Patricia Arquette: Zekasını internette kötülük yapmak için kullanan insanlar çok korkunç

Patricia Arquette: Zekasını internette kötülük yapmak için kullanan insanlar çok korkunç
Patricia Arquette: Zekasını internette kötülük yapmak için kullanan insanlar çok korkunç
Yeni başlayacak olan CSI: Cyber dizisinin yıldızı Patricia Arquette ile internet, Oscar'lar, sinema ve siber suçlar hakkında sohbet ettik. Oscar'lı oyuncu, günümüzde internetin ve siber dünyanın evriminden bahsederken "George Orwell haklıymış" diyor. / Melda Yahşi

Boyhood’la En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Oscar’ı alan Patricia Arquette’in başrolünde olduğu ve bilişim suçlarını konu edinen yepyeni dizi CSI: CYBER 7 Nisan gecesi Foxcrime kanalında başladı. Arquette’le dizinin tanıtımı için Los Angeles’da düzenlenen basın toplantısında konuştuk.

Daha önce Medium’daydınız, şimdi CSI: CYBER’dasınız. Her iki dizide de başroldesiniz. Her iki dizi de, gerçek hayattan karakterler üzerine kurulu. Suçluyu ortaya çıkarma sürecine odaklanan dizilerde tek bir başrol olmaz genellikle, ne diyorsunuz bu duruma?

Bence çok heyecanlı. İki dizi arasında benzerlikler var sizin de belirttiğiniz gibi ama aslında tam da gerçek karakterleri oynamıyorum. İkisinin temel farkı, Medium hissiyata dayanıyordu, buradaki karakter ise beynini kullanıyor. Ama haklısınız, bu tür dizilerde genelde başrolde kadın olmaz. Bu nedenle heyecan verici, üstelik daha da doğru. Kadınlar zekidir.

 

Online olduğumuz sırada, bütün bu teknolojik aletleri kullanırken ne tür riskler altında olduğumuzu biliyor muydunuz? Diziyle birlikte daha çok şey fark edip çocuklarınız için korktunuz mu? 

Belli belirsiz bir şeyler biliyordum, mesela hack meselesini, ama çok az. Esas olarak hiçbir fikrim yokmuş, bence pek çok kişinin de yok. Bütün o cihazları evlerimize sokuyoruz, hayatımızın her alanına dahil ediyoruz ama etki alanlarının nerelere uzandığını öğrenmek çok korkutucu. Polis dizilerini düşününün, Kojak, Colombo, elinde silahıyla polis dizilerinde 50 yılda çok az şey değişti. Bütün bunlar ise çok yeni ve hepsi gerçekten oluyor. Her an yeni bir delice gelişme söz konusu artık. Tuhaf olan, insanı gerçekten şaşırtan şey, çok zeki insanların bu zekalarını korkunç işlerde kullanmaları. Bu diziye başladıktan sonra çocuklarımın bütün aletlerini atmalarını sadece kağıt kalem kullanmalarını istiyorum.

 

Dizide bir siber psikoloğu canlandırıyorsunuz. Gerçek hayatta insan davranışlarını okumakta iyi misinizdir?

Bence işin önemli bir kısmı kadın olmaktan kaynaklanıyor. Mağaralarda yaşadığımız günlerden bu yana biz kadınlar birinin güvenilir mi, tehlikeli mi olduğunu hemen hissederiz. Genel olarak kadınlar bu hisle büyüyor. Oyuncu olarak da oynadığınız her karakterin neyi niye yaptığını anlamak, bilmek durumundasınız zaten. Annem terapistti, bu nedenle çok küçüklüğümden beri bütün gün narsisist, pasif-agresif, sapkın davranış gibi terimleri duyarak büyüdüm. Canlandırdığım karakterlerin de her tür duygusunu hesaba katmayı seviyorum.

Arquette, Oscar kazandıktan sonra sinemada kadına eşit iş ve eşit ücret konuşması yaparken.

Oscarlı oyuncu Patricia Arquette: İnanamadım!

Patricia Arquette'den Emek tweet'i

Boyhood’dan sonra niye sinemada devam etmek yerine televizyona döndünüz?

