'Pop' doğruculuk

'Pop' doğruculuk
'Pop' doğruculuk
Endüstriyel grup Laibach'ın yeni albümü, günümüz pop endüstrisinin uysal alaycılığı karşısında gerçek bir pop tehdidi olarak belirdi.
Haber: SEDA NİĞBOLU / Arşivi

Pop müziğin sanatsal, kültürel ya da politik bir arka plana, sunduğu seslerden daha kapsayıcı fikirlere olan ilgisi yok olmuş halde. O denli ki Lady Gaga’nın zorlama ‘art-pop’ projesi bile avangart bir çaba diye alkışlanır oldu. 70’ler ve 80’lerin endüstriyel öncülerinin güç sembollerini, ana akımın verilerini anlamlarından sıyırarak kendilerine yarattıkları oyun alanı ne kadar sınırsızsa, bugünün geçmişin sembollerini düşünmeden kıyafet gibi üzerine geçirip sarkazmın ardına sığınanların yaptığı o denli gerici ve uysal. Laibach’ın 2006 tarihli ‘Volk’tan bu yana gelen ilk stüdyo albümü ‘Spectre’ bu duruşun tam karşısında konumlanmış gerçek bir pop tehdidi. 80’lerden bu yana yaptıkları gibi, sadece bu kez yüzeyi daha ‘cilalı’.
Laibach ve kurucularından oldukları NSK (Yeni Slovenya Sanatı) hareketi birbirine karşıt tüm sistemleri manipüle edip kendilerinin kılmak için kullandı. Askeri estetiği büyük şovlara alet ederken müziğe yaklaşımları da politik sembollere olanın aynısıydı. Klasik, metal, pop, yerel ya da dini müzik olsun, hepsini aynı mesafeyle araç haline getirip nötralize etmekti hedef.
Doğrudan mesajlara alışık zihinlerin kafası karışmaya devam ediyor. Aşırı sağcıların ve solcuların aynı anda sahiplenip aynı anda yasaklanmasını istediği konserler durumun özeti. Faşizm suçlamalarında bulunanlar ne “Hitler’in ressam olduğu kadar faşistiz” cümlesindeki zekâyı anladılar ne de konserlerinde Hitler karşıtı bir sanatçının tasarladığı gamalı haçlar kullandıklarını fark ettiler. Yeni albümleri ‘Spectre’ ise değişen zamanlar, sorunlar ve müzikler ile birlikte Laibach’ın da kendini farklı ifade edebilecek kadar açık uçlu ve zeki bir proje olduğunun kanıtı. Açılıştaki marşvari ‘The Whistlerblowers’ neşeli bir melodi tarafından ele geçirilirken dijital çağ devrimcilerine, Snowden ve Assange gibilere selam yolluyor. Doğrudan politik söylemlerden hep kaçınmış olan Laibach bu sefer direnişin nimetlerinden, sokaklara dökülmenin gereğinden, hatta sevgi dolu bir dünyadan bahsediyor. Birileri çıkıp “Laibach poplaştı” diyecek, sanki başından beri tüm amaç bu değilmiş gibi. Kimileri didaktikleşmelerinden rahatsız olacak, sanki politik duruşları, yapmaya çalıştıkları başından beri sezilmiyormuş gibi. Uzlaşma yine sağlanamayacak. Bugünün popunun ihtiyaç olduğu tam da bu: Provokasyon ve doğrudanlık.