"Basketboldan sonra golf oynayacağım"

Bir röportajcı kâbusu: Önce İbrahim Kutluay'ın reklam çekimi... Bütün gün; sonra beklenen vakitten önce bitti. O sırada da Demet Şener gelmişti, Kutluay da gündüz terli olduğu için giyip poz vermekten çekindiği Prada gömleğini üzerine geçirmişti bile...
Haber: ORAY EĞİN / Arşivi

Bir röportajcı kâbusu: Önce İbrahim Kutluay'ın reklam çekimi... Bütün gün; sonra beklenen vakitten önce bitti. O sırada da Demet Şener gelmişti, Kutluay da gündüz terli olduğu için giyip poz vermekten çekindiği Prada gömleğini üzerine geçirmişti bile... "Artık bu kadar star oldunuz, böyle cips reklamlarında falan oynamasanız," dedim-demez olaydım! "Milli Takım'ın sponsoru," dedi, "Hem ben de para kazanıyorum bu işten..." Kilit cümleymiş, o an farkında değildim.
Ertesi gün apar topar Atina. Panathinaikos ile sözleşme yenileyip Basketbol Milli Takımı'nın İtalya'daki kampına katıldı. Döndü, yeniden temasa geçtik. Bu arada onun bronz ötesi teninin de tonu birkaç derece azalmış...
"Bugün mü konuşalım, ne zaman buluşalım?" diye özetlenecek telefon görüşmeleri...
"Hadi yarın konuşalım o zaman," diye bitti. Ve tabii ki yine konuşamadık. Mesela kampta değilmiş, maçta oynamayacakmış falan...
Nihayet, o gün! Tezahüratlar, fotoğraf çektirmek isteyenler, bir Abdi İpekçi dolusu alkış, adını haykıranlar, gelip imza alanlar arasında, maç başlamadan gidip takımın yedek kulübesinin oraya oturuyoruz.
Ondan geriye cızırtılı ve konuşmamızın zor anlaşıldığı bir kayıt kalıyor. Tuhaf ama o kadar oyaladıktan, yorduktan sonra baktım ki İbrahim Kutluay'a kızamıyorum bile. Aslında her adımında o kadar iyi ve nazikti ki... İtiraf ediyor; dibine kadar kendisiyle ilgili. Saçlarıyla, kıyafetleriyle, Ferrari'siyle. O ve dünyanın geri kalanı... Kim suçlayabilir ki? Böyle star olunuyor herhalde.
Hakkınızda herkes olumlu konuşuyor. Siz bu hayatta iyi çocuk rolünü oynamayı mı seçtiniz?
En büyük amacım insanların gözünde en yüksekte olmak, doğru bir insan olmak. Hayat felsefem bu. Benim için sporculuk, kariyer fazla önemli olmadı. Kendime her zaman adam olmayı örnek aldım.
Çocukluğunuzdan beri mi iyi insansınız?
Her zaman. İyi olmak sana çok büyük şeyler kazandırır. Aksini düşünmedim. İyi insan olmam, insanlarla iyi ilişkilerde olmam bana her zaman çok büyük şeyler kazandırdı. Bir yere geldim, iyi bir basketbolcu oldum diye insanlara kötü davranmam gerekmez. Bunun doğru olacağına inanmıyorum. Şu anda çok büyük kuvvete sahibim, istediğim her şeyi yaptırabilirim insanlara ama bu gücümü hiçbir zaman kullanmadım.
Bu iyi bir şey zaten...
Ama benim düşüncemde insan çok yok. Kuvvetli olduklarını birçok yerde gösteriyorlar veya bunu öğretiyorlar. Ama bana öyle yaklaşmıyorlar. Toplumda da öyle. Herkese aynı davranıyorum, kendimi yukarıda görmüyorum.
"Aileme çok bağlıyım"
Sizce iyilik olunan bir şey mi, doğulan bir şey mi?
İkisi birden. Tabii aileyle de alakalı bir şey. Aile terbiyesiyle... Yaşadığın ortam bunda çok büyük etken. Ben ailemden böyle gördüm, her zaman annemden babamdan iyi olmayı öğrendim. Her şeyden önce iyi insan olmayı...
Aynı zamanda da iyi evlat mısınız?
