Para kazanacağım hiç aklıma gelmedi

Para kazanacağım hiç aklıma gelmedi
Para kazanacağım hiç aklıma gelmedi
Ahmet Ertegün, caz ve rock dünyasının büyük keşiflerini yapmış bir müzik insanı, büyük bir şirket kurmuş iyi bir poker oyuncusuydu. 'Son Sultan' adlı kitapta Atlantic Records'u sadece sevdiği şarkıcılara plak yapmak için kurduğu anlatılıyor.
Haber: ESRA ÜLKAR / Arşivi

“Tek umudum, bugünkü müzisyenlerin de onlarla Ahmet kadar ilgilenen birine sahip olmaları” diyor Niel Young dünyanın dinlediği müzisyenleri keşfeden adam, Ahmet Ertegün için. Rolling Stones’dan Ray Charles’a, Eric Cloptan’dan Led Zeppelin’e daha birçok müzisyene albüm yapmış, Grammy Onur Ödülü sahibi Ertegün’ün biyografisinin anlatıldığı ‘Son Sultan: Ahmet Ertegün ve Rock N’ Roll’un Yükselişi’ kitabı Dilek Berilgen Cenkciler tarafından Türkçeye çevrildi. Robert Greenfield’in yazdığı kitap , April etiketiyle ocak ayında raflardaki yerini alacak.
Cumhuriyet’in ilk günlerinde İstanbul’da doğan Ertegün, 2006 yılında Rolling Stones konserinde düşmüş, hastaneye kaldırıldıktan sonra 83 yaşında hayatını kaybetmişti. Kitap, Robert Greenfield’ın 2007 yılında New York’ta Ertegün anısına verilen konserin izlenim yazısıyla başlıyor. Belki siz de hatırlasınız Led Zeppelin’i yıllar sonra bir araya getiren konser, o dönem çok konuşulmuş, haberlere konu olmuştu. O haberlerin birinde şöyle yazıyordu: “Led Zeppelin, 19 yıl aradan sonra grubun ilk plaklarını çıkaran Atlantic Records’un başkanı Ahmet Ertegün anısına bir araya geldi. Londra’da O2 Arena’da verilen konserin 18 bin bileti için internette yapılan piyangoya yaklaşık 20 milyon kişi katıldı. Biletler 250 dolardan satıldı.”
Dedesi Üsküdar Özbekler Tekkesi şeyhi, babası Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk diplomatlarından olan Ahmet Ertegün’ün hayat hikâyesi, İsviçre, İngiltere, Fransa ve Amerika’da geçen yıllarla başlıyor. Ertegün’ün küçük yaşlarda başlayan ‘caz’ aşkı daha sonra babasının ABD büyükelçisi olmasıyla caz, blues ve rock devlerinin kâşifi olacağı bir yöne ilerleyecektir. Amerika’da ırkçılığın yoğun olduğu o yıllarda Ertegün, caz müziğin mimarları olan siyahileri takip etmiş, müziklerine hayran kalmış. Ağabeyi Nesuhi Ertegün o zamanlar 10 yaşında olan kardeşini 1933’te Duke Ellington’ın Londra Palladium’da verdiği konsere götürmüş. Ahmet Ertegün hayatına yön verecek o konseri şu sözlerle anlatıyor: “Aman Tanrım, işte caz bu. Pikapta duyduğumuz saçmalıkla ilgisi yok. Bu gerçek caz...”
Babasının ölümüyle yaşadığı zor günlerin de anlatıldığı kitapta, maddi zorluklarla karşı karşıyaya kalan Ertegün ailesi, annesi ve kız kardeşi Türkiye’ye dönerken Ertegün eğitimini yarıda bırakmayarak Amerika’da kalıyor. Ağabeyiyle biriktirdiği 15 bin 78’lik plak koleksiyonunu da maddi zorluklar sebebiyle satmak zorunda kalıyor.

Atlantic’i dişçisinden aldığı borçla kurdu

Başarısız geçen birkaç iş girişimden sonra yakın dostu Herbert Abramson ile dünya müziğine de yön verecek Atlantic’i kurdu. Şirketi finanse edecek parayı ise dişçisinden borç alarak sağlamıştı. Önceki girişimlerinin başarısız olmasından dolayı babasının arkadaşları ona borç vermekten çekinmişlerdi.
Ertegün şöyle anlatıyor: “Hepsi geçmişimi biliyordu ve herhangi bir işi yürütebileceğime hiçbir şekilde güvenemediler. Sonunda çaresizlik içinde dişçim Dr. Vahdi Sabit’e gittim ve Dr. Sabit o günlerde satmaya çalıştığım ‘Her plak dükkanına bir plak satabilirsek...’ hikâyesine inandı. Kumar oynamaya karar verdi ve bizim ihtiyacımız olan 10 bin doları sağlayabilmek için evini ipotek etti, Herb’le bana ortak oldu ve 1947 yılında kayda başladık.”
Ertegün Atlantic için şu yorumda bulunuyor: “Atlantic Records’u kurmamızın sebebi, müziklerini beğendiğimiz birkaç şarkıcı ile kontrat imzalamak ve satın almak isteyeceğimiz albümlerini çıkartmaktı. Açıkçası asla çok eğlenceli bir şeyler yaparak para kazanabileceğimi düşünmedim. Yanılmış olduğum için çok mutluyum.”
Rolling Stones’ın gitaristi Keith Richards da otobiyografisinin yer aldığı ‘Life/Hayat’ kitabında Atlantic Records için şunları söylüyor: “Atlantic, para değil müzik sevgisinden doğmuştu”.

