scorecardresearch.com

Protesto güzeldir!

Haber: GÜLNAZ CAN / Arşivi

Berlin’de bulunan Tanas Galerie, 13. Uluslararası İstanbul Bienali’nin ‘Agorafobi’ adı altında düzenlenen giriş sergisine ev sahipliği yapıyor. Adıyla müsemma, sokakta olup olmamayı sorgulayan sergi, olmakla sokakta olmanın ilişkisine de değinmeyi hedeflemiş. Sergi, agora- kamusal alan ve politiklik kavramları ile birlikte, bir tür siyaset bilimi dersi gibi, Arendt metinlerinden alıntılarla ağırlıyor izleyiciyi.
Sergide agoranın kendisi ve onu oluşturan geleneksel unsurları konu eden işler öne çıkıyor. Mısırlı sanatçı Amal Kenawy’nin 2012 tarihli işinin adı ‘Kuzuların Sessizliği’. Sanatçının kardeşi ve ücretini verip de tuttuğu günlük işçilerden oluşan bir erkek ekibi Mısır sokaklarında dizlerinin üzerinde ilerliyor. Bir kadın tarafından yönetilen bu uzun emekleyen adam kuyruğu bir zaman sonra çevredeki halkı rahatsız ediyor. Bu manzara, Mısır erkeğini aşağılayıcı bulunuyor; sanatçı, çevredekilerle bunu tartışıyor. Performansın videosu da bir arbedeyle bitiyor; Kenawy ve performansın diğer katılımcıları tutuklanıyor, bir süreliğine agoradan siliniyor.
Sergiden bir başka örnek, Şener Özmen, fotoğraflarında ‘sanatçı’nın ve sanatın politikayla ve toplumla ilişkisini kendi bedeninde yüklenmiş. Mikrofon elinde, tüm gücüyle bağırırken, kulağına kapattığı megafonla da çarpıcı biçimde, protestonun protestoyla, eylemin eylemi yapanla ilişkisini düşündürüyor. Megafonu bir silah gibi, bazen kendisine doğrultuyor, bazen de uzaktaki bir hedefe.
21. Yüzyıl yaşanırken, Arap Baharı, İspanya’da başlayan öfkeliler hareketi, Gezi’yi tecrübe etmiş Türkiye vb’nin ardından akla şu soru geliyor: Agora, hakikaten bedensel birarada oluşlarla mı inşa olur? Sosyal medya agorası ne olacak o vakit? Sanal imza kampanyaları, kendi içinde bir tür normatif üreten ‘beğenme’ ya da beğenmeme, ‘paylaşma’ ya da paylaşmama tercihi nerede duracak? Bu da yeni bir tür agoranın ortaya çıkışı ve yeni bir tür politik katılımın tanımına ihtiyaç yaratır mı? Protesto yapmanın protestonun hatrına bir eyleme dönüşme ihtimali, sokakta olmanın politikliğini tehlikeye sokar mı? Toplum canlı bir yapıysa, sokak da, protesto da öyle mi?
Katılımcılardan kolektif Freee’nin ‘Protest is beautiful’, ‘Protesto güzeldir’ başlıklı slogan-heykeli (İstanbul’u bir açık hava müzesine dönüştüren bu slogan-heykel, bir sanatsal form olarak şahane) protestonun kendisinin hikâyesini düşündürüyor. Kamusal alan, sanal kamusallık ve vatandaş üçgeninin oluşturduğu bu güzel heykele bakmaya davet ediyor.
Bu slogan-heykel, ilk kez 2007’de bir cenaze çiçekçisi tarafından plastik çiçeklerden üretilmiş. Irak’ın işgalinin ardından yeniden dirilen protestolar zamanında… Deniyor ki, protestolar savaşı durdurmakta başarılı olamadı ve bi çok başka protesto da hedefine ulaşamadı. Bir yandan da medya ve politikacılar tarafından kaotik, yıkıcı, şiddet yanlısı, çirkin ve anlamsız olarak tanımlandı. Freee, protestoların ölümleri ve yadsınan güzelliklerini temsil eden bir cenaze çelengi misali bu slogan-heykeli üretiyor. Kelimeleri, 2011’de Totenham’da bir şantiyede dostlarla ellerinde tutuyor ve gülümsüyorlar. O yıl yükselen Londra’daki protestoları da böylece selamlıyorlar.
Protestonun ayrı bir organik yapı, bir karakter olarak hikâyesini anlattığı ve protesto ruhunun bedenler arası ve kıtalararası seyahatinin mümkünlüğünü vurguladığı için bu , Agorafobi’nin bence en etkili işi.
Türkiye’de Gezi’nin ardından ve esnasında, kamusal alanı, politiği, kenti ve katılımı tartışan, daha başlamadan tartıştıran, protesto edilen bir bienal yükleniyor. Bazı işlerin bienale geleceği söylenen Berlin’deki öncü sergi, temmuz sonuna kadar sürecek.


http://www.radikal.com.tr/114275911427590

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.