"Ben erkekleşmedim..."

Nurcan Akad'ın önünde uykusuz geceler, gazete binasında harcanacak uzun mesailer var şimdi.
Haber: ORAY EĞİN / Arşivi

Nurcan Akad'ın önünde uykusuz geceler, gazete binasında harcanacak uzun mesailer var şimdi. "Yaz bitmeden Safran'a bir daha gidememekten korkuyorum," diyor, "Ama iki-üç ay kendimi çekmek zorundayım herhalde." Kolay değil, ona bir gazeteyi yeniden yaratma fırsatı verdiler. Ve elbette kullandı... Gözlerimizi Akşam'a diktik, bakıyoruz...
Nasıl karar verdiniz?
Gerçekten çok zor oldu... Bu işi yapar mıyım açısından değil zorluk. Zorluk 11 senedir çalıştığım bir müesseseden, çalışma arkadaşlarımdan küt diye ayrılmaktı. Aileden daha fazla çalışma arkadaşlarınla berabersin. Her şeyden önce bir alışkanlık yaratıyor. O yüzden de küt diye veda ettim.
Sahiden, bunca zaman nasıl gizlediniz?
Sadece ablama ve yeğenime söyledim. Çünkü bir-iki kişiye danışmam gerekiyordu. Bunun dedikodusu da olsun istemedim. Laf dolaşmaya başlayınca müesseseyle pazarlık yapıyormuş gibi bir durum ortaya çıkar. Bu benim asla istemediğim, gayriahlakî bulduğum bir şey... İstifamı verdiğim günden bir akşam önce Ertuğrul Bey'le (Özkök) görüştüm. Bir hafta Ertuğrul Özkök'le kendimi konuşmaya hazırladım.
Ne dedi?
Çok üzüldü. Ben ondan daha fazla üzüldüm. Hep Ertuğrul Bey'le bir gazetecilik yaşamı olacak diye düşünmüştüm. Dolayısıyla çok beklenmedik bir şeydi. O da mesleki olarak önü açılan kimseye engel olmayan bir insan. Aynı şeyi bana da söyledi. "Ben buna bir şey diyemem ama çok üzüldüm," dedi. Benim de hayatımın en zor konuşmasıydı.
Hürriyet'ten giderken, 'Taş yerinde ağırdır' diye hiç çekinmediniz mi?
Hiç... Benim Akşam'daki başarım Hürriyet'in başarısının sınanması olacak. Gazetecilik açısından çok şeyi Hürriyet'in mutfağında öğrendim... Eğer başarısız olursam bu Hürriyet'e de çok ayıp olur.
"Ercan Arıklı söylemişti bana"
Hep ister miydiniz genel yayın yönetmeni olmayı?
Aklımda hiç yöneticilik olmadığı zamanlarda Ercan Arıklı beni bu yöne doğru motive etti. Ben Nokta'da başladım gazeteciliğe ve benim ilk patronumdu. O nedense benim Babıali'deki ilk kadın genel yayın yönetmeni olacağıma, uzun yıllar önce inanmıştı. Sekiz sene önce "Senin kesinlikle genel yayın yönetmeni olman lazım ama bir kadını yapmazlar," dedi, "O yüzden senin mutlaka yazı işleri müdürü olman lazım." Gerçekten de bundan sekiz yıl önce düşünülemezdi. Aslında hâlâ da zor. Benim şansım, karşıma çıkan erkekler oldu. Onlar korkmadan, erkek-kadın ayrımı yapmadan, işe göre insan anlayışıyla çalıştılar.
Sizin kendinize hiç mi katkınız olmadı mı?
Çağdaş fikirli bir yönetici yetkiyi veriyor, "Yüz bakalım," diyor. İşte orada benim yeteneğim ortaya çıkıyor... Yetkiyi verir, bir yere getirir insanı ama o yerde kalmanıza neden olamazlar. Eğer orada ezilirsen bitersin, artık orada kalamazsın... Yazıişleri müdürü oldum, ilk gün toplantıya girdim, kimse bana yer vermiyor. Ayakta kaldım ben. 'Ertuğrul Özkök sana bu titri verdi ama biz seni aslında kabul etmiyoruz' mesajı veriyorlar...
Hürriyet maço bir yer mi?
Eskiden maço bir yermiş. Artık maço diyemem. Kadınların en etkili yerlerde bulunduğu tek gazete. Toplantıda masanın etrafında en aşağı beş kadın olur.
Şimdi yayın yönetmenisiniz. Bu medyadaki cinsiyetçi politikanın sonu mu, kadınlara karşı ayrımcılık bitti mi?
Aslında bunun 10 yıl önce geride kaldığını düşünüyorum. Kendi mesleki gelişimimi düşündüğümde, daha da geriye götürebilirim. Yavaş yavaş azalıyor, değişiyor. Çünkü basındaki erkekler daha modernleşiyor.
Yükselen kadınların erkekleştikleri söylenir. Siz erkekleştiniz mi?
Öyle görünüyor muyum? (Gülüyor) Hayır, ben erkekleşmedim. Bir erkek gibi çalışacak olduktan sonra bir kadın olarak bir yere gelmenin hiçbir manası yok... Mesela hiçbir zaman kişisel bakımımı ihmal etmedim. Saçım her zaman yapılıdır, üstüm başım, kılığım kıyafetim özenlidir. Bir erkek yönetici sabah sadece duş alıp çıkma şansına sahip, kadın ille de kuaföre gidecek, makyaj yapacak, kıyafetini ona göre düzenleyecek ve hayata ister istemez onlardan daha erken başlayacak. Tek bir gün bile ihmal etmedim. Hiçbir zaman kadın olduğumu unutarak bir yere gelmedim.
Bir kere gazeteye erkek fotoğrafı koyalım, diye bastırmıştınız. Neden devamı gelmedi?
Gelmedi... Bunu kabul ettirmek çok zor. Bir kere futbolcu Kubilay Türkyılmaz'ı koydurdum. Taşraya benim baskım sonucu girdi. Formasını sıyırıyor, şahane bir görüntü. Adamdan dinamizm fışkırıyor. Sayfayı da açmıştı. O gün şehir kalıbında ilk değişiklikte Kubilay gitti, başka bir şey girdi. Halbuki oraya Ebru Şallı koyduğun zaman o duruyor, başka haberler değişiyor... Büyük itiş-kakışla bir kere de Erdal Uğurlu'yu kabul ettirebildim. Bir de Fikret Ercan arka sayfaya bir şıklık yapıp, "Nurcan, hadi bu da benden," diye oraya yakışıklı güzel bir adam koydu...
"Komplolara karşı şerbetliyim"
Akşam maço bir yer miymiş?
Bilmiyorum. Akşam hakkında hiçbir şey bilmeden gittim oraya. En ufak bir önyargım yok. Kendilerine söyledim. Açıkçası, gazeteyi de çok incelemedim. Şimdi ben de onun içinde görüp anlayacağım. Ama ilk gün izlenimlerimin olumlu olduğunu söyleyebilirim. Sezgilerim çok güçlüdür, 'Bir kadın geldi, o da nereden çıktı' diye bir hava sezmedim.
İncelemeden, bilmeden gitmeniz ürkütmüyor mu? Komplolardan falan çekinmiyor musunuz?
Hayır, çekinmiyorum. Çok komployla uğraştım ben. Komplolara karşı şerbetliyim, kimse bir şey yapamaz! (Gülüyor)
Teklifi yapan Tuncay Özkan'la arkadaş mıydınız?
Sürekli görüşen arkadaşlar değildik doğrusu. Daha profesyonel bir arkadaşlığımız var... Günün birinde hep birlikte çalışacağımızı söylerdi her rastlaştığımızda. Benimle herhalde hep televizyona dönük şeyler yapmak istiyordu anladığım kadarıyla... Ama hiçbir zaman geniş zamanlar bulup oturmadık, bir fikir olarak Tuncay'ın kafasında vardı. Şimdi de aklına gelen ilk isim olmuşum herhalde... Ama inanılmaz coşkulu telefonlar aldım, herkes "Bunu senin başaracağına inanıyoruz, çok doğru seçim," dedi. Bu da arkadaşlık olmadığını gösteriyor sanırım...
"Hadi bizi transfer et" diye aramış olabilirler mi?
Zannetmiyorum...
Şimdi etrafınızda birden sizinle daha iyi geçinen, gözünüzün içine bakan insanların çoğalacağını düşünüyor musunuz?
E tabii, mümkündür. Neticede orada son sözü söyleyecek insan ben olduğuma göre daha yakın olmayı herkes düşünebilir...
Yönetici ne yapmalı bu durumlarda?
Şimdi ben onları açık edip de kimseye tüyo vermek istemem. (Gülüyor) Ama benim başka ölçütlerim var. Zaman içinde kendime göre sınadığım... Benim için yakınlık, arkadaşlık iş yaşamında belirleyici değildir. Benim için işin ne ölçüde yapıldığı, ne kadar iyi yapıldığı, ne kadar titiz yapıldığı önemli... Arkadaşlarımla dışarıda görüşürüm ama işte öncelikli kriterim yakınlık değil.



