Punk ölmedi, kalbimizde yaşıyor!

Punk ölmedi, kalbimizde yaşıyor!
Punk ölmedi, kalbimizde yaşıyor!
90'ların ünlü punk grubu Rashit, yeni albümü 'İnsan Neslinin Sonu'nu yayımlamaya hazırlanıyor. Eski sevgililere en çok ithaf edilen parçalar listesinde zirveyi zorlayacak 'Dinozor'la tanıdığımız Rashit'in dinleyicilerine bir mesajı var: Yeni albüm punk değil!
Haber: ELİF EKİNCİ / Arşivi

Son albümün üzerinden yedi sene geçti. Arada 2010’da çıkardığınız ‘Dinozor’ EP’si, bir de Teoman, Gönül Yazar, Nilüfer gibi isimlerle düetler var. Ne oldu da geldi bu yeni albüm?
Oğuz Taktak:
Tolga ve ben 2009’da askerden dönünce 2010’da ‘Dinozor’ EP’sini yayımladık. Aslında bu albüm o zaman da büyük ölçüde hazırdı, Tolga şarkı sözlerini yazmıştı, gitar riff’leri hazırdı ama şarkılar tam istediğimiz gibi değildi. İstediğimiz kıvama ancak bu yaz gelebildi.
Tolga Özbey: Biraz da müzik piyasasının içinde bulunduğu durumla alakalı. Özellikle bizim tarzımızdaki örnekler için büyük bir mecra yok endüstri içinde maalesef.

‘Dinozor’ EP’sini yayımladığınız dönemde, “‘Dinozor’un da amma ekmeğini yediler” gibi eleştiriler aldığınızı hatırlıyorum...
Oğuz: Bizim aslında o EP’yi yayımlamamızın sebebi biraz da bir ilki gerçekleştirmekti. Sinemada küfür yaygındır, edebiyatta da bir tabu değildir ama müzikte böyle bir şey yoktu, ta ki ‘Dinozor’a kadar. ‘Dinozor’ bizim şarkımız değil, Bülent Üstün ve rahmetli Timur Özselvi’nin şarkısı aslında. Hem kayıtlı bir albümde yer alması hem de bir öncü olması adına yayımladığımız bir EP’ydi o, ticari bir beklentimiz yoktu.
Tolga: Kaydedilmeseydi büyük ihtimalle yok olacak bir şarkıydı. Oysa 90’lar boyunca her barda çalınan bir parçaydı. Bir dönemin sembolüydü.
Orkun: Biz aslında onu ‘Adam Olmak İstemiyorum’ albümüne almak istiyorduk ama cesaret edemedik vaktiyle. Sonra Ossi Müzik’ten yapımcı Hakan Eren, “Aman, toplatılırsa toplatılsın” deyince, biz de rahatladık.

Son birkaç yılda kadroda da değişiklikler oldu; Levent Özer katıldı aranıza. Dengelerde bir değişiklik yarattı mı bu?
Oğuz: Levent kadroya 2009’da dahil oldu. Bir önceki ‘Her Şeyin Bir Bedeli Var’ albümünde, Erdem Helvacıoğlu hem gitaristliği hem de prodüktörlüğü üstlenmişti. Sonra onun işleri yoğunlaşınca Levent takviye kuvvet olarak gruba dahil oldu.
Tolga: O bizden farklı olarak gitar üzerine eğitim almış bir insan, emprovizeden gelen bir sanatçı. Bence esas onun için enteresan olmuştur.
Yeni albüm ‘İnsan Neslinin Sonu’nda, sözlerde hâlâ punk esintileri var ama müzikte neredeyse hiç kalmamış.
Oğuz: Biz her kayda girdiğimizde yapabileceğimizin en iyisini yapmak istiyoruz. Ve müzikal anlamda biraz pişince, birikim sahibi olunca, punk yetmiyor artık, üç akorla müzik yapmak yeterli olmuyor. Evet iyi şarkı sözleri ve üç akorla müzik yapmak eğlenceliydi ama 17 yaşındayken!
Tolga: Rashit punk çıkışlı bir grup evet ama zaman içinde birçok başka şeyden beslendi ve bunu kendi müziğine yansıttı. Bu bir evrim ve yaşadığımız sürece devam edecek.
Oğuz: Bizi hâlâ punk grubu olarak gören bir sürü insan var. Biz artık punk değiliz. Yaptığımız albüm bir punk albümü değil. Ama bu albüme gelen tepkiler bunun normal olduğunu, tamamen bizi yansıttığını söylüyor.

