Paris'teki STK'lardan Türkiye'ye çağrı: 'Çıkarlarını değil, iklimi düşün!'

Paris'teki STK'lardan Türkiye'ye çağrı: 'Çıkarlarını değil, iklimi düşün!'
Paris'teki STK'lardan Türkiye'ye çağrı: 'Çıkarlarını değil, iklimi düşün!'
Dünyanın kaderini belirlemesi amacıyla düzenlenen 'İklim Zirvesi'nde sona yaklaşılıyor. Paris'teki müzakere sürecini takip eden TEMA Vakfı, WWF-Türkiye gibi çok sayıda sivil toplum örgütü Türkiye'nin kendi payına düşen sorumluluğu yerine getirmesi yönünde bir çağrı yaptı.
Haber: SERKAN OCAK - serkan.ocak@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL - İnsan kaynaklı iklim değişikliği ile küresel çapta mücadele edilebilmesi amacıyla Paris’te yaklaşık 10 gündür Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) 21. Taraflar Konferansı (COP 21) devam ediyor. Türkiye’den de çok sayıda bürokrat ve sivil toplum örgütü temsilcisi zirveyi takip ediyor.

TEMA Vakfı, WWF-Türkiye, Ekoloji Kolektifi Derneği, Heinrich Boell Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği, çok sayıda örgütü bünyesinde barındıran ‘İklim İçin’ Kampanyası, Kadıköy Bilim Kültür ve Sanat Dostları Derneği, Yeryüzü Derneği, Yeşil Düşünce Derneği ortak imza ile müzakerelere katılan Türkiye’ye bir çağrı metni yayımladı.

Türkiye’nin daha cesur, tutarlı, bütünsel, bilim temelli, katılımcı ve  iklim değişikliğiyle mücadelede kendi payına düşen sorumluluğu yerine getirmeyi hedefleyen bir iklim değişikliği politikasına sahip olması gerektiği vurgulanan metinde, şu ifadelere yer verildi:

Türkiye 2020’de gerçekleştirilecek ve Paris’te üzerinde uzlaşılması muhtemel anlaşmanın yürürlüğe gireceği zirve olacak 26. Taraflar Toplantısı’nı (COP 26) düzenleme isteğini en yetkili ağızdan dile getirdi. Türkiye’nin bu süreçte, pozisyonunu aşağıdaki maddeler doğrultusunda güncellemesinin iklim değişikliği ile gerçekçi ve etkin mücadele için yerinde, kendi geleceği için ise sosyal, ekonomik ve çevresel tüm açılardan faydalı olacağına inanıyoruz. Türkiye’nin iklim müzakerelerinde yalnızca kendisini doğrudan ilgilendiren konuların yanı sıra, anlaşmanın ruhuna uygun düşecek şekilde tüm maddelerle ilgili pozisyonunu açık şekilde paylaşması ve yapıcı öneriler geliştirmesi için hâlâ zaman var.

Bu nedenle Türkiye’yi:

• 2050 yılı itibariyle küresel ekonominin mutlak olarak karbonsuzlaştırılması hedefinin anlaşma metninde yer almasının desteklenmesi ve ulusal olarak da böyle bir hedef benimsenmesi yönünde duruş sergilemeye,

• Müzakereler kapsamında sıcaklık artışını belirli bir üst limitin altında tutmaya çalışma amacının sayısal olarak ifade edildiği ‘uzun erimli hedef’ bağlamında birçok canlı türünü ve ülkelerin geleceğini tehlikeye atmamak adına 1.5 °C anlaşma metninde yer almasını desteklemeye,

• Uzun dönemli hedefle uyumlu olarak, Türkiye’de 2050 yılı itibari ile yüzde 100 yenilenebilir enerji hedefini benimsemeye ve bunu kamuoyu ile paylaşmaya,

• İklim değişikliği ile mücadele ve uyumla ilgili olarak, ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar doğrultusunda ulusal bir bütçe ayırmaya; halihazırdaki uluslararası finansman mekanizmalarına ülke olarak katkıda bulunmaya; Türkiye’nin bu mekanizmalarla koordinasyonunu sağlamak üzere odak noktası oluşturmaya,

• Müzakere belgesi taslağında yer alan insan hakları, gıda egemenliği, toplumsal cinsiyet, iklim göçmenleri gibi iklim politikasının oluşturulması ve uygulanmasında kritik önem taşıyan konuların müzakere metninde kalması için desteğini devam ettirmeye,

• Müzakereler kapsamında ulusal katkıların (INDC’lerin), uzun erimli hedefe ulaşılabilmesi ile ilgili son bilimsel analizler (Emissions Gap, 2013-2015 Review ve SED raporları) dikkate alınarak zaman kaybetmeden (2018 yılı itibariyle) gözden geçirilmesi doğrultusunda çağrı yapmaya; yeni anlaşma yürürlüğe girdikten sonra da ulusal katkıların belirli aralıklarla (en fazla 5 yılda bir) güncellenmesi ve artırılmasını desteklemeye,

• Eylül ayında BMİDÇS’ye sunulan Ulusal Katkı Niyet Beyanı’nı (INDC) iklim değişikliğindeki tarihsel sorumluluğu, 1990-2015 sürecindeki sera gazı emisyon artış eğilimleri ile 1.5 °C ve uzun erimli karbondan arınma hedeflerini de göz önüne alarak şeffaf ve katılımcı bir süreçle 2018 yılına dek güncellemeye; bu doğrultuda bir net azaltım hedefi, emisyon yoğunluğunda düşüş hedefi ve emisyonların tepe noktası yapacağı yıl (peak year) hedefini belirleyerek kamuoyu ile paylaşmaya,

• Taslak müzakere metninde tartışılan 'uluslararası havacılık ve denizcilik' sektörlerinin de emisyon azaltım hedefleri alacak şekilde yeni anlaşmaya dahil edilmesini savunmaya,

• Türkiye’nin mevcut ulusal katkı beyanında yer verilmeyen iklim değişikliğine uyumla ilgili kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerini somutlaştırmaya ve resmi belgeye dahil etmeye; bu hedefleri belirlerken özelikle iklim değişikliğinin etkilerine sosyo-ekonomik hassasiyeti yüksek yoksul sosyal grupların, tarımda küçük aile işletmelerinin ve kırılgan eko-sistemlerin uyum kapasitelerinin artırılmasının önceliklendirilmesine,

• 2020 öncesi eylem kararlılığı ve Paris Kararı bağlamında devlet dışı aktörlerin (yerel yönetimler, sivil toplum, özel sektör, akademi, sosyal hareketler, vb) iklim değişikliği ile mücadeleye yönelik attığı adımların devletin sorumluluklarından feragat etmeyecek, sistematik ve dahil edici şekilde tanımaya ve devlet politikalarına entegre etmeye,

• Güçlü ve etkili bir şeffaflık ve uygunluk mekanizması kurulması yönünde duruş sergilemeye davet ediyoruz.