ailenin öfke, nefret ve hayal kırıklığı ile dolu hikâyesini anlatıyor seyirciye. Weston ailesinin anne ve babası Teksas’taki evlerinde yaşamaktadır. Kanser hastası olan anne Violet, giderek geçimsiz bir kadın olmaya başlamıştır. Ailenin reisi Beverly, bir nedenden ötürü ortadan kaybolur. Bu haber üzerine ailenin üç kızı apar topar eve gelirler. Yanlarında koca/sevgililerini, çocuklarını da getirirler. Büyüyen bu ‘çekirdek’ aileye Violet’in kardeşi, kocası ve çocuğu da eklenir.
‘Aile Sırları’, esas olarak yitip giden babanın ardından ilaç bağımlısı anne ile büyük kız Barbara arasındaki ailenin sorumluluğuna dair ‘iktidar’ mücadelesi sürecini anlatıyor. Ama bunu yaparken de evin içinde bulunan herkesin üzerindeki örtüleri teker teker kaldırıp, hayal kırıklıklarını ve öfkeleri de seriyor ortaya. Herkesin bir noktada kendi bencil dünyasına hapsolup kaldığı; kendi hayatını kurmak, düzenlemek isterken farkında olmadan diğerlerinin üzerine istemedikleri sorumlulukları yüklediği; beklentilerin karşılanmadığı ilişkilerin giderek büyüyen hayal kırıklıklarını ürettiği ve bir kayıp ile bütün bunların ortaya dökülüp saçıldığı ‘acıklı’ bir aile draması karşımızdaki. (Filmi izlerken Yeşim Ustaoğlu’nun ‘Pandora’nın Kutusu’ filmini hatırladım.)
Yazar Tracy Letts, kendi oyununu senaryolaştırırken de belli ki tiyatro metnindeki karmaşayı sadeleştirme ihtiyacı hissetmemiş. Birkaç yıl önce ‘The Company Men’ filmiyle tanıştığımız yönetmen John Wells de bu durumu bir karmaşaya mahal vermeden ‘teknik’ olarak toparlamasını bilmiş diyebiliriz. Özellikle anne ve büyük kızın kapıştığı yemek sahnesinde filmin zirve yaptığının altını çizelim. Ama filmde ‘teknik’ olarak iyi kotarılmış bu durumlar, filmin de sıkıntısına dönüyor bir yerde.
Aile arasındaki ilişkiler katman katman açılırken, bir yerde durmuyor. Hayal kırıklığı ve öfkenin biriktiği anları anlamamıza fazla zaman vermeden yeni bir durumla baş başa bırakıyor seyirciyi. Her biri kendi başına bir aile draması çıkartabilecek mevzular birbiri ardına sıralanıyor ki kanımca bu filmin gücünü azaltan etmenlerin başında geliyor.
Öte yandan filmin, mekân ile kurduğu ilişkiye dair de birkaç söz etmek gerekiyor. Julia Roberts’ın canlandırdığı büyük kız Barbara, babasının kayıp haberini aldıktan sonra eşi ve çocuğuyla Teksas’a doğru arabada yol alırken, bozkıra bakıp “Buraya bayrak dikmek kimin aklına geldi acaba?” minvalinde sözler mırıldanıyor. Amerikan taşrası, özellikle de oradan çıkıp büyük kentlere kapağı atanlar için büyük bir tekinsizlik ve kasveti temsil ediyor olmalı. Yönetmen John Wells, taşranın bu tekinsiz ortamıyla ‘aile’ arasında dolaysız bir bağ kuruyor. Bir anlamda ailenin (özellikle de yaşlanmış ebeveynlerin) çocuklar üzerinde yarattığı ‘bozkır’ etkisini, kaçma ve yüzleşme duygusunu görmek mümkün. Aynı şekilde kasabanın dışında tek başına konumlanmış ‘aile evi’nin de buna hizmet ettiğini söyleyebiliriz.
Bitirirken filmin oyuncular açısından müthiş bir zenginlik taşıdığını eklemeyi unutmayalım. Anne rolünde Meryl Streep; kızlarını canlandıran Julia Roberts, Julianne Nicholson ve Juliette Lewis’in yanına Ewan McGregor, Chris Cooper gibi isimler de eklendiğinde film tam bir oyuncu gösterisine dönüşüyor.


    ETİKETLER:

    ABD

    ,

    kanser

    ,

    haber

    ,

    Kayıp

    ,

    Yemek

    ,

    Nefret

    ,

    Aile

    ,

    Kız

    ,

    Kadın

    ,

    Sözler

    ,

    böcek

    ,

    yazar

    ,

    katil

    ,

    film

    ,

    zaman

    ,

    dolu

    ,

    iktidar

    ,

    hizmet