Led Zeppelin, Ray Charles, Rolling Stones...

Atlantic Records, ‘Rock’n Roll’, ‘Whole Lotta Love’, ‘Stairway To Heaven’, ‘All My Love’ gibi klasikleriyle hafızalara kazınmış, tarihin en ‘baba’ gruplarından Led Zeppelin’i de dünya müziğine kazandırdı. Bugün hem dünya grubu statüsüne ulaşmış hem de yeni yetme müzik gruplarının da örnek aldığı bir grup Led Zeppelin. Atlantic Records adına en fazla plak satan İngiliz grubuyla sözleşme imzalayan, Atlantic’in Abramson’dan sonraki ortağı Jerry Wexler olmuş. Wexler daha sonra şunları söylüyor: “Led Zeppelin’le sözleşme imzaladım ve sonra onlarla hiçbir ilgim olmadı. Onların bakımını ve şekillendirmesini Ahmet üstlendi. Muhtemelen onlara tahammül edemezdim.” Led Zeppelin’in albüm kayıt aşamalarının, grup elemanlarının ‘delilik girdabı’nın da anlatıldığı bölümde grubun dağılışı da yer alıyor. 24 saatte kırk kadeh votka içen grubun davulcusu John Bonham 25 Eylül 1980 tarihinde kendi kusmuğuyla boğuldu ve otuz iki yaşında hayatını kaybetti. Bonham’ın ölümüyle grup 11 yılın ardından dağılma kararı aldı.
Atlatic Records’un bünyesine kattığı bir diğer efsane grup da Rolling Stones. Grubun Atlantic ile görüşmeye başlamasını grubun bir Amerika turnesini idare eden Peter Rudge şöyle anlatıyor: “Bu, Stones için bir dönüm noktasıydı. O noktadan sonra her yöne gidebilirlerdi ama Ahmet’in onlara ilgi göstermesi ve sözleşme imzalaması, onları iyi sayılabilecek rock gruplarından biri olmaktan, tarihteki rollerini kendileri yazan bir grup olmaya taşıdı. Ve Ahmet arka planda gerçekleşen bütün olayları yönlendiren kişiydi.” Ertegün, Rolling Stones’u Atlantic bünyesine katmak istemiş ama bu o kadar da kolay olmamış. Mick Jegger’ın Ahmet Ertegün’e “Clive Davis’le (Columbia Records) görüşür görüşmez seninle konuşacağız” demesinin ardından Ertegün’ün tedirgin eden görüşme kitapta şöyle anlatılıyor: “Öfkesini kontrol altına almaya çalışan Ahmet telefonu kaldırdı ve gayet bilinçli bir şekilde Jagger’ın numarasını çevirdi. ‘Mick’ dedi. ‘Clive Davis’le konuşmak istemenizi anlayabiliyorum ve konuşmalısınız. Ancak şunu bilmenizi istiyorum. Bu yıl sadece bir tane Stones boyutunda anlaşma yapabilirim ve bu ya siz olacaksınız’-ve Ahmet bu noktada duraksadı-’ya da Paul Revere ile The Raiders olacak.’ Sonra da telefonu kapattı. Otuz saniye sonra telefon çaldı. Ahmet açmadı. Sonraki kırk beş dakika boyunca çalmaya devam ederken de açma zahmetine girmedi.” Elektra Records’un kurucusu Jac Holzman Ertegün hakkında şunları yazmış: “Ahmet, bu iş dünyasındaki en büyük poker oyuncusuydu.”
Ahmet Ertegün, Rock and Roll Hall of Fame Müzesi’nin de kurucusu oldu ve başkanlığını yaptı. Bugün Cleveland Ohio’daki müzenin ana sergi salonu Ertegün’ün ismini taşıyor. Bize ayrılan sayfanın sonuna geldiğimiz için kitapta yer alan nice keşifleri, anlaşmaları-anlaşmazlıkları, küskünlükleri-kırgınlıkları, eşi Mica Ertegün’le yaşam hikâyeleri gibi konuları anlatamıyoruz ancak kitapta hepsine ayrıntılı şekilde rastlamak mümkün. Ertegün’ün biyografisini sadece müzikle ilgilenenler değil ‘başarı öyküleri’ni sevenler de okumalı...