PRENSESİN GİZEMİ

PRENSESİN GİZEMİ
PRENSESİN GİZEMİ

Ceyla Gölcüklü lüksü seviyordu. Gucci, Versace ve Cartier en sevdiği markalardı.

Ailesi, sinsi hastalığının, yaşam mücadelesinin, hatta cenazesinin detaylarını saklı tuttu. Uzun yıllar gazete haberlerinden rahatsız olan Ceyla Gölcüklü'yü huzurla uğurlamak istedi. Prensesin gizemli hikayesini yakınlarından dinledik
Haber: LUBE AYAR - layar@gmail.com / Arşivi

Ceyla Gölcüklü, 1972’de İstanbul’da doğdu. Varlıklı bir ailenin tek kızıydı, sonra Ali Şevket adını verdikleri bir erkek kardeşi oldu. Bodrum’daki Halikarnas Disco’nun mülkünün yanı sıra memleketi Muğla’da milyonlarca dolar değerindeki arazi de ailesine aitti. Gölcüklü’nün dedesi ve anneannesi Turgut-Halime Nalbantoğlu çifti, ‘Halikarnas Balıkçısı’ adıyla tanınan yazar Cevat Şakir Kabaağaçlı yakın dostları olduğu için mekana ‘Halikarnas’ ismini vermişti. Küçük Ceyla, prenses gibi büyütüldü. İyi bir eğitim aldı. Robert Koleji’ni bitirdikten sonra Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nü kazandı. Ama bir şartı vardı, ödül olarak ‘beyaz BMW’ istiyordu. Babası bu arzusunu yerine getirmeyince evden ayrıldı, istediği otomobil alınınca geri döndü. 

Petrol kralının kraliçesi Üniversiteden mezun olunca bankacılık sektörüne girdi. 1992’de İnterbank Genel Müdürlüğü’nde çalışmaya başlaması hayatını değiştirdi. İki yıl sonra Azeri iş adamı ve uluslararası petrol şirketi ETI’nin patronu Şeri Şahnavaz ile tanıştı. Çift, 1994’te Londra’daki Grosvenor House’da masal gibi bir düğünle evlendi. Eşiyle birlikte Londra’da yaşamaya başladı. 1.5 yıl sonra kızı Lara’yı dünyaya getirdi. Londra’yı seviyordu ama ülkesini özlemişti. Bebeğini Türkiye’de büyütmek istiyordu. İkna etmek için çok uğraştıysa da, eşi bunu hiçbir zaman kabul etmedi. İsteklerinden taviz vermeyen Ceyla, kızıyla birlikte Türkiye’ye döndü. Bebek’te deniz manzaralı lüks bir daireye yerleşti. Eşi Londra’da yaşarken, o ‘genç, güzel ve zengin’ sıfatlarıyla cemiyet hayatına hızlı bir giriş yaptı.
Eşi Şeri Şahnavaz, İstanbul’a geldiğinde lüks mekanlarda cömertçe para harcıyor, bu da Ceyla’nın sosyetedeki şanını büyütüyordu. İstanbul, Bodrum, Londra ve New York hattında yaşayan genç kadın, sevdiği markalar Versace ve Gucci’den alışveriş yapıyor, Cartier’den başka takı takmıyordu. Öğle ya da akşam yemeğini Paper Moon’da yiyor, şampanyadan başka içki ‘asla içmiyordu’. Eşi yokken de restoranların kapısında karşılanıyor, katıldığı davetlerde pahalı markaların süslediği güzelliği ile ‘göz kamaştırıyordu’. Bu şaşaanın bedeli, eşi için ağır oldu. Şahnavaz’ın maddi durumu yara aldı. Çiftin arası gittikçe açıldı. Ve sonunda Gölcüklü, 2004’te Teodem Mağazaları’nın sahibi Teoman Demir’le Akmerkez’de el ele görüntülendi. Bu ilişki, Gölcüklü’nün uzun zamandır ayrı yaşadığı Şeri Şahnavaz’la da yolunu ‘resmen’ ayırdı. 

Siren Ertan’la kavga
Çiftin evliliği, 2005’te İngiliz mahkemesinde sonuçlandı ama dedikodusu bitmedi. ‘Gölcüklü’ soyadına geri dönen Ceyla, Şahnavaz’dan alacağı nafaka ile manşetlere çıktı. Haberler , Şahnavaz’ın eşine her yıl için 13 milyon dolar, Londra’da bir ev, hisse senetleri ve nakit paradan oluşan 140 milyon dolarlık tazminat ödemeyi kabul ettiğini söylüyordu. Bu muazzam servet, uzun süre magazin gündemini meşgul etti. Yakın çevresinde, bunun Ceyla tarafından uydurulmuş büyük bir yalan olduğu konuşuluyordu. Bazıları ise, söz konusu tazminatın 20-25 milyon civarında olduğunu savunuyordu. Ama İstanbul sosyetesi, bu ‘sahte serveti’ hiçbir zaman kabullenmedi. Gölcüklü, hâlâ lüks içinde yaşıyor ama ait olmak istediği o kalabalık içinde her gün biraz daha yalnızlaşıyordu. Bunu tartışmalar ve kavgalar izledi. 

