Para biriktirip numara alıyorum

Küçükçiftlik'teki şişme çadırın çevresine toplanmış yaklaşık bin kişi Levent Kırca'nın yeni açılacak televizyon kanalında çalışmak için kendini göstermeye gelmiş.
Haber: MEHMET TEZ / Arşivi

Küçükçiftlik'teki şişme çadırın çevresine toplanmış yaklaşık bin kişi Levent Kırca'nın yeni açılacak televizyon kanalında çalışmak için kendini göstermeye gelmiş. Herkes kendince yeteneğini sergileyecek ya da mesleğini anlatıp iş isteyecek. Kimi ben hava durumu için geldim diyo, (yani hava durumu sunacak), kimi sahne tasarımı için... Barış Manço için yaptığı besteyi dinletmeye gelen uzun saçlı elli yaşlarındaki gitarist niyetini şöyle anlatıyor: "Hani Elton John, Lady Di için yapmıştı ya ben de Barış Manço için yaptım, aynı o olay yani..." Bir diğer başvuru sahibine soruyorum altı yıllık oyuncuymuş, "Geçen yıl Stand Up yarışmasında ilk ona kaldım," diyor. Bir adet çello ve flüt ile bekleyen iki konservatuar öğrencisi de buraya bir parça çalmaya gelmişler. Ama ne iş isteyeceklerini bilmiyorlar, "Bizim yeteneğimiz de bu, artık nasıl değerlendirirlerse."
Uzun lafın kısası herkesin yeteneği farklı ama derdi aynı. İş bulmak, ondan da öte yırtmak, kendini göstermek. Tüm bu kalabalığın içinde bahçıvan pantolonu ve şapkasıyla bekleyen birinin daha yanına yaklaşıyorum; "Merhaba Adım Necmi Yıldırım. İllüzyonistim. 1500 numaram var. Öncelikle para kazanmak için geldim buraya, iş seçmeyeceğim. Ama aslında benim amacım büyük numaralara imza atmak. David Copperfield'i getireceklerine buradaki yetenekleri değerlendirsinler." Yani bir çeşit genç ve hırslı illüzyonist modeli var karşımda. Türkiye'de pek bulunmayan bir model. Bana eski bir gösterisinin biletini veriyor, arkasına telefonunu yazıyor. Bir gün buluşup konuşuruz diyorum.
"Annem meğer halammış"
Geçen hafta Beyoğlu'nda buluştuk. Oturduğumuz kafenin sessiz bir köşesinde karşılıklı hal hatır sorduk. Teybi açar açmaz daha "İlk kez nasıl..." dememle 30 dakika sürecek blok bir konuşma başladı. Kısaca (ama gerçekten kısaca) Necmi Yıldırım şunları anlattı: 15 yaşına kadar Bursa'da annesiyle yaşıyormuş. Babası yokmuş; "Sonra bir gün babam çıkageldi, derken annemin de aslında halam olduğunu öğrendim. Yani annem ve babam geçimsizlikten ayrılmış beni halam büyütmüş. Annemi hala tanımıyorum." Evet bu ilk şok. Sonra hikaye devam ediyor; "Babam beni yanına aldı. Derslerim parlak değildi. Orada mutlu olmadığımı anladım. Evden kaçmaya karar verdim. Annemi bulmak istiyordum. Evdeki tüm eski fotoğrafları alıp Fatma Girik'in programına bile gittim (hani şu insanların kayıp yakınlarını bulan program) ama annemi bulamadım (Babası neden söylemiyor annesinin yerini, o kısım flu). Sonra baktım hiçbir şekilde bu işin içinden çıkamıyorum. Sonunda evden kaçtım." Tabii ki evden kaçan ve umut dolu yeni bir şehre gitmek isteyen her insan gibi hedef İstanbul: "15 yaşındaydım. Otobüse bindim (bu detay önemli) ve yolda ağlamaya başladım. Orada Korhan diye biriyle tanıştım, durumumu anlattım iş aradığımı söyledim. Beni alıp Uludağ'a (Uludağ otobüs şirketi) götürdüler ve muavinliğe başladım." Necmi illüzyonistlikle ilgilenmeye de bu dönemde başlamış. "Şöförlerden biri beni bir gün Gülhane Parkı'na götürdü. Orada top sakallı orta yaşlı bir adam gösteri yapıyordu (Mandrake, Sihirbazlar Kralı), büyülendim. Ben bu işi yapmalıyım dedim."
"1500'den fazla numaram var"
Necmi Mandrake'yle tanışmış ve ondan numara satın almaya başlamış, bu arada Kamil Koç'a transfer olmuş; "Kazandığım bütün parayı illüzyona yatırıyordum. Sonra yolculara havada uçan bardak numarası filan yapmaya başladım. Bardak havada sen su koyarken elini çekiyorsun. Bardak orada durmaya devam ediyor. Herkesin çok hoşuna gitti. Ben artık koridorun başında, şöförün arkasında numaralar yapıyordum." Derken ilk sahne çalışmaları başlıyor: "Giresun'da bir otelden teklif geldi. Yılbaşı programında iş buldum. Aynı yerde, aynı gecede garsonluk yaptım sonra sahneye çıktım. Herkes çok beğendi. Sonra yazın Bodrum'da çalıştım Ferdinand isimli bir illüzyonistle birlikte." Derken Necmi askere gider: "Ankara'yı çektim oradan da Kosova'ya yolladılar. Bu benim için çok iyiydi çünkü 700 dolar maaş alıyordum. Oraya Cem Yılmaz geldi gösteri yapmak için. Onunla tanışma fırsatını buldum. Açıkçası ona yamandım yani."
Döndükten sonra liseye gitmek istemiş ama şartlar pek elverişli değilmiş: "Eski işime döndüm bu defa Ulusoy'da çalışmaya başladım. Para biriktirip numara almaya devam ediyorum. Şimdi 1500'den fazla numaram var. Kışın Hit Kültür Merkezi'nde gösterilerim başlıyor. Bir de süper numara hazırlıyorum pek yakında. Gündemi etkileyecek yani..."



