Pasteur'ün evinde bir gün...

Pasteur'ün evinde bir gün...
Pasteur'ün evinde bir gün...
Dünyaca ünlü bilim adamı Louis Pasteur, UNESCO'nun Dünya Hafızası Listesi'ne girişi ve Fransa Bilimler Akademisi'nin kuruluşunun 350'nci yıldönümü nedeniyle, şehri Arbois'de düzenlenen bir konferans serisiyle anıldı. Kısmen laboratuvara dönüştürdüğü, bugün müze olarak kullanılan evi ve şarabıyla ünlü Arbois ise günün diğer konularıydı.. Bu özel güne davet edilen tek Türk gazeteci olarak izlenimlerim...
Haber: ASLI ULUSOY-PANNUTİ - asli@siradisiparisrehberi.com / Arşivi

RADİKAL - Paris’e 440 km uzaklıkta, 3 bin 718 kişinin yaşadığı minik Arbois şehrinin toplantı salonu tıklım tıklımdı o gün... Başta biz Paris’ten gelen gazeteciler, Fransa ’nın gururu Bilimler Akademisi’nin konuşmacıları, UNESCO ve Fransa Milli Kütüphanesi’nin temsilcileri olmak üzere davetliler ve şehrin sakinleriyle dopdolu salon; bir büyük bilim adamının, kuduz aşısının ve pastörizasyon tekniğinin mucidi Louis Pasteur ’ün adıyla yankılandı durdu gün boyu. Pasteur’ün bilimdeki ‘evrensel’ yaklaşımı, arşivlerinin UNESCO Dünya Hafızası Listesi’ne girişi, bıraktığı bilimsel miras, Pasteur Enstitüsü’nün tifüs, sıtma, difteri, tetanoz üzerine çalışmaları ve aşılarla Birinci Dünya Savaşı’ndaki rolü bütün gün, bilim insanlarınca ele alınan konular arasındaydı. Arbois şehri ile Pasteur evi/müzesi de günün konularındandı.
Pasteur’ün Arbois’da çocukluğunu yaşadığı, sonra da satın alıp yeniden düzenlediği evinin kapısını son kez kapattığı tarih 4 Ekim 1894. Ve bugün müze olarak kullanılan evi, bilim adamının bıraktığı haliyle duruyor. Pasteur ailesinin, şaraplarıyla ünlü Arbois’e, bu eve varış tarihi 1830.
Arbois'den bir üzüm bağı.

Öncü bilim insanı Pasteur Unesco listesine girdi

Sepicilik yapan baba Jean-Joseph Pasteur ile eşi Jeanne Etiennette Roqui’nin dört çocuğundan biridir Pasteur. 1842’de Paris’e, ülkenin prestijli okulu Ecole Normale Superieur’e giren, 1857’de bu okulda idareci ve bilimsel çalışmalar müdürü olan Pasteur için Arbois, gerek kendisi gerekse ailesi için hep döndükleri bir adres olmuş.
Pasteur'ün bugün müze olan evindeki kapıda hâlâ Bay L Pasteur yazıyor. 

Evinin bir bölümünü laboratuvara çevirerek, tutkusu bilimi hayatının her anında yaşayan Pasteur için tatiller, bu evde araştırmayla geçirdiği dönemler hep... Başta üzüm bağı sahipleri olmak üzere çiftçilerin bitki, veterinerlerin hayvan, kimi zamansa halkın kendi hastalıklarına ilişkin danışmak üzere sık sık uğradığı evdeki bilardo salonunda, eşi Marie’nin çaldığı piyano dikkat çekici. Beş çocuğu olan ancak üçü küçük yaşta ölen Pasteur ailesinin üç de torunu olur. Bu torunlardan Camille Vallery-Radot’un odası, minyatür sandalyeler, sehpalar, beşik ve yatağıyla öylece duruyor.
Torunu Camille Vallery-Radot’un odası.

Pasteur’ün evindeki turumuzu yapan ve işine âşık olduğu her halinden belli turizm ve iletişim sorumlusu Sylvie Morel, Emile Isembart imzalı bir tabloya dikkatimizi çekiyor: Resimde, Pasteur’ün tedavi ettiği çoban Jean Baptiste Jupille’in, kuduz köpek tarafından ısırıldıktan hemen sonra arkadaşlarını korumak için, onu takunyayla nasıl etkisiz hale getirmeye çalıştığı sahneleniyor. Pasteur’ün kuduz aşısı için seçtiği ilk insan kobayların çocuklar olduğu düşünülürse, tablo daha da anlamlı hale geliyor tabii...

Pasteur döneminden kalma deney tüpleri...

1883'TE STERİLİZE ETTİĞİ TAVUK SUYU DURUYOR!
Vitrinlerdeki tabak çanak takımları, 1700’lerden kalma ve bir zamanlar bölgenin ünlü ‘sarı şarabını’ içeren boş şişe, hizmetçilerin geçişini kolaylaştıran iki kapılı odalar, yatağın hazırlanmasını basitleştiren raylı sistem vs. derken evin belki de en ilginç yerine, Pasteur’ün 57 yaşındayken düzenlediği kişisel laboratuvarına ulaşıyoruz. Şarap ve bira fermantasyonları başta olmak üzere bulaşıcı hastalıklar, mikroorganizmalar ve aşı üzerine yaptığı çalışmaların bir bölümü, Arbois’daki laboratuvarında, deney tüpleri, şişeler içinde öylece duruyor. Hatta 1883’te sterilize etmeyi başardığı tavuk suyu da el değmemiş, mikrop kapmamış haliyle karşımızda!
Laboratuvarından bir köşe.