“Kocamın peşindeydi”
2006 Mart’ında verdiği röportajda, sosyetenin bir diğer güzel kadını Siren Ertan hakkında ağır sözler sarf etti: “Siren kocamın peşindeydi, Alinur Velidedeoğlu’nun da 30 bin dolarını çaldı.” Ertan, dava açacağını açıklayınca Gölcüklü’nün büyük öfkesinin ilk hedefi oldu. Ertan’a, “Bana dava açtığın gün, sizin bittiğiniz gündür. Her celsede gazeteciler ve her celse sonu çarpıcı açıklamalar...” diye mesaj attı. Birkaç gün sonra, “Etrafındakilere, kankilerine söyle. Onlar da beni ağızlarına almasınlar. Onları susturmazsan daha vahim bir röportajla karşı karşıya kalırsın. Bunu bil” dediği ikinci mesajı gönderdi. Bu mesajların kanıt olarak sunulduğu ‘tehdit’ davasını kaybeden Gölcüklü, 600 TL para cezasına çarptırıldı. Tepkisini medyaya yönelten Gölcüklü, hoşuna gitmeyen bir haber yapan her gazeteciye dava açtı. 2006’da, mahkemeden bir daha kendisi hakkında ‘140 milyonluk dul’ yakıştırmasının yapılmaması yönünde karar aldırdı. 

Helikopterli sevgili
Medya, ‘140 milyonluk muamma’dan sıkılınca Gölcüklü bu kez aşk hayatıyla gündeme geldi. 2006 yazında Fethiye Hillside’ın üzerinde helikopterle dolaşıp, Gölcüklü’ye el sallayan kişi tekstilci İlhan Karadeniz’di. Birkaç gün geçmeden ikili, işadamının ‘My Story’ adlı teknesinde görüntülendi. Karadeniz, sekiz yaşındaki kızının annesi Öykü Osma ile 12 yıldır birlikteydi. Herkesi şaşırtan sürpriz aşk, birini çok öfkelendirdi. İddialara göre, Osma’nın en yakın arkadaşı Melis Murathanoğlu, Bodrum’da bir mekanda karşılaştığı çifte ağzına geleni söyledi. Magazin basını Gölcüklü ve Murathanoğlu’nun, o gece saç saça baş başa kavga ettiğini yazdıysa da, Gölcüklü haberleri tekzip etti. Karadeniz’le ilişkisi de bir yıl dolmadan sona erdi. 

Sevgilisini hırsızlıkla suçladı
Genç kadın, 2007 yazında bir başka işadamı Zeki Tanyeri ile ilişkiye başladı. 2.5 yıl boyunca çiftin sık sık kavga ettiğine dair haberler çıktı. Genç kadın, sevgilisini Maldivler tatili sırasında 2.5 milyon dolarlık kolyesini çalmakla suçladı. Mahkemelik oldular. Tanyeri, kendini, “Yalan söylüyor. Bayramda Maldivler’deydik. Sonra Dubai’ye geçtik. Orada ‘Kolyemi kaybettim, çok üzgünüm’ dedi. Kolyesini hiç görmedim ama ‘Üzülme birkaç yıl sonra aynısını alırım’ dedim. Sonra böyle bir iddia ortaya attı. Benim arabalarımın değeri bile dört milyon dolar” diyerek savundu.

Yeniden başlamak
Gölcüklü bu yıl, ‘ev kadını’ ve ‘sosyetik güzel’ sıfatlarını maziye gömmek için kolları sıvadı. Temmuz 2010’da Dante Gastronomi’yi kurdu. Yemek kursları vermek ve şık davetler düzenlemek istiyordu. Maalesef tam da o sırada pankreas kanseri olduğunu öğrendi. Son röportajında, uygulamakta belki geç kaldığını düşündüğü bir mesaj veriyordu: “Mutluluğu dışarıda değil, kendi içimizde aramalıyız. Hayat çok çabuk geçiyor. Ne kadar uzun değil, ne kadar mutlu yaşadığımız önemli olan.” 

Öfke
Büyük umutlarla New York’taki kanser araştırma merkezine gitti. Tetkiklerin ardından kendisine, kanserin dördüncü evrede olduğu ve bir şey yapılamayacağı söylendi. İstanbul’a döndü, evine kapandı, kimseyle görüşmedi. İki hafta önce ağrıları arttığı için Amerikan Hastanesi’ne kaldırıldı. 15 yaşındaki kızı Lara ve eski eşi Şeri Şahnavaz başucunda nöbet tuttu. Hastalığın vücudunda yarattığı deformasyon yüzünden en yakın arkadaşlarını bile ziyarete kabul etmedi. 6 Aralık’ta beyin ölümü gerçekleşti, iki gün sonra hayatını kaybetti.
Geleneksel Çin tıbbı ile yakından ilgilenen doktor arkadaşımla sohbetimizde endişe ve öfkenin pankreası etkiliyebileceğini söylüyordu.
Hastaneye farklı bir isimle yatırıldığı için basın Gölcüklü’nün hastalığını geç öğrendi. Bazıları 140 milyon dolarlık mirasını kızının ne zaman kullanmaya başlayacağını hesapladı. Bazıları borç içinde öldüğünü, evine haciz geldiğini yazdı. Gölcüklü, 140 milyonu olmasa da, Etiler’de lüks bir dairede oturuyor, beyaz bir Jaguar kullanıyordu. Ailesi sağlık durumuyla ilgili en küçük bir açıklama bile yapmadı. Gölcüklü, 38 yaşında ayrıldığı dünyaya, günlük kiralanan bir internet sitesi üzerinden veda etti. İngilizce yayımlanan mesajında şöyle diyordu: “Uzun bir ömür yaşayacak kadar şanslı olmadım ve siz bu mesajı okuduğunuzda ölmüş olacağım. İnsanlık için dileğim, kanseri yenmesidir.
Elveda.”