Püritenleri rahatsız etme pahasına

Püritenleri rahatsız etme pahasına
Püritenleri rahatsız etme pahasına
Haber: ZEYNEP AKSOY / Arşivi

Genç bir adam. Odasında yalnız. Sevgilisini hatırlıyor. Sevgilisizliği, yalnızlığı, çatışmayı hatırlıyor. Mutluluğu da. Ve bir kadın . O da yalnız. O da hatırlıyor… Belçikalı Eric de Volder’in yazdığı ve Belçika ’da yaşayan Mesut Arslan’ın yönettiği ‘Oda ve Adam’ı yazın festivalde izlemiştim, şimdi Garajistanbul’da oynuyor. İki kişilik kastı, bir saatlik süresi ile festivalde en çok ilgimi çeken küçük oyunlardan biriydi. Şöyle ki: Bir: Metinde hiçbir numara yok. Gayet ortalama, sıradan bir ilişki hikâyesi. Fakat, metin besbelli dramaturjik bir “ameliyat” geçirmiş, (dramaturji Ata Ünal), diyaloglar bölünmüş, iki karakterin birbirini aynalaması sağlanmış, ortalama bir metin, dramaturjik çalışmayla ilginç bir hale getirilmiş. İki: Son derece yaratıcı bir rejiyle, sahnenin kendisi performatif bir nesneye dönüştürülmüş, oyuncular ve sahne içiçe geçmiş, sahne de bir aktör. Üç: Bu reji yaklaşımının bir uzantısı olarak, nefis, özgün bir sahne tasarımı (Meryem Bayram) ses ve görüntü tasarımı (Gürkan Mıhçı, Ozan Akıncı) ve ışık (Turan Tayar), sahnenin performatifliğini desteklerken bir yandan da ayrı ayrı kendi başlarına da izlenebilecek kadar ilginçler. Dört: Nergis Öztürk ve Engin Hepileri çok iyi.
Belki biraz fazla “tasarlanmış” her şey, tasarıma çok yüklenilmiş ve bu püritenleri rahatsız edecektir. Fakat şu önemli: Bütün bunlar, normal bir sahnelemeyle hiç kimsenin umursamayacağı bir metni başka bir şeye dönüştürüyor ve sınırın dışında bir tiyatro deneyimi sağlıyor. Tiyatroda iyi reji ve dramaturjinin nelere kadir olduğunu gösteren çok iyi bir örnek “Oda ve Adam”. Farklı. Enteresan. Özgün.