"Suyun üstünde koştum, yine koşarım!"
Siz illüzyonist misiniz?
Herkesin hayatta yaptığı bir iş vardır. Ben bunu keşfettim. Benim işim bu. Ben hala büyümemiş bir çocuğum, kendime Andy Kaufman'ı örnek alıyorum. Ama farklı bir tarzım var.
Nasıl bir fark?
Hayalimde hep numaralarımla ilgili stand up yapma fikri vardı. Yani hem sihirbazlık yapayım hem komik şeyler anlatıp komik durumlar yaratıp insanları güldüreyim. Mesela Kırmızı Benekli Pin Pon Topu isminde bir gösteri yaptım Çorlu'da.
Neden Çorlu'da?
Çocukluğumun bir bölümü orada geçti. İlk kız arkadaşım oradaydı filan. Yani kendimi göstermek istedim.
Şimdi hangi numaranın peşindesiniz?
Boğazın bir yakasından diğer yakasına suyun üzerinden yürüyerek geçeceğim. Bu numara çok ses getirecek. Zaten bütün sihirbazları çağırıp bir yemek vereceğim ve ayrıntıları orada anlatacağım.
Nasıl yapacaksınız diye sormayayım.
İllüzyon bu. Bir organizasyon işi. David Copperfield yapıyor ya.
Daha önce böyle bir şeyi denediniz mi?
Evet. Çanakkale Boğazı'nda yürüdüm
Hiç haberimiz olmadı.
Duyulsun istemedim zaten. Sponsora göstermek için yaptım. Onlar tekneyle karşıdan karşıya geçiyorlardı, ben de yanlarından koştum.
..! Neyse inşallah başarırsınız yine. Sponsor çok mu gerekli sihir olaylarında?
Tabii. Bugün mesela iyi bir tahta numara almaya kalksan hepsi ithal zaten, iki-iki buçuk milyardan aşağı değil. Numaraları geliştirmek, yeni numaralar yapmak için sponsor şart.