İzninizle size film dünyasının bazı gerçeklerinden bahsedeyim. Son 10 yılda sinema epey değişti, açıkçası gerçekten büyük bir mücadele veren, acı çeken ve geçinemeyen o kadar çok iyi oyuncu var ki artık. Ben her zaman sanat için küçük bütçeli filmler yapmaktan çok hoşlandım. Ama televizyonu da çok seviyorum çünkü bedava; bir takım reklamları izlemek zorundasınız ama sonuç olarak bedava ve büyük kitlelerin eğlence aracı. Bizim ailede benim dedelerimden önceki kuşak vodvil sanatçısıymış. Vodvil de esasen televizyon gibi bir şey, beş sente gösteri izleniyor. Yani ben seviyorum bu fikri. Ayrıca televizyonla ilgili, karşı çıkmak istediğim elitist bir yaklaşım da söz konusu. Egoları yüzünden, bakalım bu dizi iyi mi, onların ünlülük derecesine uygun mu filan derken bir süre sonra kimsenin iş vermediği çok oyuncu tanıyorum. Küçük filmler de çalışmıyor onlarla. Kimse çalışmıyor. İşin gerçeği günümüzde sinema sektörü çok az kişiye geçinebilecek parayı veriyor. Dolayısıyla bu fırsata müteşekkirim. Ayrıca dünyaya ulaşmayı, Dubai’de birinin apartman dairesinde, Meksika’da birinin kulübesinde, bütün dünyada izlenme fikrini seviyorum. Yardım kuruluşlarında çok çalıştım ve dünyada inanılmayacak kadar çok sayıda insanın televizyon izlediğini bizzat gördüm. Bu anlık dert savma ayininin bir parçası olmayı seviyorum.

 

Biliyorsunuz bir kaç ay önce bir çok ünlünün özel fotoğrafları internete sızdı. Olay bütün dünyada yankı bulurken, nasıl gerçekleştiğine, bunu nasıl engelleyebileceğimize hiç değinilmedi. Diziye gösterilen ilginin bununla da alakası olabilir mi?

Bu soruya verilecek bir çok cevap var aslında ama bence bu tür suçlar, ki bu çok ciddi bir suç, yeni teknolojiler sayesinde ortaya çıktı. İzleyici her hafta ilgileneceği bir şey bulacak dizide. Bana her senaryo geldiğinde şaşırıp kalıyorum, “Bunu yapabiliyorlar mı? Aman Allahım, bunu da mı yapabiliyorlar?” ağzımdan düşmüyor. Ünlülerin hacklenmesine gelince, bence ünlülerle bir aşk/nefret ilişkisi var insanların. Afganistan’da, Irak’ta savaşan askerlere karılarının gönderdiği fotoğraflar hacklense dünyanın tepkisi başka türlü olurdu. Bir oyuncu olarak bazen partnerinizden aylarca ayrı kalıyorsunuz, birbirinize bağlılığınızı sürdürmek için, özlem gidermek için çok özel fotoğraflar paylaşabilirsiniz, bunda hiç sapkın bir şey yok. Sapkın olan şey, üçüncü şahısların sizin özel cinselliğinize karışma hakkını kendilerinde görmeleri. Sapkın olan, toplumsal olarak bunda yanlış bir şey görmemek ve mağduru suçlamak. Çocuklarımıza neyi öğrettiğimiz konusunda çok dikkatli olmalıyız, bu kabul edilebilir bir şey değil. Ben oğluma bir kadın “Hayır” dediğinde asla ve kat’a zor kullanmamayı öğretiyorum. Ben çocuklarıma herkesin cinselliğinin özel bir şey olduğunu öğretiyorum. Kimsenin böyle bir şeye hakkı yok, size gönderilmeyen bir şeyi alıp yayamazsınız. Esasen insanların bizzat kendilerine gönderilmeyen özel hayat resimlerini yaymaları toplumsal taciz bana göre.

 

Kendinizi bir oyuncu olarak nasıl görüyorsunuz şimdi? Bir de bu siber saldırı meselesine gelirsek, siz nasıl korunursunuz bundan?

Öncelikle bir oyuncu olarak çalışabildiğim için minnettarım. Çalışamayan o kadar çok iyi oyuncu var ki. Bunca izleyicimin, destekçimin olması çok güzel, televizyona ve sinemaya müteşekkirim. Televizyonda kadınlar için çok daha fazla olanak var ve kadınları destekleyen bir endüstrinin parçası olmaktan mutluyum.