Sylvie Morel, evin rehberli turların yanı sıra İngilizce, Almanca ve Flamanca hazırlanan dijital tabletlerle de gezilebildiğini söylüyor. Tabletin özelliği, ziyaretçiye ‘Pasteur tarafından ağırlanıyormuş’ hissi vermesi. Yani tableti hangi nesneye, ortama çevirirseniz ya görüntüde hareket halindeki Pasteur beliriyor ya da söz konusu nesne, mesela piyano çalmaya başlıyor. Morel, ilkokuldan üniversiteye okul grupları için eğitici atölyelerin düzenlendiğini de ekliyor.
Evin bir köşesi. 

Yaşadığı dönemde yaptığı çalışmalardan ötürü Millet Meclisi’nce iki ödüle layık görülen, Bilimler Akademisi ile Fransız Akademisi’ne üye olan, dönemindeki tıp adamlarını, “Doktor ya da cerrah olma şerefine erişmiş olsaydım, her cerrahi müdahaleden önce ellerimi iyice yıkardım” diyerek öfkelendiren ve bir dönem tıpçıların oklarını üzerine çeken ama çalışmalarıyla tıbbın ilerlemesine büyük katkıda bulunan, bugün çoğu Fransız’ın ‘kimyager’ değil, ‘doktor’ olduğunu sandığı Pasteur konulu konferanslara dönmeden önce yemek arası...
Pasteur'ün yatağı. 

Bölgenin gururu ‘sarı şarap’ başta olmak üzere çeşitli peynir ve şarküteri ürünlerinden, kişlerden oluşan mönüden sonra konferans serisine devam: Bugünkü mikrobiyolojinin temelinde Pasteur’ün bulunduğunu, onun ve izinden gidenlerin sayesinde Birinci Dünya Savaşı sırasında binlerce insanın ölümünün nasıl önüne geçildiğini, UNESCO'nun Dünya Hafızası Listesi’ne giren arşivlerinin insanlık ve bilim açısından taşıdığı önemi dinlerken... Bir sürpriz!
Türk gazeteci olduğumu öğrenen Burgonya Üniversitesi hocalarından Daniel Raichvarg yanıma yaklaşıp heyecanla şöyle diyor: “Geçen sene hazırladığımız ‘Pastörizasyon Hayatları’ başlıklı kitapta (aşağıda), Pasteur ekolünün sıkı takipçilerinden, Fransız arkeolog Salomon Reinach’ı da uzun uzun anlattık. Türkiye’ye şarbon aşısı götüren ilk kişinin Reinach olduğunu biliyor muydunuz?”

Doğrusu bilmiyordum. Gönderecekleri bu ilginç kitap sayesinde okuyacağım ayrıntıları merakla bekliyorum.

Louis ve Marie Pasteur. 

MULTİDİSİPLİNER ÇALIŞMANIN BABASI 
Pasteur’ün araştırmacılar için taşıdığı önemi, davetliler arasındaki 2008 Nobel Tıp Ödülü sahibi, Bilimler Akademisi ve Pasteur Enstitüsü üyesi Françoise Barée-Sinoussi’ye sordum, yanıtladı:

Pasteur sizin için ne ifade ediyor?
Benim için büyük bir öncü. Onun bilime yaklaşımı, vizyonu hâlâ güncel. Multidisipliner araştırmalarda, yani fiziği, kimyayı, matematiği, bugün biyo-istatistiği, bilgisayarı birleştirdiğimizde sonuçta anlıyoruz ki Pasteur, kendi zamanının teknolojisiyle var olan tüm bilimleri bilgiyi ilerletme amacıyla bir araya getirmeye, geliştirdiği uygulamalar ve araçları insanların yararına sunmaya gayret etmiş hep. Öyle ki bugün mültidisipliner çalışma deyince tek kelimeyle ‘Pasteur tarzı çalışma’dan söz edebiliriz.
Françoise Barée-Sinoussi

Araştırmalarınıza devam ediyor musunuz?
Artık emekliyim; araştırmacı değilim, laboratuvarım kapandı ama yeni kuşak araştırmacıların uluslararası alanda, özellikle AIDS konusundaki araştırmalarını kolaylaştırmak için çalışıyorum. Ayrıca kaynakları sınırlı ülkelerle de çalışmalarım sürüyor. Hâlâ Paris’teki Pasteur Enstitüsü’ndeyim, bir bürom var orada.

Bir bilim kadını olarak Pasteur için düzenlenen bugün boyunca neler hissettiniz?
Pasteur’ün varlığını aramızda hissettim. Zaten bunun için burada olmak istiyordum, kendi şehrinde Pasteur ruhunu bulmak için!
Pasteur, ailesiyle... 


Fotoğraflar:
Aslı Ulusoy-Pannuti

 


    ETİKETLER:

    Fransa

    ,

    Bilim

    ,

    Louis Pasteur

    ,

    UNESCO

    ,

    aşı

    http://www.radikal.com.tr/151568615156860

    YORUMLAR

    Bu habere henüz yorum yazılmamış.