Tabii... Aileme çok bağlıyım. Annem-babam benim için hayatta her şeyden önce gelir. Onların duaları, onların yanımda olduklarını hissetmek bana çok büyük destek. Her zaman iftihar ediyorum.
Yatırımlarınızı da babanız yönlendirirmiş.
Hâlâ da öyle. Ben çok gezmeye, dolaşmaya para harcarım. Babam da paramı değerlendirmeme yardımcı olur. Benim param ailemin parası zaten. Ben o işlerle kafamı yormuyorum. Param kaldı mı, indi mi, ne oldu diye düşünmeyip basketbola konsantre oluyorum.
Nedir bu spor dünyasındaki baba-oğul dayanışması?
Benim annemle de aynı şey, sırf babamla değil yani. Sahip olduğum her şey aynı zamanda onların. Ailem onlar. Beni onlar bugüne getirdi ve tabii ki ben ne kazanırsam, onda en az benim kadar hakkı var. Aynı zamanda benim parama ailemin hiç ihtiyacı da olmadı. Babamın da, annemin de kendi birikimleri var. İhtiyaçları yok ama onlarla beraber yaşamak, paylaşmak istiyorum.
Ne yapıyorlar, gayrımenkule falan mı yatırıyorlar?
Ben de değerlendiriyorum. Mesela şimdi oturduğum evi çok beğenerek aldım, orada oturmak istiyordum. Levent'te... İstediğimi alıyorum zaten.
Ferrari mesela...
Benim iyi olan her şeye merakım var. Bu bir araba olur, bir...
Bir kadın olabilir?..
(Gülüyor) Olabilir yani. Hayatı güzel yaşamayı seviyorum, her zaman iyi yerlere gitmeyi seviyorum. En iyi arabaya binmeyi seviyorum. Sporcuyum ama rahip değilim, para kazanıyorsam iyi yaşamak zorundayım. Gençken sevdiğim her şeyi, içimde kalmaması için yapmaya çalışıyorum.
Saç jölesinin uğuru
Şu saçlarınızın sırrı nedir? Maç boyunca o kadar terliyorsunuz, hiç modeli bozulmuyor, tek tel bile oynamıyor?
(Gülüyor) Fenerbahçe'de bir keresinde maça çıkarken jöle sürdüm, güzel durdu, sonra çok iyi oynadım o maçta. Uğuruna inandım, epey olumlu tepkiler de gelince jöle sürerek maçlara çıkmaya başladım. Hem kabarmasın saçlarım, önüme gelmesin diye.
Çok miktarda mı kullanıyorsunuz?
Yok, çok değil. Zaten miktarla değil, jölenin kalitesiyle ilgili... (Gülüyor)
Hayatta da güzellik fetişizminiz var mı?
Öyle bir şey yok. Ben herkesle görüşürüm.
İnsanların güzelliği ve şöhreti geri planda benim için. Kendime özen gösteriyorum, iyi yerlere gidiyorum ama bu özel yaşamım. Hiçbir zaman arkadaşlarımı şöhretli olsun diye seçmem. Benim için sade vatandaş ya da yanımda çalışan bir insan, herhangi biri, fark etmiyor. İlgilenirim, gezerim, konuşurum.
Genç kız ikonu olmak... Nasıl bir geçişti?
Fenerbahçe'de oynuyordum zaten, göz önünde bir camiaydı. Ama şöhret olduktan sonra hayatımda değişiklik olmadı. Zaten İstanbul'un Şaşkınbakkal semtinde doğup büyüdüm. Sadece kazandığım para değişti, onun dışındaki hiçbir şey değişmedi.
Cadde çocuklarının hayatları Bağdat Caddesi'nde geçer. Siz oradan çıkarken zorlandınız mı?
Hiç Cadde çocuğu olmadım ama ben. Orda doğdum büyüdüm ama her dakika antrenman yaptım. Vakit kalmıyor. Antrenman yoruyor insanı ve Cadde'ye zaman bulamıyorsun.
Fenerbahçe'de ünlendikten sonra medyatik olmayı sevdiniz mi?