Siber saldırıdan korunmaya gelince, şifrelerle korunur insan. Kimse kimseye üç ay boyunca 3000 mil uzakta yaşadığı sevgilisine çıplak resmini göndermemesini söyleyemez. Bence esas değişmesi gereken, yasalar. İnsanlar başlarının derde gireceğini bilse bu kadar rahat davranamaz. Bunu tıklarsam altı ay hapis geliyor diye bilirse, tıklamaz onu. Rahat rahat elalemin cinsel hayatını paylaşamaz. Bu nedenle gücün bu kadar çok kişinin elinde olması çok tehlikeli. Ansızın bir güçleri oluyor. Birinin bütün cinsel hayatı senin elinde, o anda ne yaptığı da o insanla ilgili çok şey söylüyor işte.

 

Bir dizide başrol olmanın gerektirdiği uzun çalışma saatlerine nasıl ayak uyduruyorsunuz? Bir yandan da anneliği nasıl yürütüyorsunuz?

Bu dizide çok disiplinliler, bunu söylemem lazım. Medium’dakinden daha çok vaktim oluyor. Çok önceden yazıyorlar ve çok disiplinliler. Ama çekimler sırasında Boyhood için bir sürü promosyon çalışmasına katılmam gerekti. Yani hayat hep mücadeleyle geçiyor. İşsiz olunca da bu sefer çocuklarımı nasıl doyuracağım diye endişeleniyor insan. Aslında iyi ebeveynliğin tanımı da Dr. Spock günlerinden bu yana epey değişti. Çocuklarınızı yatağınıza almayın, beşiğinden çıkarmayın, size bağımlı olmasınlar vs, bir sürü sürekli değişen tanım. Şimdi “yeterince iyi annelik” akımı var mesela. Hür tür ihtiyacı anında karşılanmayan çocuklar hayata karşı daha hazırlıklı olup, daha iyi uyum sağlıyorlarmış. İyi, onları seven ama köle gibi her isteklerinin esiri olmayan ana babalara sahip çocuklar. Çocuklarınız onları sevdiğinizi, düşündüğünüzü, ne isterlerse o olmalarını tercih ettiğinizi bilerek büyür ve hayatta arzularının peşinden gider, iyi değerlere sahip, iyi insanlar olurlarsa görevinizi yapmışsınız demektir.

 

Cep telefonlarının hacklenmesi kötü bir şey tabii. Peki ya kendilerini seçenlerden bir şeyler gizleyen hükümetler? Karanlık işleri olan kurumlar? Bazen bu siber suçlarda neyin doğru, neyin yanlış olduğunun anlaşılmadığı bulanık bir alan yok mu?

Patrica Arquette olarak ne düşündüğümü mü soruyorsunuz? Canlandırdığım karakter tabii ki yasalara uygun davranacaktır. Ben tamamen bu şekilde düşünmüyorum ve oyunculuk açısından ilginç oluyor bu durum. Öyle düşünmeseniz de öyle oynamak zorundasınız. Ben şahsen devlet kendi yasalarına aykırı davranıyorsa bunun tehlikeli olduğunu düşünüyorum ve bilinmesinden yanayım. Bunun dünyaya açıklanmasının suç olduğunu düşünmüyorum.

 

Peki Boyhood ve Oscar ile diziyi nasıl dengeliyorsunuz?

46 yaşındayım. O kadar uzun zamandır bu işin içindeyim ki. True Romance isimli filmimi de çok sevmişlerdi, gişede battı, kimsenin umurunda olmadı. David Lynch’le Lost Highway’i yaptık mesela, hiçbir şey olmadı. O kadar çok böyle filmim var ki, bununla ilgili de hiçbir şey olmayacak sanıyordum. Bizim ailede dördüncü nesil oyuncuyum ve böyle bir projenin parçası olmak çok güzel. 12 yıl boyunca biraraya gelen 400 kişilik bir ekiptik ve hepimiz bunu kutluyoruz şimdi.

 

İnternetteki onca korkunç şey arasından sizi en çok korkutan ne oldu, dizide öğrendiklerinizden?

