Piyasa hep kazanır

Piyasa hep kazanır
Piyasa hep kazanır
'Sınırsızlar Kulübü', Hollywood'un AIDS tedavisinden bile bir 'Amerikan Rüyası' çıkarılabileceğini gösteren bir serbest piyasa güzellemesi.
Haber: ŞENAY AYDEMİR - senay.aydemir@radikal.com.tr / Arşivi

SINIRSIZLAR KULÜBÜ (2 yıldız)

Orijinal Adı: Dallas Buyers Club
Yönetmen: Jean-Marc Vallée
Oyuncular: Matthew McConaughey, Jennifer Garner, Jared Leto
Yapım: 2013 ABD
Süre: 117 dk.

Serbest piyasaya tapanlar; her türlü girişimciliği ve biricik Kâbe’si olan kârı, nasıl gerçekleştiğine bakmadan kutsamaya ve taltif etmeye bayılıyorlar. Scorsese’nin ‘ Para Avcı’sının etkisi daha geçmeden, Oscar’da erkek oyuncularıyla büyük sükse yapan ‘Dallas Buyers Club/ Sınırsızlar Kulübü’ bunu bir kez daha hatırlattı bize.
Gerçek bir hikâyeden esinlenen ve 1986 yılında geçen filmin kahramanı Ron Woodroof, bahis ve uyuşturucu işi yapan, homofobik bir adam. HIV virüsü taşıdığı ve en fazla 30 günü kaldığını öğrenince Amerika’da ilaç kullanımını onaylayan FDA’nın izin verdiği tek ilaç olan AZT’yi kullanmaya başlıyor. Bir süre sonra bu ilacın onu hızla ölüme sürüklediğini fark ettiğinde önce ABD’de, daha sonra da yurtdışından yasadışı yollardan AIDS konusunda üretilen ancak FDA’dan izin alamayan ilaçları denemeye başlıyor. Bir ay sonra bakıyor ki, hâlâ hayatta. İşte ‘Amerikan Rüyası’ da tam bu noktada devreye giriyor. Hastanede tanıştığı ve aynı hastalıktan mustarip trans Rayon ile birlikte bu ilaçları yasadışı yollardan ülkeye sokan ve AIDS’li hastalara satan Ron, ölümün eşiğinden büyük paralarla oynayan bir işadamına dönüşüyor. Ofisinin önünde kuyruklar oluşuyor, kendi kulübünü kuruyor ve üye olanlara hayatlarını bir süre daha uzatacak bu ilaçları temin ediyor. Tabii bir yandan da kendisine yakın ilgi gösteren doktor Eve’den de yardım alıyor. FDA’nın açtığı savaşla mücadele etmek zorunda da kalıyor bu arada.
2005 yılında büyük beğeni toplayan filmi ‘C.R.A.Y.Z’ ile dikkatleri çeken, daha sonra ‘Ruh Eşim’ ve ‘ Genç Victoria’ filmleriyle karşımıza çıkan Jean-Marc Vallée’nin Craig Borten ve Melisa Wallack ikilisinin kaleminden çıkan senaryodan çektiği filmin oyuncuları dışında ciddi sorunları var fakat.
‘Sınırsızlar Kulübü’nün estetiğinin ara ara televizyona meyletmesi bir yana; ne anlatacağına ve nasıl anlatacağına dair kararsızlıklar filme ciddi zararlar veriyor. FDA’nın politikalarının hastalar üzerinde yarattığı olumsuz etkileri mi, bu politikaların belirlenmesinde ilaç şirketlerinin payının büyüklüğünü mü, bir adamın hayatta kalma mücadelesini mi, yoksa insanların korkularını kullanıp paraya tahvil eden bir üçkağıtçının girişimcilik hikayesini mi izliyoruz belli değil. Ama açıkçası bütün bu unsurlar içinde, ‘bir üçkağıtçının Amerikan rüyası’ kısmı filmin en baskın olanı.
Bütün bu karmaşa Oscar’da erkek oyuncu dalında ödülleri kazanan Matthew McConaughey (Ron) ve Jared Leto’nun (Rayon) performanslarını gölgeleyemiyor. Oyunculardaki büyük fiziksel dönüşümler Oscar’da genellikle ilgi görmüştür. Matthew McConaughey’nin yaptığıysa yalnızca zayıflamaktan ibaret değil. Oyuncu daha önceki imajını neredeyse sıfırlayarak yepyeni bir insan yaratmayı başarmış bu filmde. McConaughey, yalnızca bu yıl içindeki diğer iki performansıyla da (Para Avcısı’ndaki kısa rolü ve True Detective dizisindeki müthiş oyunculuğu) kariyerinin en zirve anlarını yaşıyor.