Pink Floyd'un balesi olur mu?

Pink Floyd'un balesi olur mu?
Pink Floyd'un balesi olur mu?

Doksan dakikalık Pink Floyd Balesi nde grubun on üç şarkısı kulanılıyor.

'Pink Floyd Balesi'nin İstanbul'a geleceği duyulunca rock ve dans aleminde tartışma başladı. Soruyu, bir Pink Floyd hayranı olan La Scala Balesi'nin direktörü Makhar Vazief'e sorduk, 'izleyen herkes bayılıyor' diye anlattı
Haber: ŞAFAK DURAÇE - sdurace@gmail.com / Arşivi

Siz Pink Floyd dinler miydiniz, Pink Floyd Balesi’yle nasıl tanıştınız?
Pink Floyd benim için gelmiş geçmiş en önemli gruplardan biri, bir ‘klasik’. Gençken, Pink Floyd’un gerçek bir hayranıydım, onlar hayatımın önemli bir parçasıydı. Ne yazik ki sadece 1972’de gösterinin prömiyerinde canlı çaldılar! Prodüksiyonu keşfim ise çok daha sonra oldu ve onu çok keyifli buldum. Düşünsenize bale, hem de Pink Floyd müziğiyle. Roland Petit’nin bu balede yaptığı en önemli şey, bunun tipik bir klasik bale örneği olması. Yani prodüksiyonu sadece bale olarak da izleyebilirsiniz. Ama en ilginç yanı, klasik balenin Pink Floyd müziğiyle gösteridiği uyum. Bu müthiş bir karışım, kareografi ve Pink Floyd’un birlikteliği.
Pink Floyd Balesi’nin yaratıcısı Roland Petit sizce nasıl bir kareograf?
Roland Petit 20. yüzyılın en önemli kareograflarından biri. Kendisi sayısız eser yarattı. Bunlar arasında ‘Notre Dame de Paris’ veya ‘Genç Adam ve Ölüm’ gibi başyapıtları, onun büyük bir sanatçı olduğunu söylememiz için yeterli.
Pink Floyd Balesi’nde müzik ve dansçıların yanında, Jean Michel Desiré’nin yarattığı ışıkların da sahnedeki rolü çok önemli. Bu ışık oyunlarından biraz bahseder misiniz?
Désiré gerçek bir profesyonel. Onun yaptığı işten gerçekten tatmin oluyorum ve umuyorum onla bir daha çalışma imkânı bulurum. Mükemmel bir prodüksiyon, her parçanın (ışık, bale, müzik) en iyi şekilde birbirini tamamlamasıyla ortaya çıkar. Bu yüzden ışıkları diğer kısımdan ayıramazsınız. Eğer ışıkları kesip gösteriyi izleseniz, farkı anlayabilirdiniz. İşte bu yüzden, mükemmel sonuçlar için, çalıştığınız insanlar, takımınız çok iyi olmalı.
Biraz da Pink Floyd Balesi’ni izlemeye gelen seyirciden konuşalım. Gelenler genelde rock dinleyicisi, Pink Floyd hayranları mı yoksa diğer eserlerde rastladığımız klasik bale seyircisi mi? Performans boyunca alkış dışında farklı tepkilerle karşılaştığınız oldu mu?
Pink Floyd Balesi’ni La Scala’da sahneye koyduğumuzda, gelenler arasında Pink Floyd hayranları da, klasik baleden hoşlananlar da vardı. La Scala’da inanılmaz bulduğum şey, gelen herkesin çok heyecanlı ve mutlu olmasıydı. Turnelerde de tüm seyirciler prodüksiyona hayran kalıyor, tepkiler her zaman çok güzel. Bunun sebebi hem Pink Floyd’un çok sevilmesi ama hem de bunun yanında Petit’nin duru ama dahice ilhamı.

1972’deki ilk temsilde Pink Floyd canlı çalmıştı
Pink Floyd ve La Scala Tiyatrosu Bale Topluluğu’nun buluşması tabii ki bir tesadüfle başlamış. Efsane koreograf Roland Petit’nin 10 yaşındaki kızı, Pink Floyd plağını babasına uzatıp, bale fikrini vermesiyle başlamış herşey. İşe koyulan Roland Petit, sonrasında Pink Floydu’un da olur cevabını vermesiyle yaratmış bu farklı karışımı, karışıklık yaratmadan.
1972’de Marsilya’da Pink Floyd’un canlı eşliğiyle başlayan bale performansı 2010’da hâlâ devam ediyor. 13 parça ve 18 bölümden oluşan 1.5 saatlik Pink Floyd Balesi 25-28 Kasım arasında İstanbul Kongre Merkezi’nde sahnelenecek. Gösteri henüz gelmeden Pink Floyd hayranları arasında bölünmelere sebep oldu, facebook ’a düştü, ‘Pink Floyd’un balesi mi olurmuş’ diyen septikler, ‘mükemmel olmuştur’ diyen romantikler tartışıyor.
Kimin haklı olduğunu yakında göreceğiz.


    ETİKETLER:

    Facebook

    ,

    İstanbul