'Poyraz Karayel'i neden sevdik?

'Poyraz Karayel'i neden sevdik?
'Poyraz Karayel'i neden sevdik?
Radikal'in geleneksel 'Yılın en iyileri' anketinde oy kullanan okuyucularımız, '2015'in en iyi TV dizisi' kategorisinde zirveye 'Poyraz Karayel'i yerleştirdi. Peki nedir Poyraz Karayel'in hikmeti? Ekranella'dan Zeynep Gönenli yazdı...

2015’in televizyon olayı benim için çok açık ara 'Poyraz Karayel', zira şu hayatta en önemli, en olmazsa olmaz, en olmadığında ben olmaktan çıktığım duygu güven ve kendini birine tamamen bırakabilme halidir. Hemen bağlamak isterim.
Kardeşliğin dizisidir 'Poyraz Karayel'. Yetimhanede büyümüş Sefer ile berbat bir anne baba ile şiddetin göbeğinde büyümüş Zülfikar’ın birbirleriyle hiç DNA paylaşmadan kardeş olmalarının dizisidir. Gözlerini bile kırpmadan adam öldürebilecek iki erkeğin, söz konusu birbirleri olduğunda beş yaşında birer çocuk olmalarının hikâyesidir. Cümle acılarını bir rakı sofrasında, bir bağlama kenarında hiç konuşmadan birbirlerine anlatmalarının, anlattıkça o acıların dinmesinin, koskoca Zülfikar’ın yaralı köpeği hastaneye yetiştiremediği için ağlarken yanında Sefer’in olmasının, Sefer’in parmağından çıkaramadığı yüzük yüzünden parmağını keserken peşinden elbette Zülfikar’ın gitmesinin hikâyesidir.
Baba-oğul olmanın dizisidir, 'Poyraz Karayel'. Kendi babasını ‘hayal kırıklığının mucidi’ olarak anlatan Poyraz, tüm o serkeşliğine rağmen dünyanın en güven veren babasıdır oğlu Sinan’a. Ama Poyraz’ı bu kadar şahane bir adam yapan, aynı zamanda kendi babası hapiste olan komşu çocuğu İsa’ya, babasından geliyormuş gibi uzun uzun mektuplar yazması, ona ödevlerini yaptırması ve atari salonu sonrası pizza planlarına İsa’yı da dahil etmesidir. Kendi babasından nefret ederken, alemin en meşhur mafya babası Bahri Baba’yı, tüm polislik kariyerini ve hatta hayatını tehlikeye atmak pahasına korumasıdır. Çünkü baba-oğul olmanın ilk gereği aynı kanı taşımak değil, birbirini sevmek ve birbirine sonsuza kadar güvenebileceğini bilmektir.

Radikal okurları yılın en iyilerini seçti

Âşık olduğun insana, ondan en nefret ettiğin anda bile demir ağlarla bağlı olmanın dizisidir, 'Poyraz Karayel'. Ayşegül, bininci kere ayrılmaya karar verdiği ve boğmak için bir kaşık su bile aramayacağı Poyraz’ı, sırf sorgudan kaçırıp inşaata götürdüğü adamı öldürmesin diye evinde bayıltıp dolabına koyar mesela. Poyraz da herkesten en kaçtığı anda, Ayşegül arayıp "Yardıma ihtiyacım var" dediğinde, her şeyi bırakıp onun yanına gider ve daha da güzeli Ayşegül, bunun olacağından bir an bile şüphe etmemiştir zaten.

Oğlu hariç hiç kimseyle sabit bir ilişki kuramamış şahane bir Poyraz’la, mafya bir ailede, kardeşinin ölümüyle gölgelenmiş hayatında ayakta durmaya çalışan güzelim bir Ayşegül’ün, koşulsuz şartsız birbirlerine teslim olmalarının dizisidir. Çünkü birine âşık olmanın ilk şartı, onun seni isteyip istemediğini görmek değil, onun mutluluğundan daha önemli hiçbir şey olmamasıdır.
İyi ki 2015’te vardı Poyraz Karayel, iyi ki 2016’da da olacak.

İllüstrasyon: Mert Güreli

KAYNAK: EKRANELLA