Prada da Zeki Müren'i görecek mi?

Prada da Zeki Müren'i görecek mi?
Prada da Zeki Müren'i görecek mi?
Bu soruyu erkek giyim moda haftalarında ortaya çıkan ve Miuccia Prada'nın başı çektiği toplumsal cinsiyet ve moda tartışmalarının gölgesinde soruyoruz. Moda dünyası kadın-erkek arasındaki sınırları kaldırırken Türkiye'de kapsamlı bir Zeki Müren Moda Müzesi neden yapılmasın?
Haber: BARIŞ ÇAKMAKÇI - baris.cakmakci@gmail.com / Arşivi

Dünyanın en pahalı kıyafetleri olarak lanse edilen Haute Couture elbiseler bu hafta podyumda taze taze yerini almaya başlamışken, geçen haftaya bir dönelim ve 2015 Sonbahar/Kış koleksiyonlarının yer aldığı Londra, Milano ve Paris’teki erkek giyim moda haftalarının bu sezona damgasını vuran mesajını bir hatırlayalım. Bu mesajın müsebbibi, her sezon eğilimlere yönünü veren Miuccia Prada. İtalyan tasarımcı bu sezon bir ilke imza atarak defilesini izlemeye gelen konukları bir manifesto ile karşıladı.

PRADA MANIFESTO
Moda eleştirmeni Tim Blanks’in de deyimiyle ‘Bayan Prada’ hararetli feminizm tartışmalarının, LGBT aktivizminin ve dine dayalı kadın düşmanlığının açık ve net bir şekilde altını çiziyordu şu sözleriyle: “Toplumsal cinsiyet bir durumdur ve durumlar da genellikle cinsiyetleştirilirler. İlhamı çoğunlukla kadın verir, ama tersi durumlar olduğu da doğrudur. Bu şovlar, aradaki benzerliklerin ve farkların analiz edilebildiği en mükemmel anlardır.” Erkek giyim koleksiyonlarına bu çerçevede bakmak, sezonu biraz daha anlaşılır kılacaktır.

PRADA

Erkek moda haftalarında hatrı sayılır kadın modellerin de sıklıkla podyumda yürümesi dikkat çekici gelişmelerden biriydi. Bunun ilk nedeni modaevlerinin artık satış getiren ara sezonları da ana sezonlar kadar önemle ele almaları elbette. Saint Laurent, Giorgio Armani ve Givenchy; Pre-Fall (Sonbahar öncesi) kadın koleksiyonlarını da eş zamanlı sunan bu markalardan. Dsquared2, Versace ve Moschino ise unisex parçalarıyla aradaki sınırları tamamen kaldıranlardan.

DSQUARED


MOSCHINO

 
VERSACE


SAINT LAURENT1

Bir diğer dikkat çeken görüntü ise uzun saçlı, donuk bakışlı, çoğunlukla androjen görünümlü modellerin sayısındaki artış. Lanvin, Marc Jacobs ve Yohji Yamamoto bu modelleri tercih eden isimlerden.

YAMAMOTO


LANVIN

Sınırları zorlayan bir başka koleksiyon ise Rick Owens’a ait. 2014 İlkbahar/Yaz sezonunda podyumda vahşi görünümlü afro-amerikan step dansçılarıyla kadın dayanışmasının altını çizen Amerikalı tasarımcı, bu kez de neredeyse hayalet kadar ürkütücü ve zayıf erkek modelleri cüretkar(!) dekoltelerle podyumda yürüttü.

RICK OWENS

Frida Giannini sonrası ne yapacağı merakla beklenen Gucci’nin giyilmesi cesaret isteyen romantik koleksiyonu da kemikleşmiş erkek kitlesi açısından oldukça devrimsel nitelikteydi. Issey Miyake’nin fularları, Loewe’nin şalları, de kadın koleksiyonlarından ilham alan detaylarla doluydu. Bu şov parçalarının yanı sıra giyilebilir olanları yok mu peki; var elbette…

GUCCI


ISSEY MIYAKE

Şurası kesin, moda kültürel kodların ve gündemdeki tartışmaların en önemli yansımalarından biri. Erkek moda haftalarında tüm bu yukarıda sayılanlar cereyan ederken, yakın tarihteki bir etkinliği de hatırlamak faydalı olacaktır, İşte Benim Zeki Müren sergisini… Ziyaretçi sayısı 30.000’i geçen serge 31 Aralık’ta sona erdi ve bir toplumsal dönüşüme dair ipuçları sunan sergiden geriye sadece hafızalarımızı ve sosyal medyayı süsleyen renkli fotoğraflar kaldı.

ZEKİ MÜREN SERGİSİ, YAPI KREDİ KÜLTÜR MERKEZİ

1966 yılında Hayat mecmuasına verdiği bir röportajda Müren şöyle diyor: “Yakında sayısı 140’ı bulan bu elbiselerimi cansız mankenlere giydirip bir sergi açacağım ve ilk günden (1954’ten) bugüne kadar kullandığım elbiselerimi burada halka teşhir edeceğim.” Aradan 40 yıl daha geçtikten sonra Yapı Kredi Özel Bankacılık’ın ön ayak olmasıyla açılan bu sergi Türk modasına başlı başına ilham verebilecek, akademik araştırmalara kaynak olabilecek, toplumsal belleği taze tutabilecek zenginlikte.
İnsan sormadan edemiyor, “Madem öyle Zeki Müren’in bu kıyafetleri neden bir müzeye dönüşmüyor?”
Sahnede popüler olduğu dönemde her birinin ağırlığı en az 10 kilo çeken elbilseler giyen birinden bahsediyoruz. Bir yılda 100’e yakın elbise ve en az 125 çift ayakkabı yaptıran Müren’in Güzel Sanatlar Akademisi Kumaş Desenleri Bölümü’nden mezun olduktan sonra yaptığı desenlerin yanı sıra, birçoğu kendisine ve modacısı Muzaffer Çuha’ya ait bu kıyafetleri (ve elbette fotoğraf) de oldukça değerli bir arşiv. İki kata yayılan bu sergiyi gezenler daha iyi anlayacaktır.

ANTWERP MODA MÜZESİ

Bir moda müzesi demişken, gelin, bazı rakamsal verilerle olayın başka bir boyuta taşıyalım. Antwerp’te tek kata yayılmış olan moda müzesi MoMU’yu ziyaret edenler şu bilgilerle karşılanıyor: Aralarında Raf Simons, Haider Ackermann, Dries Van Noten, Peter Pilotto ve Ann Demeulemeester gibi Belçika moda sahnesinin önde gelen isimlerine ait kıyafet ve aksesuarların sergilendiği müzede 2009’dan bugüne kadar 25.000 parça toplanmış. Bunların 7.000’i sadece bağış ve destekçilerin katkısıyla bir araya gelmiş. 135 bağışçının yanı sıra, Belçikalı tasarımcılar da kendi koleksiyonlarından 2.897 parça vermişler. Sergilenmekte olan parçalardan arta kalanların 3.167 tanesi müze kütüphanesinde, 6.000’den fazlası ise Antwerp yakınlarındaki özel bir depoda arşivlenmekte. Az zamanda büyük işler başarmışlar. Olmayacak iş değil.
Bayan Prada’nın da dediği gibi ‘kadın ve erkek arasındaki benzerliklerin ve farkların analiz edilebildiği en mükemmel örneklerden’ bir diğeri olan Zeki Müren Moda Müzesi de olmayacak iş değil!