Playboy 'Bu da size kapak olsun' derse...

Playboy 'Bu da size kapak olsun' derse...
Playboy 'Bu da size kapak olsun' derse...

Playboy, Marge Simpson?ı kapağa çıkarma kararı alırken, 1971 senesinde kapak olarak kullandıkları afro saçlı siyah modelin pozunu bire bir kullanmayı da ihmal etmemiş. Bu da, tekrar canlanma planları peşindeki derginin bir taşla kaç kuş vurmaya çalıştığı sorusunu sorduruyor.

Yıllardır Playboy-soyunan ünlü denklemiyle kendinden konuşturmayı başarmış ekol dergi, kaybettiği kanı ancak böyle zekice bir projeyle geri kazanabilirdi! Bu sene 20. yaşına basan efsane çizgi dizi Simpson'ların örnek gösterilen annesi Marge'ın Playboy kapak pozunun altında neler var?

 

BURAK IŞIK

Marilyn’den Marge’a, Playboy’un 46 yıllık serüveninde, kapağı tavşan kafası figürüyle paylaşan (Playboy’un sembolü, fotoğrafın bir yerinde gizlenmiş de olsa kapakta mutlaka yer alır) ve rekor satışlar sağlayan onlarca ünlü kadın yer aldı. Jayne Mansfield, Ursula Andress, Kim Basinger, Farah Fawcett, Drew Barrymore, Denise Richards, Katarina Witt bu isimlerden sadece birkaçı.
Tabii bu 46 yıllık süreçte başarılı her yayının başına gelen, Playboy’un da başına geldi. Önce taklitleri çıktı. Sonra da cinselliğin dozunu sayfalarında artıran taklitlerinin taklitleri... Yine de uzun süre Playboy, sayfalarına dünyanın en popüler, en güzel, en ünlü kadınlarını taşıyabilmesiyle ünlenen tek dergi olarak kaldı.
Yayının takipçileri, yıllar boyunca merakla hangi ünlü kadınların Playboy kapağını onurlandıracağını beklediler. Playboy-soyunan ünlü ilişkisi uzun süre dünya basınında geniş yer buldu. Playboy’un kimlere teklif götürdüğü, teklif miktarları, kimin reddettiği, kimin kabul ettiği, hepsi gazete sayfalarına haber olarak düşen ve derginin güncel kalmasına yardım eden konular oldular.
Ünlülerin kapağı süslediği sayılar Playboy için daha fazla tiraj, daha fazla satış; koleksiyonerler için ise mutlaka alınıp saklanması gereken değerli birer dergi anlamına geliyordu. Playboy böylece, biraz da ünlü kadınların ‘en doğal hallerini’ okuyucularıyla paylaşarak erkek dergileri arasındaki özel yerini korumayı başarmıştı. Diğerlerinin ne yaptığı önemli değildi; kuruluşundan onlarca yıl sonra bile Playboy, hâlâ dünyanın gündemindeki kadınların soyunmayı kabul edecekleri kadar prestijli buldukları bir dergiydi ve bu da rekabette her şey demekti.


Playboy’un hazırlıksız yakalandığı bir dönem başlıyor...

 

1990’lar sonrasında Playboy, ‘ünlüleri soyan’ tek dergi unvanını yavaş yavaş yitirmeye başladı. Çıplaklık, şöhret ve modanın iç içe geçtiği bu dönemde, her ay birkaç ünlüyü dünyanın önde gelen moda ve yaşam tarzı dergilerinde tüm çıplaklıklarıyla görmek mümkün hale geldi. Ünlüler, modacılar için, yeni çıkan filmlerine/albümlerine katkı olsun diye, hatta hayvan haklarına destek vermek adına farklı farklı dergilere soyunmaya başladılar. Üstelik bu konudaki rekabet artık sadece Amerika’dan gelmiyordu. İngiliz, Fransız, İtalyan, Alman dergileri de ünlü kadınları sayfalarına taşımak ve sansasyonel sayılar çıkarmak için birbirleriyle yarış eder hale geldiler. Playboy, hiç beklemediği bir şekilde artık dünya starlarının poz vermek isteyecekleri tek dergi olmaktan çıkıverdi. Üstelik bu süreçte Playboy, ‘prestij’ algısı avantajını da, daha önce tahmin edemeyeceği, farklı kulvardaki dergilere karşı kaybetmiş oldu.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi aynı dönemde internet hayatımıza giriverdi. Kişisel bilgisayarların inanılmaz şekilde arttığı bir dünyada, dergi tirajlarının olumsuz etkilenmesi kaçınılmaz oldu. Bu yeni dönemde Playboy, lokomotifi olan dergi dışında farklı yollardan para kazanma uğraşına girişti. Televizyon ve internete yatırım yaptı. Hatta kendi giyim koleksiyonunu yarattı.
2000’li yıllarda ise Playboy dergi olarak dünyadaki eski güncelliğini ve popülaritesini ciddi şekilde yitirmeye başladı. Artık gündemde, derginin kendisinden çok, 83 yaşındaki kurucusu Hugh Hefner’ın aynı evi (Aslında malikâneyi demek daha doğru olacak sanırım) paylaştığı üç kız arkadaşıyla ilişkisini konu alan TV programı vardı. Dergi yeni milenyumda tam anlamıyla statü kaybına uğradı ve ikinci planda kaldı. Ne eskisi gibi gezegende en arzu duyulan kadınlara yer verebiliyorlardı, ne de 90’larda başardıkları gibi kendi güzelleri arasından Pamela Anderson ve Anna Nicole Smith gibi global şöhret yakalayan seksi yıldızlar çıkarabiliyorlardı.
Yine bu dönemde, Playboy dergisinin bir estetik cerrahi kataloğuna dönüştüğü eleştirileri de yüksek sesle dillendirilmeye başlandı. Derginin fena halde, tekrar sansasyon yaratacak, dünya basınına haber olacak, gazetelere şu an okumakta olduğunuz makale gibi yazılar yazdıracak bir şeyler yapmasına ihtiyacı vardı ve bence müthiş bir fikirle bunu başardılar.