‘Punk is dead’ diyebilir miyiz, sizin için en azından?
Orkun:
O bir yaşam tarzıdır aslında, ölemez.
Oğuz: Ama 34 yaşındayken, 17 yaşında yaptığımız müziği beklemek de tuhaf olurdu.
Oğuz: Aslında 99’da yayımladığımız albüm ticari açıdan en başarılı işlerimizden biriydi. O yolda devam etseydik, belki kariyerimiz bambaşka bir yere doğru gidebilirdi ama bunu tercih etmedik. 99 yılında yaşamıyoruz. 2013’teyiz ve bambaşka insanlarız, çok fazla şey biriktirdik, donanım kazandık. Aynı şeyi yapsaydık, asıl yalan o olurdu bence.
Epey bir savrulma var ama hatta bir Kırım türküsü (Hep Yokluğa) bile var albümde.
Tolga: O türkünün sözleri esasında, tüketim toplumunda insanların artık kendilerini de tüketmeleri ve yokluk yaratmaları üzerineydi. Biz bunu daha Şamanik bir müzik içinde kullanmak istiyorduk. Arkadaşımız İgor Murat önerdi bu türküyü bize, aslında ilk dinlediğimizde hepimiz punk bir şeyler hissettik türkünün yapısında.
Bir de Nazan Öncel ve Göksel düeti var albümde.
Oğuz: Göksel’le söylediğimiz şarkı ‘İki Gölge’, gerçekten bir kadın sesiyle düet yapılması gereken bir şarkıydı. 60’larda Sandy Possey’nin ‘All Hung Up On Your Green Eyes’ şarkısının yorumu. 70’lerde Şehrazat tarafından da söylenmiş, Bülent Pozam’ın sözleriyle. Onu tanıdığımız, sevdiğimiz harikulade bir insan olan Göksel’le cover’ladık. Nazan Öncel de öyle; çok karakteristik bir ses. ‘Kancalar’da, karakterli ve sağlam duran bir vokale ihtiyaç vardı, o geldi aklımıza.
Orkun: ‘Kancalar’ın bestesi James Bond serisinin müziklerini yapan John Barry’nin ‘Persuaders’ adlı TV dizisinin tema müziğinden esinlenilerek yapıldı. Öncel’e gönderdiğimizde, “Uzun zamandır bu kadar iyi bir melodi duyduğumu hatırlamıyorum” dedi, çok mutlu olduk.

Sizi albüme ‘İnsan Neslinin Sonu’. ismini vermeye iten neydi?
Tolga:
Artık insanların tükenmişliğinden dolayı, popüler kültür sürekli kıyamet senaryoları üretir hale geldi. En yakın örneği, 21 Aralık. Gerçekten dünyanın sonu gelsin isteyen bir sürü insan vardı. Bu aslında zaten kıyametin kopmuş olduğu, modern dünyanın insanı yok ettiği anlamına geliyor.

Bu sene grubun kuruluşunun 20. yılı. Özel bir şeyler yapacak mısınız?
Oğuz: Bu albüm beklediğimiz etkiyi gösterirse 20. yıl için güzel bir parti yaparız belki.
Tolga: Seyircinin geri dönüşüyle bazen çok başka şeyler yapmak istiyoruz. Gönül ister ki hızlıca reaksiyon göstersinler, biz de sık sık üretelim. Sonuçta üretken insanlarız. Ama üretmek için de bir neden gerekiyor. Bizim nedenimiz genelde senelerce beklemiş olmamızdan kaynaklı ‘haydi bir şeyler yapalım’ oluyor.
Oğuz: Şarkılar, besteler birikince insanı zehirliyor, dışa vurmak gerek. Ama dışa vurunca karşılığını da almak istiyor insan. Umarım biz de alabiliriz, çünkü o zaman gerçekten bir anlamı oluyor.
Ras-hit’in ‘İnsan Neslinin Sonu’ adlı albümü önümüzdeki hafta Ada Müzik’ten çıkıyor.

Twitter, idol olayını bitirdi

Twitter sayfanız epey aktif. Kim yönetiyor? 

Tolga: Ben yönetmek zorunda kalıyorum! Memnun değilim bu durumdan ama maalesef orayı canlı tutmak için sürekli odun atmak gerekiyor. Bir grubun Facebook, Twitter, MySpace hesaplarına ihtiyacı olması, rock’n roll’un ölmüş olduğunun en büyük göstergesi. Bunların bir şekilde canlı tutulmaya çalışılması, idol olayının da bitişi oldu aynı zamanda.