Pasta yedi kat, gelinlik Kate'inkinden olsun!

Pasta yedi kat, gelinlik Kate'inkinden olsun!
Pasta yedi kat, gelinlik Kate'inkinden olsun!
Revaçta olan gelinlik modelleri hangileri, mahalle aralarındaki düğün salonlarında fiyatlar ne âlemde? Pastada bol kat alışkanlığına, fırfırlı, taşlı dekorasyona devam mı? Düğün telaşının orta gelirli semtlerde nasıl yaşandığını yerinde sorguladık...
Haber: ECE ÇELİK - ece.celik@radikal.com.tr / Arşivi

Hayatınızın aşkını buldunuz, evlilik noktasına ulaştınız, aileler de razı. Sıra o büyük organizasyona geldi. Stres sarmış dört yanınızı. Düğünün nerede yapılacağı, gelinlik seçme telaşı, davetiyeler gibi onlarca ayrıntı beyninizin dört bir noktasından sizi “Ben buradayım” diye uyarıyor. Hangi birini düşüneceğinizi şaşırıyorsunuz. Dile kolay hayatınızı baştan aşağı değiştiriyorsunuz. Kadınsanız soyadınız bile değişecek, o boyutta...
Gelin olacak kadınların içlerini karartmış gibi olmayayım ama işleri çok zor. Bunu, hayır evlilik arefesinde olduğumdan değil, kimisinde ‘gelin adayı’ gibi davranarak, kimi yerde gazeteci olarak düğün salonlarını, gelinlikçileri ve davetiyecileri dolaşırken iyice anladım. Kiminle konuşsam düğün yapmanın stresinden bahsediyordu. Yine de herkes bunun insanın muhtemelen bir kere yaşayacağı tatlı bir heyecan olduğunu ekliyordu. Düğün telaşındaki çiftlerin neler yaşadığını bir nebze olsun anlayabilmek için yola koyuluyorum. 

Piyanist şantör, kuru pasta 

“Gelin olmuş gidiyorum” diye başladığım soruşturmada ilk durağım Mecidiyeköy’deki Fidan Düğün Salonu. 650 kişi kapasiteli salonun dışarıdan görüntüsü pek iç açıcı gözükmese de içerisi parlak taşlar ve tüllerle bezenmiş haliyle pek süslü. “Düğün yapmak istiyorum, en erken ne zamana yer var?” diye sorduğumda karşımda sorumun anlamsızlığıyla doğru orantılı boş gözler görüyorum. Kır saçlı ‘kibar’ bey “Düğün tarihi belli değil mi sen ne zaman istiyorsun onu söyle” diyor. Ben de onu kızdırmamak için hemen “Ağustos ortası düşünüyoruz” diyorum. Yer olduğu cevabını alınca verdikleri hizmetleri öğrenmek istiyorum. Salon süslemeleri, yedi katlı pasta, meyve suyu, gazoz, çerez, kuru pasta, çubuk kraker verdiklerini anlatıyor. Fiyat bilgisi istediğimde beni toy bulduğu her halinden belli olan salon sahibi “Sen düşün taşın, o işi anne-babalarla konuşalım” diyor. Boynum bükük çıktığım salondan daha iyi şekilde karşılandığım Star Düğün Salonu’na geçiyorum. Kurtuluş’taki salon 1000 kişi kapasiteli. Salon sahibi bana yandaki çay bahçesini gezdiriyor. “Yazın misafirleri burada da ağırlayabiliyoruz, kır düğünü gibi...” diyor: “Sekiz katlı pasta, çubuk kraker, kuru pasta, 10 poz aile fotoğrafı ve piyanist şantör hizmetlerimiz bulunuyor.” Star Düğün Salonu’nda bir gece düğün yapmanın bedeli 2950 lira.
Günün sonunda gözlerim taş, pul ve beyazdan yorgun, zihnim yaşanan stresten bitkin halde... Bir günlük ‘düğün telaşı’ bana yetti, ‘evlilik merasimi’ meselesinin kendi adıma uzak bir geleceğe kadar açmaya niyetli olmadığım duygusuyla ferahlıyor, gelin-damat adaylarına düğün maratonunda sabır ve başarı diliyorum. 

YILIN MODELİ: PRENSES GELİNLİK

Sırada gelinlikçiler var. Rotamı Profilo Alışveriş Merkezi içindeki gelinlikçilere çeviriyorum. Beyaz Cadde adlı pasajda gazeteci olduğumu saklamadan geziyorum. Çünkü merak ettiğim, düğün öncesi ne kadar stresli olduğunu bildiğim gelinlerin, gelinlik satıcılarına yaşattıklarını dinlemek. Songül Sarpbaş isimli gelinlikçideki görevli Merve Hanım “Son dönemde her düğünde yüzler değişiyor, gelinlikler değişmiyor” diye başlıyor: “Bu aralar herkes ‘Prenses gelinlik’ modelini tercih ediyor.” Gelinlerden yana epey dertli, yine de işini seviyor: “Gelinlere karşı anlayışlı olmak asli görevimiz.” Tasarımcılar provaya 10 dakika geç kalınca sinir krizi geçirenlerden düğün mekânlarıyla hava atanlara çeşit çeşit örnekle karşılaştıklarını anlatan Merve Hanım en çok da ‘dekolte kavgalarıyla’ karşılaşıyormuş: “Kadınlar buraya mini geliyorlar ancak damat adayları ya da kayınvalideler gelinlikte dekolteye karşı çıkıyor. Bu da gerginliğe sebep oluyor.”
Sırada ‘Madame Amour’da çalışan Gülşen Hanım’ın anlatacakları var. Gelinliklerin sadeleştiğini, renklerinin koyulaştığını, kuşakların kırmızıdan pudra pembesine döndüğünü anlatan Gülşen Hanım gelinlik modasının ünlü gelinlerden etkilendiğini anlatıyor: “Şu sıralar Kate Middleton ve Kim Kardashian’ın gelinlikleri çok moda” diyor. Gülşen Hanım’ın yanından ayrılıp Koza Davetiye’ye giriyorum. Dükkândaki çeşit çeşit davetiyeler başımı döndürüyor. Karikatürlü, kutulu, parlak, tüllü, taşlı yüzlerce çeşit davetiye arasında tercih yapmak zor. 100 tanesi 35 TL’den 1500 TL’ye kadar çıkıyor. O sırada nikâh davetiyesi bakan bir anne-kıza rastlıyorum. “Düğün hazırlıkları nasıl gidiyor” diye lafa girdiğimde gelin adayı Aysel Kazoğlu derin bir of çekiyor. Gelinlik seçmenin çok zor olduğunu, bu yüzden diktirdiğini ama yetişmeyecek diye endişe ettiğini anlatıyor.