Şok: Marge Simpson, Playboy kapağında!

 

Ünlü bir çizgi karakteri kapağa taşımak Playboy için esprili, genç, kendiyle dalga geçen yepyeni bir kimlikle, tüm dünyaya ‘Ben hâlâ burdayım’ mesajı vermek anlamına geliyor. Simpson ailesinin ahlaki değerleriyle ön plana çıkan annesi Marge Simpson seçimi ise muhteşem!
Marge Simpson karakterine Simpson’ların yaratıcısı Matt Groening’in annesi ilham olmuş. Margaret Groening’in 1960’lardaki saç tarzı ‘mavileşerek’ Marge’a uyarlanmış. Bugüne kadar Amerika’da defalarca ‘En iyi anne’ listelerinde yer alan, Amerikan Posta İdaresi’nin ilk kez bir çizgi-aileye ithaf ettiği resmi pul serisinde arz-ı endam eden ve ünlü Hollywood Bulvarı’nın kaldırımlarında isminin yer aldığı yıldızı bulunan Marge Simpson, her yönüyle çizgi karakterler dünyasının en sıra dışı kadınlarından. Hatta 2004 yılında, İngiltere’de Kraliçe Elizabeth’in ulusa seslendiği geleneksel Noel konuşmasıyla eşzamanlı olarak bir başka kanaldan İngilizlere Noel mesajı geçmişliği bile var.
Bir yandan örnek insan gösterilirken, bir yandan da Bart, Lisa ve Maggie’nin annesi ve Homer’ın karısı olmak elbette kolay değil. Özellikle ailenin iki erkeği Bart ve Homer ile uğraşmak, aileyi sürekli kontrol altında tutmak isteyen, dürüst, erdemli, evhamlı, Tanrı inancı tam, zaman zaman duygusal çöküntüler yaşayabilen ‘hisli’ bir kadın için zor bir durum olsa gerek... Ama o, Simpson’ların hayatımızda var olduğu son 20 senedir (Playboy kapağında Marge Simpson’u kullanma fikri Simpson’ların 20. yıl kutlamasına dayandırılmış) çizgisini hiç bozmadan tipik bir ‘sit-com annesi’ tavrını devam ettirmeyi başarıyor. Bazen Homer ile ayrılmanın eşiğine de gelseler, kumar alışkanlığı zaman zaman ona zor anlar da yaşatsa, Marge tipik bir Amerikan ailesinin örnek alacağı en ünlü televizyon karakteri olarak yıllardır ekranlarda boy gösteriyor.
Dini yazılarıyla ünlü, Amerikalı yazar Kenneth Briggs, Marge Simpson için şunları söylemiş: “Marge benim azize adayım. O gerçek bir dünyada yaşıyor, krizlere göğüs geriyor, sürekli hata yapan insanlarla uğraşıyor. Onları affedebiliyor ve zaman zaman kendisi de hata yapabiliyor. O affetmesini bilen, sevgi dolu bir insan. O tam bir azize.” Eminim ki Bay Briggs, kasım ayı Playboy kapağında azize adayını görmekten ve derginin içindeki ilgili konu başlığının ‘Marge Simpson’un içindeki şeytan’ olmasından pek memnuniyet duymamıştır.
1990’larda Simpson’ların bir bölümünde Hugh Hefner’ın konuk edilmesiyle başlayan Playboy-Simpson’lar ilişkisi, böylece 2009’da sansasyonel bir iade-i ziyaretle doruğa çıkmış oluyor.
Playboy, Marge Simpson kararını alırken, 1971 senesinde kapak olarak kullandıkları afro saçlı bir siyah modelin pozunu bire bir kullanmayı da ihmal etmemiş. Bu da ırk konusunda aşırı hassas olan Amerika’da hemen bambaşka bir tartışmayı daha tetiklemiş durumda.
Playboy bir kapakla kaç kuş vurmayı hedefledi bilinmez ama çapkın tavşanın, bambaşka bir kimlikle geri dönüşünü müjdelediği kasım sayısı uzun süre unutulmayacak.