"Ne tam İstanbullu, ne de tam Ankaralı gazeteciyim"
Yayın yönetmenlerinin iktidarla iyi ilişkileri olması beklenir, sizin nasıldır?
Ankara'daki çevrelerle ilişki gerekiyor. Aslında benim o ilişkilerim çok canlıydı ama son 11 yıldır uzak kaldım. Hürriyet'in Ankara bürosu oturmuştu. O yüzden çok gerekmedikçe Ankara'dakilerle görüşmedim. Ama çok ilginç bir şey, bütün parti liderleri
arayıp kutladılar. Ben bu insanlarla doğru dürüst bir bağlantı içinde değilim ve beni eskiden tanıyorlar. Ama çok memnun oldum, demek ki o ilişkileri çok sağlam oturtmuşum.
Ankara diline alışınca taviz vermek kolaylaşıyor mu?
Benim Ankara'da başlamadı gazeteciliğim,
İstanbul'da başladı. Sonra Ankara'ya gittim ve ilk başlarda çok bocaladım. Ankara gazeteciliği çok zor... İki ay bütün bakanlara ismimi yazdırdım, kimse bana dönmedi. Moralim bozuldu, istifa edip dönmeyi düşündüm...
İstanbul'da iş çevresi, Ankara'daki siyasi çevre hep birlikte yoğruldu zamanla, bana bir formasyon kazandırdı. Ne tam İstanbullu gazeteciyim, ne tam Ankaralı. İkisi birbiriyle çok güzel bütünleşti.
Var mı öyle bakan-bürokrat arkadaşınız falan?
Var, hem de dolu! (Gülüyor) Bunu kullanmadım hiçbir zaman ama dolu...


