Pisipisi 'Gökkuşağı Köprüsü'ne gitti

Pisipisi 'Gökkuşağı Köprüsü'ne gitti
Pisipisi 'Gökkuşağı Köprüsü'ne gitti
Haber: Pişo - pisokedi@gmail.com / Arşivi

PİŞO’NUN GÜNLÜĞÜ
Bu haftaki yazım pek eğlenceli değil, şimdiden uyarayım. Ne yazık ki üzüntülü günler geçirmekteyiz. Birkaç hafta önce, bizim kadının diğer evdeki kedilerinden Pisipisi’nin hasta olduğunu yazmıştım. Üç aylık yoğun bir tedavi sürecine rağmen Pisipisi’yi geçtiğimiz hafta kaybettik. Bu üzücü olay birden fazla haneyi sarstı. Şimdi size, bu son derece narin ve zarif kediden biraz bahsetmek istiyorum...
Pisipisi, kadının ilk kedisi Tıkır’ın altı yavrusundan biri olarak bundan tam 10 yıl önce doğdu. En son doğan yavru olduğundan oldukça zayıftı. Tıkır içgüdüleri doğrultusunda önce onu emzirmese de, kadının zoru ve çabasıyla kısa zamanda diğer yavrular kadar tombikledi. Ama bu narin yapısı nedeniyle hep biraz yabani oldu.
O, gümüş renkli kısa tüylü bir tekirdi. Kadın, diğer yavrulara birer ev buldu. Ama Pisipisi kimseye kendini sevdirmediği için ona talep çıkmamıştı. Bunun üzerine kadın onu kendi tutmaya karar verdi. İlk sene Pisipisi o kadar yabani duruyordu ki aynı evde yaşamalarına rağmen, her sabah kadınla koridorda karşılaştığında hortlak görmüş gibi kabarıyordu.
Derken Pisipisi âşık oldu. Bahçeye gelen bir erkek kedi her gece pencerenin altında seranat yapıyordu. Bir yaz akşamı pencerenin açık olmasını fırsat bilen Pisipisi kendini ikinci kattan aşağı attı. Yani yabani olmasına rağmen o bir aşk kedisiydi.
Kadın üç gün Pisipisi’yi bulamadı. Sonunda bir akşam onu aramaya çıktığında, çağrısına Pisipisi arka bahçeden cevap verdi. Kadın onu tutup eve getirdi. Pisipisi üç günlük haşin sokak hayatını tecrübe ettikten sonra eve geldiğinde yeri öptü ve o günden sonra kadınla arası tamamen düzeldi. Ayrıca erkeklere güvenmemeyi de öğrendi.
Tabii bu kaçamaktan Pisipisi yalnız dönmemişti. Veteriner, bu kedi çok zayıf, doğum yapamaz demesine rağmen Pisipisi dört tane nur topu gibi yavruyu çatır çatır doğurdu. Ve onlara çok iyi baktı. Bu yavrulardan biri şu anda Marmaris’in bir köyünde mutlu mesut yaşayan Maske’dir.
Doğumdan sonra Pisipisi kısırlaştırıldı ve bir daha âşık olmadı. Ayrıca bir daha dışarı çıkma eğilimi de göstermedi. Güneşe karşı yatmayı ve televizyonun üzerinde uyumayı çok severdi. Tüm hayatı boyunca kimseye ne bir tırmık attı ne de hırladı. Bundan üç- dört ay öncesine kadar sağlıklı ve sakin bir şekilde yaşadı. Evde misafir varken kimseye görünmeden dolaşmayı başardığından kendisine ‘hayalet kedi’ de denirdi.
Söylediğim gibi üç-dört ay önce kusmaya başladı. Kadın önce kendince, mamasını değiştirerek vs sorunu çözmeye çalıştı. Üç ay önce veterinere gittiğinde karaciğer yangısı teşhisi kondu. Uzun bir antibiyotik tedavisi sonucunda, iyileşti dendi. Ancak bir hafta sonra tekrar kusmaya başlayınca kadın onu başka bir veteriner kliniğine götürdü. Burada asıl sorunun böbrekler olduğuna karar verildi.
Bir ay süren benzer bir tedavi sonucunda enfeksiyon vücuttan atıldı ama bu arada Pisipisi’nin de tüm sindirim sistemi iflas etmişti. Tam iyileşiyor derken iki gün içinde öldü.
Bu son kısmı yazmamın nedeni aslında yedi yaşından büyük kedilerle yaşayanları uyarmak için. Kusma olayı ciddi bir hastalığın nedeni olabilir. Bazı şeyleri yaşayarak öğrenmek çok acı verebiliyor. O yüzden normal tüy kusmalarının dışında böyle bir olayla karşılaşırsanız lütfen ihmal etmeyin.
Şimdi Pisipisi, hayvanların ölünce gittiğine inandığımız ‘Gökkuşağı Köprüsü’nde (Genelde evcil hayvan sahipleri kendilerini teselli etmek için buna inanıyorlar. İsteyen inanır, istemeyen inanmaz, ben inanmayı seçiyorum) bizi bekliyor.
Bir gün yeniden buluşmak üzere, hoşçakal Pisipisi...