Zaten Fenerbahçe gibi bir takımda oynuyorsanız, medyatik olmak zorundasınız. Hayatım boyunca hiç medyadan kaçmadım, ortada kaçmak için bir sebep de yoktu. Her şeyi yaşadım. Doğru yerlere gittim, en güzel yerlere gittim, gezdim...
"Herkesle bir yere kadar..."
Bu kadar göz önünde olmasaydınız daha mutlu olur muydunuz?
Kaçmanın doğru olduğuna inanmıyorum.
İnsanlar da son derece pozitif. Kaçsam daha da kötü olacak. Evli değilim, barklı değilim... Her şeyim ortada, kız arkadaşım ortada, gece gezmem ortada. Zaten kendimi bilmesem, ne yaptığımı bilmesem bu yerlere gelemem.
Sizde ters orantılı zaten: Medyatik oldukça kariyeriniz de daha iyiye gidiyor.
Kendimi çok iyi tanıyorum. Ne zaman ne yapabileceğimi çok iyi bilen bir insanım. Maçtan önce kimse beni bir yerde bulamaz, maçtan sonra sabahlara kadar gezmem. Özel günlerimde çıkarım, bir yerde yemek yerim... Şu ana kadar daha sarhoş olduğumu hatırlamıyorum. Kendime çok dikkat ederim.
Sizinle birlikte olan insanların şöhret olması denk mi düşüyor?
Denk geliyor olabilir, dikkat etmiyorum.
İsimlerinin de aynı olması?
(Gülüyor) Tabii ki yani!
Çok kolay seviyor musunuz?
Yani... Öyle çok kolay değil ama sevdim mi de... Severim yani; çok seviyorum.
Bir yandan da çok mesafelisiniz insanlara karşı...
İnsanlara karşı iyi olmanın, iyi davranmanın pahalıya patladığı zamanlar oluyor. Bunu kaldıramayan ya da suiistimal eden insanlar da oluyor. Onu ayırabiliyorum ben. Şöhret olmadan da yanımda olan insanlar vardı, şöhret olduktan sonra da yanımda olanlar var. Herkesle bir yere kadardır zaten...



"Özel hayatımla da örnek bir insanım"
Pahalı arabalar, güzel kadınlar, şöhret falan böyle bir kötü erkek tipi yaratmıyor mu peki? Hani bir tür dergi erkeği tazı...
Çok abartılıyor Türkiye'de ama bütün dünyada böyle. Eğer ben iyi bir basketbolcuysam, iyi para kazanıyorsam iyi yaşamak benim en doğal hakkım. Ben eğer topluma örnek birisiysem, beni örnek alıyorlarsa kötü yaşamı gösteremem ki... İyi yaşıyorum, iyi gösteriyorum ve insanlar da "Olması gereken bu demek ki," diyor. Sadece sporculuğumla değil, özel hayatımla da örnek bir insanım.
Barbie'nin Ken modeli gibisiniz. Her şeyiniz yerli yerinde, mükemmel...
Ama herkes böyle olamıyor. Ben bunlara özen gösteriyorum, dikkat ediyorum, modayı takip ediyorum, arabaları takip ediyorum, hayatı böyle yaşamayı seviyorum.
Basketbol, arabalar, kadınlar ve moda dışında ne var hayatınızda?
Kadınları sen koydun, onu ben söylemedim. (Gülüyor)
Peki, kadınları çıkartalım...
Zaten vakit yok basketbolun dışında. Diğer spor dallarıyla ilgileniyorum. Mesela tenis izliyorum, basketbolu bırakmaya yakın ya da bıraktıktan sonra golf oynamayı düşünüyorum.
Michael Jordan gibi?
Michael Jordan gibi olabilir... Golf keyifli bir spor, ben de yatkın görüyorum kendimi.
Golf de bir statü sembolü, zengin sporu...
Zengin sporu değil esasında, isteyen gelip yapabilir. Sadece golf kulüplerine üye olmak biraz pahalı ama... Öyle zengin sporu falan olduğu için oynayacağım diye bir amacım yok. Ben sadece sevdiğim şeyleri yapmak istiyorum. Golf de öyle, sevdiğim bir şey. Öğrenmek istiyorum, benim böyle bir tarafım var, topa yatkınım. Topla yapılan her sporu rahatlıkla yaparım...