Poker oynamak mı Türkiye'de yaşamak mı daha büyük kumar?

Poker oynamak mı Türkiye'de yaşamak mı daha büyük kumar?
Poker oynamak mı Türkiye'de yaşamak mı daha büyük kumar?
Neden tamamen şans oyunu olarak nitelendirilen piyangolar, bahisler, şans topları serbest de başarılı olmanın çoğunlukla bize bağlı olduğu tüm oyunlar 'kumar' denilip yasaklanıyor?
Haber: CAN GÜRSES - @canitti / Arşivi

Hayatın kendisinde olduğu gibi strateji oyunlarında da bizi başarıya götüren, kazanmamızı sağlayan faktörler vardır. Oyunlarda, özellikle de strateji oyunlarında başarının anahtarı olan faktörler aslında temel olarak aynıdır. Sadece önem ağırlıkları değişir. Strateji oyunlarının en bilinen ve normalde tamamen ayrı uçta görünen iki oyununu, satranç ve pokeri ele alalım. Bu oyunların hesaplama, analiz, tema algısı, planlama, strateji belirleme, hafıza, sabır, risk alma (blöf), zaman planı gibi birçok başarı faktörüne yani parametreye dayandığını görürüz. Bu parametrelerin tamamı her iki oyun içinde önemlidir. Yalnız bazıları satranç bazıları da poker için daha belirleyici özelliğe sahiptir… Hafıza, analiz yeteneği, strateji belirleme ve zaman planı gibi faktörler muhtemelen tamamen satranca uygun, pokerle hiç alakası olmayan faktörler gibi görünebilir. Aranızdan “Blöfün satrançla ne ilgisi var kardeşim” diyenlerinizi duyar gibiyim!
Satranç sınırsız zamanla oynanan bir oyun olsaydı size “Kesinlikle haklısınız” derdim. Ancak satranç gibi mutlak doğruları oynamanız gereken oyunlarda bile bir zaman baskısı vardır. Oyuncular her zaman belirli bir zaman aralığında belirli sayıda hamle yapmak zorundadır. Bunun doğal sonucu olarak bazen doğru bir zamanlamayla, doğru pozisyonda spekülatif bir hamle yapabilmek de bir yetenektir. Bu da satrançtaki blöftür!

Rakip oyuncunun tüm olasılıkları derinlemesine inceleyecek zamanı olmaması onu muhtemelen yanlış bir hamle yapmaya zorlayacak; zamanı olan oyuncunun da oturup bu zamanını harcamasına sebep olup sonraki hamlelerinde zora düşmesine sebep olacaktır.

Benzer şekilde tema algısı, strateji geliştirme, hafıza gibi kavramların pokerde ne işi olduğunu basitçe şöyle açıklayabiliriz: Poker, ister turnuva formatında olsun ister başka formatlarda, bir masada saatlerce oturup muhtemelen en az beş oyuncuya karşı oynamak durumunda kaldığınız bir oyundur. Sonuç itibariyle saatler boyunca aynı oyuncularla oynamak ve kazanabilmek için masadaki her oyuncunun bazı alışkanlıklarını gözlemleyebilmek; buna karşı kendi oyununu adapte edip yenileyebilmek; masada olup bitenleri 10 saat sonra bile hatırlayabilmek gerekir. Tema algısı, strateji, hafıza… Poker bu yüzden asla tamamen bir şans oyunu değildir; hatta şansın bu oyundaki önemi kartların açılmasıyla başlar ve biter diyebiliriz.

Görmekteyiz ki aslında pokerde de satrançta da kazanmak ve bunu sürdürülebilir bir şekilde başarabilmek benzer başarı faktörlerinde ustalaşmayı gerektirir. Ancak sonuçta bir satranç turnuvasına katılıp para ödülü almışsanız kazandığınız şey para ve prestijken; bir poker turnuvasına katılıp para ödülü almışsanız kazandığınız şey para ve kumarbaz damgası olur! Peki rasyonel düşününce aslında aynı kategoride değerlendirdiğimiz şeyleri ahlaki olarak neden farklı kategorilerde değerlendiriyor hatta kanunen yasaklama yoluna gidiyoruz?

Daha da açık soracak olursak: Neden aslında başarılı olmak için üzerinde hiçbir kontrolümüzün olmadığı ve tamamen şans oyunu olarak nitelendirilen piyangolar, bahisler, şans topları vs. insanı kaderci yapan tüm oyunlar serbest ve giderek artıyor da başarılı olmanın aslında çoğunlukla bize bağlı olduğu tüm oyunlar “Kumardır” denilip yasaklanıyor?

Cevabı bulmak için işi biraz matematiğe dökelim. Pokerde bu aralar çok popüler olan Texas Holdem adı verilen oyundaki en kötü başlangıç eli 7-2; en iyisi de iki as olarak görülebilir. Bu iki el en baştan restleşirse, en kötü başlangıç kartları olmasına rağmen 7-2’nin halen yüzde 13 kadar bir kazanma olasılığı vardır.
Diğer bir yandan geçen yılın verilerine göre ülkemizde bir gencin üniversitede istediği bir bölüme girip, mezun olduktan sonra kendi alanıyla ilgili bir iş yapma olasılığı en iyi ihtimalle 0,0026 olarak hesaplanmaktadır. Bu da demek oluyor ki pokerdeki en kötü el ile en iyi el üç defa restleşse, en kötü elin hepsinde de kazanma olasılığı, ülkemizde bir bireyin gençlik yıllarını çalışarak geçirip, liseyi bitirip ardından sınavlara girip, başarılı olup, istediği şekilde okuyup, istediği işi bulmasının olasılığı ile neredeyse aynıdır. Yani bir anlamda Türkiye ’de yaşamak, pokerdeki en vahim vaziyetle defalarca karşılaşmaktan daha riskli.

İnsanın aklından “Madem ülkemizde kumar yasak, en büyük kumarın açıkça yaşamanın kendisi olduğundan yola çıkarak her şeyden önce yaşamın kendisi yasaklanmalı belki de!” gibi düşünceler geçiyor. Sonra durup tekrar düşününce zaten ufaktan yasaklandığını hatırlayıp gülümsüyorsun.

                                                                                                          ***

Şansına yaşayanlar sınıfının aramızdaki en büyük temsilcileri olan tüm işçi ve emekçilerin geçmiş 1 Mayıs’ı kutlu olsun!


    ETİKETLER:

    1 Mayıs

    ,

    Türkiye

    ,

    Popüler

    ,

    Oyun

    ,

    Para

    ,

    ,

    zaman

    ,

    şans

    ,

    Karşı

    ,

    hafıza