Priştine'ye caz köprüsü kuruldu

Priştine'ye caz köprüsü kuruldu
Priştine'ye caz köprüsü kuruldu
Priştine'de düzenlenen Türk Caz Haftası vesilesiyle Balkanlar'ın kalbinde, Kosova'daydık. Gitmişken hem müzik dinledik hem çaldık!
Haber: MURAT MERİÇ - muratmeric@gmail.com / Arşivi

Priştine’ye 2 Nisan sabahı indik, festivalin açılış gününde. Kendimizi derhal sokaklara attık: Kosova’nın başkenti, iki büyük alışveriş caddesi, onları birbirine bağlayan sokaklar ve civarından ibaret. Eski şehrin (yani camilerle örülü bir meydan ve büyük bir Osmanlı konağının olduğu merkezin) hemen yanına kurulmuş, savaştan yeni çıkmasına rağmen hızla gelişmiş, büyümüş. Bunda, bizim müteahhitlerin payı büyük: En büyük yatırımları onlar yapmış, Priştine’yi ‘güzelleştirmiş’. Rastladığımız en acayip şey halkı selamlayan Bill Clinton heykeli: Amerika ve ‘barış gücü’ vesilesiyle NATO çok seviliyor, onlara ‘kurtarıcı’ gözüyle bakılıyor Priştine’de. Kosova bayrağı dışında, her yerde Amerika, Avrupa Birliği ve Türk bayrakları var. Türkçe en yaygın dillerden biri: Herkes biliyor, konuşamasa bile anlıyor. Son günümüzde masamıza yaklaşıp para isteyen dilenciden yediğimiz üsturuplu Türkçe küfre şaşırmamamız bundan.
Gitme sebebimiz gezmek değil elbette: Serbest Müzisyenler ve Yapımcılar Derneği’nin -ki asıl amaçlarından biri Türkiye ’den yetkin müzikal projelerin yurtdışında sahne almasına aracı olmak- Priştine Türk Büyükelçiliği işbirliği ile düzenlediği Türk Caz Haftası’nı yerinde tespit etmek üzere oradayız. 2–6 Nisan arasında düzenlenen, Kerem Görsev’le açılan, Burhan Öçal’la kapanan hafta kapsamındaki konserleri, ‘after party’leri, jam-session’ları izledik. Kendi adıma heyecanlı bir durum da yarattım ve oraya kadar gitmişken, Priştine’nin mühim gece kulüplerinden (hem de festivaldeki ‘after party’lerin mekânı) Hamam’da çaldım. Eski Türkçe şarkılardan Balkan havalarına uzanan repertuvar sevinçle karşılandı, ilk gece karşılıklı atılan göbeklerle sona erdi. Ama öncesi var elbette: Basın toplantısıyla başlayan, açılış konserine uzanan ilk gün…
Ekibimizi, toplantının düzenleneceği Ulusal Tiyatro’da Türkiye’nin Priştine Büyükelçisi Songül Ozan karşıladı. Geçen yıl ilki düzenlenen caz haftasına Priştine’de ilgi büyük: Sadece orada yaşayan Türkler değil, mahallenin yerlileri de konserlere ilgi gösteriyor. Ulusal Tiyatro’da yapılan açılış konserinde yer kalmaması, yer bulamayan izleyicilerin konseri sonuna kadar çıt çıkarmadan ayakta izlemeleri bundan. Kerem Görsev’in çellist Sedef Erçetin Atala ile güçlendirdiği ‘chamber jazz’ projesi -ki kendisine davulda Ferit Odman, kontrbasta Kağan Yıldız eşlik ediyor- ilk gecenin etkinliğiydi, ayakta alkışlarla sona erdi. Sonrası, az önce değindiğimiz göbekli hamam faslı.
İkinci gün, etkinlikler Oda Tiyatrosu’na taşındı, MadenÖktemErsönmez çaldı: Sarp Maden (gitar), Volkan Öktem (davul) ve Alp Ersönmez’den (bas) kurulu grubun sürprizi Şevval Sam’dı; sanatçı (birinin sözlerini kendi yazdığı) iki şarkıda topluluğa eşlik etti. Hafta, sonraki günlerde Elif Çağlar’lı Alp Ersönmez projesi ‘cereyanlı’ ve Selen Gülün konserleriyle devam etti, Burhan Öçal’ın İstanbul Orient Ensemble ile verdiği konserle nihayetlendi. Sonuncuya ilgi, biraz da oraların havasını sahneye taşıdığı için elbette çok büyüktü. Biz ona kalamadık, bayrağı, ayrılırken havaalanında karşılaştığımız Selen Gülün ve Demirhan Baylan’a devrettik, aklımız Priştine’de ve arada gördüğümüz Prizren’de, Kosova’yı terk ettik.
Büyükelçi Songül Ozan’ın misafirperverliğini, büyükelçilik çalışanları Yeliz Kartal ve Ahenk Dereli’nin koşturmasını unutmuyoruz elbette… Kosova’nın meşhur birası Peja’nın tadını da. Kosova’ya yolumuzu tekrar düşürme nedenlerimizden biri bu olacak, eminiz.