Pol Pot'un ölüm tarlaları

Pol Pot'un ölüm tarlaları
Pol Pot'un ölüm tarlaları
Dünyanın en büyük katliamlarından biri olarak tarihe geçen Kamboçya'daki olayların baş kahramanı Pol Pot, 15 Nisan 1998'de ölmüştü. Batılı ülkelerin sessizliğinden de bir hayli güç alan akıl almaz olayları ve Pol Pot'un ilginç hayatını derledik.
Haber: EMİR EKŞİOĞLU / Arşivi

Kamboçya'nın henüz Fransa sömürgesi olduğu dönemde varlıklı bir ailenin çocuğu olarak doğan Pol Pot, 1948 yılının sonlarına doğru eğitim almaya Paris'e gitti ve orada ilk siyasi eylemini yaparak Fransız Komünist Partisi'ne katıldı. Yaklaşık beş yıl kaldığı Fransa'da ülkesinin bağımsızlığını kazanmasıyla birlikte geri dönen ve Kamboçya Komünist Partisi'nde yükselmeye çalışan Pol Pot, başkent Phnom Penh'de yıllar sonra pek çoğunu düşman ilan edeceği öğretmenlerden biri oldu. Kısa zamanda partinin başına geçen Pol Pot bir avuç arkadaşlarıyla birlikte önce Vietnam sınırına yerleşti ve oradan da Çin'e geçti. Çin'de Mao'nun gerçekleştirdiği kültür devriminden ve kırsala dayalı toplum ütopyalarından bir hayli etkilenen Pol Pot ülkesine döndükten sonra 60lar'dan itibaren kendini göstermeye başlayan Kamboçya Komünist Partisi'nin silahlı kolu Kızıl Kmerler'in başına geçti.

Kızıl Kmerler sahneye çıkıyor
Kızıl Kmerler ile birlikte ülkenin ormanlık bölgesinde karargâhını kurdu. Harekete geçecekleri 1970 yılına kadar Kızıl Kmerler, inandıkları ve benimsedikleri fikirleri bizzat yaşayarak doğanın göbeğinde, kentten ve kapitalist sistemden uzak bir yaşam sürdürdü. 1970 yılında ise komşu Vietnam'ın yemyeşil ormanlarının kırmızıya çalmasında rol üstlenen ABD , Kamboçya'da da askeri bir darbeye zemin hazırladı. Ülkeyi sömürgecilikten kurtaran lider Kral Sihanouk Pekin'e kaçmak zorunda kaldı. Kızıl Kmerler ise ABD destekli yeni yönetimi tanımadı ve mücadeleye başladı. Kral Sinahouk'un da desteğini alan Pol Pot liderliğindeki Kızıl Kmerler ile ABD destekli askeri yönetim arasında yaşanan iç savaş Kızıl Kmerlerin lehine sona erdi. Gün geçtikçe halktan daha fazla destek alan Kızıl Kmerler kazandıkları iç savaşın ardından Demokratik Kamboçya adında rejim kurdu. Bu rejimin başbakanı ise hiç kuşkusuz Pol Pot'tan başkası olamazdı. O zamanki nüfusu yaklaşık 2 milyon olan başkent Phnom Penh'e gelen Pol Pot ve arkadaşları sevgi gösterileriyle karşılaştı. Halk boyunlarına kırmızı atkı bağlayan bu insanları bir kahraman ve kurtarıcı olarak görüyordu. Şüphesiz ki yağmurdan kaçarken doluya tutulduklarının farkında bile değillerdi…

Ve rejim başladı

Pol Pot ülkede yeni bir siyasi ve sosyal düzen kurmayı amaçlıyordu. Ona göre her insan doğuştaki gibi eşit ve iyiydi ve insanları bozan yozlaşmış bir toplumda yaşamaktı. Din, para ve teknoloji ise toplumu yozlaştıran en önemli unsurlardı. Ve ancak bunlar yok edilirse yeni bir toplum yaratılabilirdi. Pol Pot'a göre yozlaşmayan insanlar sadece çiftçilerdi. Pol Pot, çiftçileri güçlendirmek için kapitalist sistemin tüm unsurlarını yok etmeyi yıllar önce kafasına koymuştu. İktidara geldikten birkaç gün sonra Kızıl Kmerler Amerikalıların şehri bomba yağmuruna tutacağını bahane göstererek halkın hiçbir eşya almadan şehri terk etmelerini ve şehir dışındaki tarlalara gitmeleri gerektiğini anons etti. Ve anonslardan kısa bir süre sonra başkent Phnom Pehn'de neredeyse tek bir insan dahi kalmamıştı. Çünkü halk Kızıl Kmerlere bağlıydı ve güveniyordu. Fakat tahmin ettiğiniz gibi ABD saldırısı hiç gerçekleşmedi…
Ve Pol Pot hedeflediği sistem için harekete geçti. Gazete ve dergiler kapatıldı. Merkez bankası dahil bütün bankalar kapatıldı. Geleneksel değerleri değiştirmeye kararlı Kızıl Kmerler, yüzde %95'i budist olan ülkede tapınakları da kapatmaya başladı. Aydın ve entelektüel kabul edilenler içinde sayısız insan öldürüldü. Din adamları, profesörler, gazeteciler, yazarlar, diplomatlar, öğretmenler… Daha sora dünya bütün bu olan biteni ‘okuma yazması olan, eli kalem tutan herkesin ağır işkencelere maruz kaldı ve katledildiği bir dönem’ olarak öğrenecekti. Hatta söylentilere göre gözlük ve saat takmak bile öldürülmek için yeterliydi. Kırsal bölgelere gönderilenler tarlalarda çalışmaya zorlandı. Buradaki yaşam koşulları da pek çoğunun ölümüne neden olacaktı. Bir filme de adını veren ‘ölüm tarlaları’ adının kaynağını da bu uygulama oluşturdu. Sonuçta Pol Pot rejimi neredeyse eskiye dair her şeyi yok edip hayatı sıfırdan başlatmayı hedefliyordu. Bu yıkım dalgası tarihe Sıfır Yılı olarak geçti.

Ölüm

Vietnam'ın ülkeyi işgal etmesiyle birlikte Pol Pot ve Kızıl Kmerler rejimi sona erdi. Yaklaşık 45 ay içinde nüfusun yarısını katleden Kızıl Kmerler, Vietnam'a karşı direnemedi ve Tayland'a kaçtı. Aradan geçen süre zarfında Pol Pot dahil hiçbir Kızıl Kmer üyesi yargılanmadı. 15 Nisan 1998'de ölümüne neden olduğu iki milyondan fazla insana rağmen özgür sayılabilecek bir şekilde ev hapsini sürdüren Kamboçyalı lider Pol Pot, dönemin ABD başkanı Bill Clinton'ın Pentagon'a kendisini yakalama ve milletlerarası bir mahkemede yargılama emri verdiğini radyodan öğrendi. -Kaderin bir cilvesi olacak ki Pol Pot ölümünden 50 yıl önce radyo mühendisliği okumak için Paris'e gitmişti- Ve o gün Pol Pot, Kızıl Kmerler ölüm nedenini kalp krizi olarak açıklasa da sakinleştirici haplar yardımıyla geride milyonlarca ölü ve sakat insan, yüzlerce toplu mezar pek çok acı hatırayla yüklü bir Kamboçya bırakarak 73 yıllık kanlı yaşamına son verdi.