Pop yapmak beni incitmiyor

Pop yapmak beni incitmiyor
Pop yapmak beni incitmiyor
'Aşk Sadece' albümünü yayımlayan Fatih Erkoç, "Caz yerine pop'a eğilmemin nedeni dinleyicinin müzikalitesini yukarı çekmek istememdi" diyor.
Haber: ELİF EKİNCİ - elif.ekinci@radikal.com.tr / Arşivi

Son üç yılda yaptığınız caz, TSM ve türkü albümlerinin ardından, yeni albümünüz ‘Aşk Sadece’ ile popa döndünüz. Neden popta bu kadar ısrarcısınız?
Profesyonel olarak müzik yapmaya 16 yaşımda başladım. O zamandan bu yana da ağırlıklı olarak pop çaldım aslında. Norveç’te 11 yıl geçirdim, orada da pop çaldım. 1986’da Türkiye ’ye döndüğümde TRT orkestrasında, 6 yıl kadar caz yaptım. Sonra Türkçe pop albümler dönemi geldi; bunun nedeni dinleyicinin müzikalitesini yukarı çekmek istememdi. Bir de tabii, sesimi ancak pop ile daha büyük kitlelere duyurabilecektim. Nitekim oldu da kendimi birtakım insanlara sevdirebildim. Bugün birçok genç müzisyen adayı beni örnek alıyorsa, bu düşüncemin doğruluğunu kanıtlıyor bana.
Pop sizin için bir ‘üvey evlat’ sayılmaz yani... Pop klasik Batı müziği ya da caz gibi nitelikli bir müzik değil evet ama üvey evlat da değil. Hayatımın büyük bölümünü pop yaparak geçirdim ama yeri geldi popa caz da kattım. O açıdan zengin bir tür pop. Ve popu hayatımdan silip atmam mümkün değil. Para da kazanıyorum poptan. Cazdan da kazanırdım ama pop çaldığım için biraz daha rahat ediyorum ekonomik olarak. Pop çalmak beni incitmiyor. Tabii gönlüm caza daha yakın ama insan çok fazla şeyle uğraşınca, bazı şeyler eksik kalıyor işte.
Caz eskiye göre daha revaçta artık, albümler yayımlanıyor vs. Bu gelişmeler fikirlerinizi değiştirebilir mi?
Gençler bize göre dünyadaki müzikal gelişmeleri daha rahat takip edebiliyorlar. Dolayısıyla daha iyi müzisyen olma ihtimalleri artıyor. Her tarzdan enstrüman çalan müzisyenlerimiz var, caz bölümleri açıldı okullarda. Caza ilgi arttı ama hâlâ yetersiz bence. Benim artık sadece caz yapayım gibi bir şey demem mümkün değil. Örneğin 2010’da Kerem Görsev’le birlikte bir caz albümü yapmıştık. Ardından, bir türkü bir de geçen sene TSM albümü yaptım. Bunlar hep bu müziklerin kalıcı olmasına benim de katkım olsun diye yapılmış albümler. Çünkü bunlar da bizim öz müziğimiz. 3-5 kişiye bile TSM’yi sevdirsem görevimi yapmış olurum diye düşünüyorum ben. Başka projelerim de var, örneğin önümüzdeki kış, bu albümde benimle düet yapan yeğenim Serra Erkoç ile bir albüm projemiz var. Bir de bazı projeleri sadece dinleyiciler için yapmıyoruz aslında, ben kendi zevkim için yapıyorum. Ben bu işi yaparken zevk alıyorum çünkü. Ömrüm, sabrım ve ekonomik durumum müsaade ettiği sürece albümler yapmaya devam edeceğim ben.
Diskografinize bakınca, son yıllarda neredeyse her yıl bir albüm yayımlamışsınız. Emeğinizin karşılığını alabiliyor musunuz maddi olarak?
Aylarca gece gündüz uğraşıyorsunuz bir albüm için, bu emeğin karşılığı değil belki aldığımız maddi karşılık ama zarar da etmiyoruz aslına bakarsanız. Bir de albümü bekleyen dinleyiciler az da olsa var. Ha bir de tabii müzisyen için ‘Ben hâlâ müzisyenim, bu yarışta ben de varım’ deme şekli albüm belki de.
Son albümde daha çok aşk şarkıları var.
Ülkedeki bu kaos ortamında romantizme vakit kalmadı artık galiba. Biraz romantizme gereksinimimiz var gibi hissediyorum. Bu hislerim de aşk şarkıları olarak albüme yansıdı. Bir süredir her şey sinirime dokunuyor memlekette. Politik sorunlar, trafik, çevre sorunları vs. Sıkılıyorum burada. Ben aynı zamanda Norveç vatandaşıyım. 22-35 yaş aralığında Norveç’te yaşadım. Bazen bir Norveçli gibi bakmaya çalışıyorum, o kadar abuk geliyor ki her şey. Her kafadan bir ses çıkıyor, bu kadar mı çok sesliyiz, keşke müzikte de böyle olsak diyorum. (Gülüyor)
O zaman Bursa’da kurduğunuz Fatih Erkoç Sanat Akademi biraz da İstanbul ’dan kaçış niteliğinde diyebilir miyiz?
Müzik eğitimi için İstanbul’dan daha uygun olduğunu düşünüyorum Bursa’nın. Çünkü orada insanların bu tip şeyler için vakti var. Geçen yıl ekim ayında açtık akademiyi. Orada, neredeyse 20 yıldır, müstakil bir evim vardı benim. Son 
5-6 yıldır yazları Bodrum’da program yapmaya başlayınca, Bodrum sefası ağır basmış, Bursa’yı biraz ihmal etmiştim. Hem orayı değerlendirmek için hem de İstanbul’un keşmekeşinden sıkıldığım için böyle bir projeye girdik. Çok iyi öğrencilerim var orada. Özellikle 0-6 yaş arası çocukların müzik eğitimini çok önemli görüyorum ben. 15-16 haftalıktan itibaren anne karnındaki çocuk dışarıdan gelen sesleri duyabiliyor. Bir bireye ne kadar erken müzik dinletmeye başlarsanız, o kadar iyi müzik dinleyen, iyi bir insan olacaktır diye düşünüyorum. Akademide, iyi müzisyenler yetiştirebilmenin yanında, iyi kalpli insanlar yetişsin istiyorum.
Siz de ders veriyor musunuz akademide?
Niyetim yoktu ama birkaç enstrüman ve şan eğitimi veriyorum çünkü Bursa’da eğitmen sıkıntısı var.