Kablosuz bağlantısı olan her cihaz kolayca hacklenebilir. Ve o kadar çok var ki o kablosuz cihazlardan. Mars’a gitmiş gibiyiz. Yepyeni bir gezegendeyiz ve yeni yeni keşfetmeye başlıyoruz. Keşfetmek bir yandan güzel de ama habire evriliyor bu gezegen. Sürekli mutasyona uğrayan bir virüs gibi.

Boardwalk Empire’da.

 

Gündelik hayatta ayaklarınızı yere bastıran nedir? Medium’dan sonraki yolculuğunuzdan kısaca bahseder misiniz?

Bence insanın kişiliğinin oluşmasında erken çocukluk döneminin etkisi büyük. Hayatımızın bir döneminde çok fakirdik, Virginia’da bir hippi komününde yaşıyorduk. Hiç paramız yoktu. O dönemlerden hatırladığım doğa ve yaratıcılık ama tabii annem ve babam için çok zor bir dönem olmalı. Kaliforniya’ya taşındığımızda okulda bir çocuk babamın arabasını sormuştu bana. Komünde iki tane kamyonet vardı herkesin ortaklaşa kullandığı, onları anlatmaya çalıştım. Çocuk tuhaf olduğumu düşünmüştü. Ama böyle büyüdüm ben. Gerçek fakirliği, yazın ayakkabısız dolaşıp sadece kışın ayakkabı giymeyi bilirim. Karnınız açken annenizin nasıl yemek bulacağım diye kıvrandığını görmeyi bilirim. Yani bunlar formasyonumu epey etkilemiştir. Hollywood’da ve şöhrette hiçbir zaman ciddiye almadığım bir yanılsama var. 20 yaşımda bekar anne olarak buldum kendimi ben. Bebek bezi, mama alamadığım zamanlar oldu.

Medium’un bitişine gelirsek, çok yorgundum. Bir ara vermek, kızımla ilgilenmek istiyordum. Bir çok senaryo okudum o dönemde. Pek bir şey ilgimi çekmiyordu. Boardwalk Empire’da çalıştım, sonra Scorsese’nin gerçekten ilginç bir filminde; bir yandan da hep senaryo okumaya devam ediyordum. Sonra CSI: CYBER geldi. Kızım CSI hayranı, babasının evinde hep bu diziyi izliyor. Senaryo gelince önce o atladı üstüne okumak için. İzin vermedim tabii, okudum ve çok beğendim doğrusu. Oyuncuların hepsi çok iyi. Ayrıca hiç bilmediğim teknik jargon konusunda da bilgilenecektim..

 

Çocuklarınız 10 -11 yaşlarında, nasıl bir sıkı yönetim uyguluyorsunuz teknoloji ile ilgili? Artık biliyorsunuz yemek masalarında kimse konuşmuyor, herkes telefonuyla meşgul, sizin ailede kurallar var mı bu konuda?

Son bir kaç ay, özellikle hafta içi gecelerde epey sertleşmek zorunda kaldık. Günde sadece bir saat izin var internete, o da yemek saatinde değil, gündüz. Bakalım nasıl gidecek, yürümeyebilir de... göreceğiz. Geçen gece kızımı yatırdım, yarım saat sonra baktım, yorganın altında cep telefonuyla meşgul. “Hayrola?” diyorum, “Alarmı kuruyorum, alma telefonumu,” diyor. E iki dakika önce alarm kurmuyordun ama? Bu cihazların polisi gibi davranmak hoş değil ama bunların insanın cinselliğini de etkilediğini düşünüyorum ben. Yakınlaşmalarını, bir konuşma sürdürme yeteneğini de. Gerçekten inanılmaz bir oyuncak, tamam. Televizyon gibi ama; eskiden televizyon yokken herkes radyo dinlerdi ama saatlerce radyonun önünde esir olunmazdı.

 

Çocuklarınızın kağıt kaleme dönmesini istediğinizi söylediniz demin. Toplum olarak teknolojik açıdan geri dönemeyiz artık, bu kesin. Peki her geçen gün gelişen teknolojiyle gelecek nasıl olacak sizce?

Bence hayatımız giderek daha az dikiş tutacak. Şimdi bütün bu cihazlarla kapılar açılıyor, kilitleniyor, ışıklar açılıp kapatılıyor. Her şeyi dijital olarak okutacağız; parmak izimizi, gözümüzü; her yaptığımız bir iz bırakacak, sürekli izleniyor olacağız. George Orwell gelecek konusunda haklıymış.