"Hürriyet'in manşetleri ortak iradenin ürünü"
Geride kalan Hürriyet'le gurur duyuyor musunuz, çok güzel işler yaptığınızı, iyi bir gazete bıraktığınızı düşünüyor musunuz?
Bence evet. Mutlaka her gazetenin eksiği var ama Hürriyet benim de tanık olduğum o son 11 sene içinde çok modernleşti, çok değişti. Çok değişik ve farklı yazar yelpazesine kavuştu... Ve hakikaten de çok beğeniyorum. Ertuğrul Özkök'ün yarattığı demokratik ortam içinde hepimizin çok büyük katkısı oldu. O da astığı astık, kestiği kestik bir yönetici olsaydı katkısı bulunacak insanlar kendilerini ortaya koyamazdı.
Özkök için değil ama Hürriyet için astığı astık, kestiği kestik denebilir mi?
Hiç... Bence eskiden daha öyleydi. Bazı konularda çok kesin tavırları oldu, bunlar da bilinçli olarak yapıldı çoğu zaman. Ama astığı astık kestiği kestik bir gazete değil Hürriyet. Ben öyle düşünmüyorum. Öyle bir havası mı var? Belki ben içinde olduğum için körleşmiş olabilirim, dışından bakamıyor olabilirim.
Bir manşeti attıktan sonra ertesi gün hiç pişman oldunuz mu?
O manşetler bir ortak iradeyle çıkıyor. Bir manşet beni daha yapılırken rahatsız etmiş olabilir ama o masadaki altı kişi beğenmişse, ben susarım. Benim beğendiğim bir başka manşet, başka bir arkadaşımı rahatsız etmiş olabilir ama neticede ortak aklın, ortak iradenin aklı... Dolayısıyla ben onları tartışmam.


Neleri değiştirecek?
Arka sayfa güzelleri gidiyor
"Akşam'daki arkadaşlara arka sayfa güzellerinden vazgeçeceğimizi söyledim. Yumuşak bir geçiş yapalım, hemen paldır küldür yapmayalım dedim. David Beckham'la karısı Victoria'yı birlikte kullandık. Karı-koca yaptık; en azından bir kadın, bir erkek olsun diye... O mayolu güzeller yerine, ben daha fonksiyonel, güzel fotoğraflı bir haber sayfası olarak değerlendirmek istiyorum arka sayfayı."
Her takıma eşit spor sayfası
"Toplantıda kendimi anlattım, 'Ben Galatasaraylıyım' dedim. Aynı zamanda kongre üyesiyim ama benle ilgili bir şey, gazeteye bire bir yansıyacak bir şey değil. Bütün takımlara aynı mesafede duracağız. Fenerli basın olmayacağız ama Galatasaraylı basın da olmayacağız."
Daha ciddiye alınan bir gazete
"İşim çok zor. Gazeteye yeni bir anlayış gelecek. Gazete fırlayacak. Daha fazla okunan, daha fazla izlenen, daha yaygın, daha keyifli ve daha fazla ciddiye alınan bir gazete olsun. Bir iddia koyuyorum ortaya. O iddiayı gerçekleştirmek için çok şey yapmak lazım, şu anda bakir bir alan..."
Akşam'ın starları geliyor
"Akşam'da da star yaratmayı düşünüyorum, mutlaka. O gözle bakacağım tabii ki. Gençlere çok önem veriyorum..."